Gönderilmemiş Bir Mektubun Peşinde – III

Gece Gündüz
A A

Gönderilmemiş Bir Mektubun Peşinde – III

Pişmanlığın ve arzunun birbirine girdiği karmaşık hislerimle boğuşurken bir yolculuğa çıkmaktan ziyade, hayal âlemine düşmüş gibi hissediyorum. Yine de saatler sonra bir kez daha Fas’ta olmak, çok farklı hissettiriyor. Bu dünyayla ilgisi olmayan bir zaman diliminde, mekânda savruluyorum sanki. Mutluyum ama o deli cesaretimin yerini, korku almışa benziyor. Ona bu kadar yaklaşmışken bu çekingenlik de neyin nesi, bilmiyorum. Tekrar Sultan’ı düşünüyorum. Aşkının ve cesaretinin baskıyı, yolları aşışını kendime rehber ediyorum. Bir de bana güç versin diye Zeyd’in beni uğurlarken söylediklerini hatırıma getiriyorum.

“Yolun bir kez daha düşerse buraya, lütfen uğra Süreyya. Ben, hep buradayım. Belki o zaman daha derin bir sohbetin içinde buluruz kendimizi.”

Cümleler yinelendikçe içimde, hareketlerim hızlanıyor. Onu görme düşüncesinin heyecanıyla dolu olsam da eve yaklaştıkça bagajda unutulmaktan son anda kurtulan bisikletimin pedalına güç bela basıyorum. Sanki bir şey, olduğum yerde öylece çakılı kalmam için beni zorluyor.

Zeyd’in evinin birkaç ev gerisinde bekliyorum. Bisiklette yarı oturur vaziyetteyim. Bunca yolu gelip kapıyı çalmazsam pişman olacağım, çalarsam da aynı pişmanlığı taşıyıp utanç duyacağım. Zira akıl kârı değil, hayali kalbimin orta yerine kurulan, tanımadığım birini görmeye gelmek. Üstelik kim bilir nasıl karşılayacaktı beni. Eğer alaycı bakışlarına maruz kalırsa hislerim, kırılırım; ezilir uzun zamandır sadece onunla dolu olan yüreğim. Biraz önce cesaretini toplayan kişiden çok farklı hissediyorum. Ah, keşke yola düşmeden tüm bunları aklımdan geçirseydim. Daha fazla öyle bekleyemeyip geri dönüyorum. Karşılaşacağım tepkinin tedirginliği ile kapısını çalmaya bile cesaret edemiyorum. Hareket etmeye hazırlanırken şaşkın bir ses tonu tarafından adım birkaç kez seslendiriliyor. İnsanın içinin titremesinin nasıl bir hâl olduğunu, tam da o anda deneyimliyorum. Beni unutmamış ama utancımdan ona dönemiyorum. Zeyd, hızlanıp yanıma geliyor.

“Süreyya. Geldin ve uğramadan gidiyorsun öyle mi?”

“Bir an için akıllıca bulmadın ziyaretimi. Gerçi geliş sebebimin de elle tutulur bir yanı yok ama…”

Ses tonundaki naiflik hep aynı, bakışlarındaki de.

“Lütfen içeri gel. Evim biraz nefes alsın; ben, bir kez daha senli havayı soluyayım.”

Sözleri beni hem heyecanlandırıyor hem de cesaret veriyor. Onunla yıllardır görüşmeyen, vuslatı zor iki sevgili gibiyiz; her şey bir anda dökülüyor dudaklarımızdan.

“Aslında deli bir kadından satırlar vermek için geldim sana.”

Bahçeye geçip oturduktan sonra utancımı gizleyemeyerek devam ediyorum.

“Gözlerindeki ışıltı, tamamen benim hayal ürünüm sanmıştım.”

“Fazlasıyla gerçekti. Bir ışık verdin bana Süreyya, yaşam kaynağım oldu. Fakat cesaretten o kadar yoksundum ki böyle birdenbire filizlenen duygulara vereceğin tepkiyi bilemedim.”

Bu kadar aynı düşündüğümüzü tahmin edemezdim.

“İnsan, durup dururken pat diye sevmemeli, bir kaidesi olmalı değil mi bu işlerin?”

Zeyd’in gözleri parlıyor.

