Gönderilmemiş Bir Mektubun Peşinde – I

Gece Gündüz
A A

Gönderilmemiş Bir Mektubun Peşinde – I

Saatlerdir arşınladığım yolun, beni nefes nefese bırakması üzerine kaldırıma oturdum. Bir yandan ritmi bozulan soluğumu düzene sokmaya, bir yandan da vardığım noktanın neresi olduğunu anlamaya çalışıyordum. Belki de on bin kez uyarılmıştım ama kalbimin sesini dinlemiş ve düşmüştüm yola. Zaten hep kalbime bir kor gibi düşen izlerin peşine takılmıştım. Tıpkı şimdi anneannemin geçen gün bahsini ettiği bir öykünün peşinden, ülkemin uzağındaki, bu bilmediğim şehre geldiğim gibi. O, gözleri dolarak anlatmıştı kız kardeşinin mezara kadar götürdüğü, yarım kalmış aşkını; ben ise içim burkularak dinlemiştim bu eski sevda yanığına dair hikâyeyi.

Her şey bir tesadüf sonucu gerçekleşti aslında. Kozmik sayılabilecek büyülü bir rastlantı, beni yollara düşürdü. Evdeki neredeyse 200 yıllık eski sandığı karıştırmaya başlamamla birlikte, bambaşka bir dünyaya dalmıştım. O an yakıcı bir pişmanlık sarmıştı her yanımı. Nasıl da geç kalmıştım bu dünyaya? Kendime kızgınlık duyarak elime aldığım; sararmış, buruş buruş bir zarf, daha da vurdu beni. “İçimde çakılı duran ve bir an önce önündeki bendi aşmak isteyen o koca harfler nerede? Oysa ne çok bekledim şu anı. Tam da beni gördüğün ama gerçekten gördüğün bu anda, karşına dikilip tüm öfkelerimi, özlemlerimi ve sessizce yanışlarımı anlatmak istiyorum sana. Belki de acıtmak istiyorum seni; bana bıraktığın sarı ayrılık günlerinin ve de sevdaya düşman vazgeçişlerinin öcünü almak istiyorum senden. Fakat yine umursamıyorsun işte. Orada öylece durup vakur, uysal ve bir o kadar aykırı tavrınla bekliyorsun; o deli mavi gözlerini, gözlerime dikerek. Sen gözlerinle indikçe derinlerime, cümlelerim kaçıyor içime. Tüm o konuşmak için sabırsızca beklediğim saatler, titreme şeklinde aks ediyor vücuduma. Bittabi tek kelam edemiyorum. Ah… Bitti. Sen, beni öylece izledin bir kez daha. Dönmekten başka seçenek bırakmadın bana. Şimdi otel odasında, bu satırları yazarken tekrar yaşıyorum, birkaç dakika öncesini. Beni hiç sevmedin değil mi? Oysa ben, nice badirelerin eşiğinden geçtim ulaşmak için sana. Gel gör ki R…” diye bitiyordu, yarım kaldığı belli olan mektup. Sonra kız kardeşinin, büyük bir aşkla bağlı olduğu, her zaman R diye hitap ettiği bu adamla mektuplaşmalarından bahsetti anneannem.

“Büyük ihtimalle Fas’ta yazdı bu mektubu. ‘Neden yarım kalmış ve vermemiş?’ dersen; bence hayal kırıklığı. Yıllarca yüreğinden dizeler gönderdiği adamın vurdumduymazlığı kırmış onu. Oradan döndüğünde, babam çok acıttı canını. Ah hiç unutmam.”

“Peki, ne olmuştu? R hiç yazmadı mı?” Anneannem, üzerinde R yazan birkaç zarfı bana uzattı.

“Yazmadı. Zaten bu Fas olayından sonra babam; kâğıt, kalem ne varsa hepsini toplayıp attı. Bunları da zor kurtarmıştık. Sultan da delice bağlandığı bu aşkın yarattığı hayal kırıklığı ile suskunluğa gömüldü. Konuşmadı, kırgın yaşadı hep.” Bu çağ, içime o kadar yerleşmişti ki birinin aşk kırgınlığıyla suskunlaşmasını anlayamamıştım. Fakat Sultan’ın yüreğini içimde, kalemini elimde hissetmiştim. Kırılgan satırlar, aşırı bir şekilde tesiri altına almıştı beni? Çok geçmeden de yüreğimi kasıp kavuran bir hisle boğuşmaya başladım. Fas’taki mektupları bulma, ne olduğunu anlama isteği ile gitmek için yanıyordum. Haliyle hiçbir güç durduramamıştı beni. Sandığa kaldırılmış bu eski sevdanın peşine düşme kararı almıştım.

Başlangıç noktasını düşününce ağır ağır yerimden kalktım, silikleşen adresi bir kez daha inceleyip iz sürmeye devam ettim. Aradığım adres yan sokaktaydı. Eski fakat onarılmış kapısına yaklaştıkça heyecanım artmaya başladı. Bir süre öylece dikildim, kalp atışlarım hızlandıkça zile basmak için kalkan elimin titremesi baş edilmez bir hal alıyordu. Nihayet buraya gelirken yanıma aldığım cesareti toparlayıp bastım zile. Daha sonra adının Zeyd olduğunu öğreneceğim bir adam kapıyı açtı. Zeyd, yıllar önce, evdeki en kuytu köşede, tozlu sayfaların arasında bulmuştu mektupları. Dedesi öldüğü için öğrenememişti yaşananları fakat onun da yüreği heyecanla kıpırdamıştı, sevda taşan satırlarla ilk karşılaşmasında. Ona anneannemin anlattıklarını aktarıp mektupları incelerken R’nin kaleminden çıkmış ve gönderilmemiş bir mektupla karşılaştım. O da buruş buruştu.

