Metafiziksel Dünyamın Pervazında

Gece Gündüz
A A

Sokak lambalarının bulanık ışık kümelerinin, sayfalarca yağdığı bir geceden, yıldızlara uzanmak için topluyorum kelimelerimi.

Aklımın en ücra, o en hastalıklı köşesine ulaşmaya çalışıyorum örümcek ağlarını silkeleyerek duvarlarımdan.

Ne çare yol almak; görmüyor, duymuyorum bile.

Mumun alevini titretecek zift karanlıkta kalakalıyorum; zihnimin leke örtülü sofrasından, çatal bıçak sesleriyle…

Tabağımı uzatıyorum yaldızlara; yakalamaya çalıştığım ışık kümeleri, rüyalarımı fısıldıyor gerçeklerime.

Kelimeleri toplamaya devam ediyorum; uluyan köpeklerin korkusundan titrerken.

Korkmamak için yazıyorum. Belki de yazmak için yaşıyorum.

Bu dünya evindeki bütün nefes alışları ve şehvetle verişleri hissediyor, en güzel koylarına ayak basıyorum Simena’nın.

Konstantin’in arenasında savaşçıların atlarının şahlandığını, toynak seslerinin tozlu zemine çarptığını duyuyorum yüzyıllar sonrasından.

Cosmos serüveninin içinde bulunduğumu; evrenin, dünyayı ustalıkla veyahut kabul etmeli, sendeleyerek taşıdığını görüyorum balkonumdan.

Bacaklarımı uzatıyorum yaz gecesinde balkonumun pervazlarından.

Propertius mırıldanıyorum sokaktan geçen kediye:

“Bu dünya evini nasıl yürütür Tanrı;
Ay nasıl yükselir, ufaldıkça ufalır;
Her ay nasıl bütünlenir dolunay;
Deniz üstünde niçin bu yeller,
Nerden gelir bulutları yapan tükenmez su,
Buraya gelsin gün gelip yıkılacaksa dünya.”

Tek bedende hapsolmuş ve müebbet hapis cezasına çarptırılan ruhumla birlikte, aynı anda birçok farklı yerde olabiliyoruz o sıra.

Güneşin yakıcı sıcaklığını hissederken yüzümde, buz tutmuş ellerim kartopuyla oynuyor aynı günde.

“Niçin bütün ruhlara ait olmayayım?” diyorum.

Pencerelerini biraz aralık bırakmaları yeterli sancağımda…

Niçin her yerde var olamayayım hayat ağacında?

Süregelen bir şekilde, hâlâ bu dünyadayım.

Bir orada ya da burada…

Zeynep Kabadayı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...