“Demek kaidesizmiş bu işler. Her şey bir tebessümle başlayabiliyormuş. Sevmek için kallavi bir sebep gerekir sanmıştım ben de hep.”

Masanın üzerinde birbirine geçirdiği ellerini tutuyorum.

“Ah Zeyd, ben de çoğu şeyi sayende öğrendim. Aslında her şey şairleri dinlememekten oluyor biliyor musun? Hâlbuki bizdeki bir şair, yıllar önce yazmış; her şeyin, aşkın da sevincin de birdenbire olduğunu.”

Zeyd, ellerimi avuçlarının içine alıp sitemkâr bir bakış takınıyor.

“Demek tesadüfen kapının önüne çıkmasaydım kaçıracaktım seni. Akıbetimiz, yıllar önceki bir hikâyeye benzeyecekti. Ya da ben, artık saklandığım hücre çeperinden çıkıp gelecektim şehrine. Tabii o zaman da geç olabilecekti.”

Mahcubiyetimi saklayamıyorum.

“Bu konuda aynı düşünüyormuşuz seninle. Korktum vereceğin tepkiden. Birdenbire karşına çıkışımı tuhaf karşılamandan ve kırılacağımdan korktum.”

Ona yazdıklarımı uzatıyorum. Aynı hissiyatta olmak, hafifletiyor beni; rahatça sözcüklerimi ve kalbimi serebilirim önüne. Tıpkı ilk karşılaşmamızda olduğu gibi zamanın nasıl aktığını fark edemiyoruz. Derinleştikçe derinleşiyor sohbet. Zeyd, beni büyülüyor sanki. Hep daha çok anlatsın istiyorum. Ses tonu, gökyüzündeymişim gibi hissettiriyor. Uzun süredir kimseyi bu kadar tutkun dinlememiştim. Zeyd’in konuşması kadar dinlemesi de hayran bırakıyor. O yüzden ağzım kurusa da anlatmaya devam ediyorum.

“Çok konuşmaktan çenem tutuldu resmen.”

“Ses tonun o kadar etkileyici ki seni sonsuza kadar dinleyebilirim.”

Yine aynı düşünmek, şaşırtıyor beni ama demek böyle bir şey sevda. İnsanın sevdiğinin sesi, dünyanın en güzel şarkısı.

“Sana, beni hayalimde devamlı buraya getiren ve sonrasında da yola çıkma cesareti veren şarkıyı dinletmek istiyorum.”

Telefonumdan Ana Baashaq El Bahr’ı açıyorum. Hayal ettiğimden çok daha güzel bir an yaşıyorum. Kalbim yerinden çıkacakmış da beni uçuracakmış gibi hissediyorum. Liste diğer şarkıya geçerken kapatmak için başımı, onun omzundan ayırmamla birlikte Zeyd, elini uzatıyor.

“Haydi o zaman, hayallerini kurduğumuz tüm anların, tesadüfen tanışmamızın ve yine tesadüfen buluşmamızın hatırına dans edelim.”

Dansa kalkıyorum ama sanki zamanın durdurulduğu bir noktadayım. Her şeyin kurgu olmasından korkuyorum. An, bu kadar güzel olamaz.

“Rüyada mıyım, yoksa delirdim de hayal mi görüyorum? Sen gerçek misin Zeyd, duyguların gerçek mi?”

Uğruna yolları aştığım bakışlarını gözlerime dikiyor.

“Dostların alay konusu olabiliriz, o kadar romantik ve gerçeğiz.”

Gülüşüyoruz. Sonsuza kadar alay konusu olabilirim. Zamanında dalga geçtiğim yakın arkadaşlarımın intikamına da maruz kalabilirim. Büyü bozulmadıktan ve şu capcanlı sevgi ölmedikten sonra, ne yenik hissettirir ki? Kaldı ki sevmek, bahar gibi. Yeniden doğduğunu ve direncinin arttığını hissettiriyor. Başımı Zeyd’in göğsüne dayıyor ve şükrediyorum; hislerimi dinleyip gönderilmemiş bir mektubun peşinden geldiğim, onu tanıdığım ve evren tarafından buluşturulduğumuz için. Onun o huzurlu sevgisi ve naif sesiyle ödüllendirildiğim için.

Zozan Çetin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...