“Pişmanım Sultan! O gün ellerinden tutmaya cesaret edemediğim için pişmanım. Aşktan korktuğum için ruhumun yangını asla dinmeyecek, biliyorum. Hatamdan dönmediğim, affına ve aşkına sığınmadığım için kendimi affetmeyeceğim. Fakat korktum; öfkeni ve aşkını gözlerinde gördüğümde senin büyük tutkunun, benim küçük dünyama sığmayacağından korktum…” R’nin neden Faslı bir kadınla evlendiğini, adını ve hayatını sormak içimden gelmedi. Gönderilmemiş bir mektubun peşinden buraya gelmiş, bir başka gönderilmemiş mektubun yakıcılığıyla sarsılmıştım. Yıllar önce yaşanmış bir aşk, beni neden bu kadar etkilemişti, bilmiyordum ama “hata” kelimesinin içimi hep kemireceğinden emindim. Sultan ile R, kaç kere bir araya gelmişti? Neler yaşandı? Bu sorular, sayısız öykü canlandıracaktı hayalimde onlara dair. Daldığım evrenden, bahçeye elinde bardaklarla gelen Zeyd sayesinde ayrıldım.

“Kahvenin iyi geleceğini düşündüm Süreyya, yorulmuşsundur.” Samimiyetinden duyduğu mahcubiyetle cümleyi bir kez daha, siz ve hanım ekleyerek kurdu. Bir süre sonra bana dedesini anlatmayı, bazı albümler getirmeyi teklif etti. Fakat ben istemedim. Maziden bugüne mektuplarla taşınanlar, bugün olmuşçasına kızmıştım R’ye. Sultan’ın kalbi, benimmiş gibi kırılmıştım ona üstelik.

Zeyd’in kolundaki saate gözümün çarpmasıyla ufak çaplı bir şaşkınlık yaşadım. Zaman su gibi akmıştı; biz nasıl bu kadar derin sohbete dalmıştık anlayamamıştım. Fakat ilk karşılaşmamızdan beri, birbirimizi tanıyormuş gibi hissetmiştik ikimiz de. Saatlerce konuşmamızın nedeni bu olmalıydı. Konuşurken resmi olmamasını da rahatlıkla söyleyebilmiştim bu yüzden. Bir süre sonra bahsi geçen oteli görmek isteyince Zeyd, yıkıntı haline geldiğinden bahsetti o naif sesiyle fakat ben yine de orada bulunmak istiyordum. Bu yarım, gizli aşkın anılarını iyice çekmek istiyordum ruhuma. Tuhaf bir arzuydu bu ama kendime engel olamıyordum. Evden çıkarken sırt çantamı da aldım; buraya dönmeye vaktim kalmayacaktı. Sessiz bir yürüyüşün ardından bir harabenin önünde durduk. Otel yıkıntıya dönüşmüş, anılar da taş yığını halini almıştı. Ne tuhaf ki bu görüntü, tıpkı birkaç satırlık o mektuplarda olduğu gibi içine almıştı beni. Gözümde canlanan kadın siluetinin peşinden giderek etrafı turladım. Bunu birkaç kez amaçsızca tekrarladım. Daha sonra fazla vakit geçirmeden oradan ayrıldık. Zaten uçuş saatim de yaklaşıyordu.

Havaalanına benimle birlikte Zeyd de geldi. Yanımda huzur verici bir sessizlik içinde yürüyordu. İlk güvenlik kontrolünün yapılacağı noktaya yaklaştık.

“Nasıldı, umduğun gibi geçti mi?”

“Bilmiyorum aslında. Karışık hisler içindeyim. Burada, benim gibi hikâyenin büyüsüne kapılan biriyle karşılaşmak güzel ama onların aşkı gibi yarım kalan şeyler var.” Konuşmamızı uçak anonsu böldü.

“Sanırım artık gitmeliyim.” Garip olan şu ki bunun gönüllüsü değildim. Buraya gelmem için beni baskılayan ruhum, şimdi de bilmediğim bir sebepten kalmamı öğütlüyordu.

“Galiba. Yolun bir kez daha düşerse buraya, lütfen uğra Süreyya. Ben hep buradayım. Belki o zaman daha derin bir sohbetin içinde buluruz kendimizi.” Tokalaşmak için elimi uzattım.

“Şimdi bile fazlasıyla derindi. Hoşça kal Zeyd, iyi ki tanıştık.”

“İyi ki tanıştık.” Zeyd’in gözleri öyle büyüktü ki gülünce kısılsa dahi küçülmüyordu. Sultan’ın, R’de olduğunu söylediği deli gözler belki de böyleydi. Ya da ben, kendimi Sultan ile o kadar çok özdeşleştirmiştim ki onun duyguları ve gözleriyle görmeye başlamıştım.

Uçağa binip arkama yaslanınca tuhaf bir duyguyla cebelleşmeye başladım. Tıka basa dolu olma ile boşa kürek çekme hissi, birbirini kovalıyordu. Buraya geldiğim için pişman değildim. Aksine içimde, iyi kiler uçuşuyordu. Fakat cevapsız sorular; biliyordum ki aklımı hep kurcalayacaktı. Gönderilmemiş bir mektubun peşine takılıp geldiğim bu kent de onların yarım kalan aşkının bıraktığı sorular gibi yüreğimde öylece duracaktı…

Zozan Çetin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...