Günbatımı Uzakta Ama Ben Yoldayım

Gece Gündüz
A A

Günbatımı Uzakta Ama Ben Yoldayım

Gözyaşlarımı serptiğim, süründüğüm yolların üstünden adımlarımı sert sert basarak, o hıçkırıklara inat gülerek geçtiğimden beri; hüzünlerin sadece gülmenin kıymetini daha iyi anlamamı sağlayan küçük fakat bir o kadar yakıcı rekabetler olduğunu düşünüyorum.

Yanımdaki biraz solumda kalan çocuğa bakıyorum. İçimde kırık hikâyelerle koleksiyon yapan bir kız var. İnsanların gözlerinin içine çok yakından bakarsanız; yıllardır kimsenin görmemesi için uğraştığı, gittiği geldiği bütün yolları o kadar yakından görürsünüz. Baktığımı fark ediyor, bu delinin kim olduğunu çözmeye çalışıyor ve perdesini indiriyor çehresine. Herkes yazıyor, o biraz silmiş belli derinliğinden. Arayıp durmuş. Başı dönmüş boşluğunu doldurmaya çalışmaktan. Kesse bile dönmeyi, hâlâ göremiyor önündekini. Hiçliği dolduran bir tıkaç onunki… Sağıma dönüyorum biraz da. Uçuruma düşmekle ayakta olmak arasında bir Araf’ta kalan kadın var. Çok kez itilmiş. Fakat kuşlara, sevgiye ve Ütopya’sına o kadar da sıkı tutunmuş kan kırmızı boyalı tırnaklarıyla. Öğrenmiş kuralı. Öğretmiş üstünden geçen insanlar. “Geceye yenilmeyen her insana; ödül olarak bir sabah, bir gündüz, bir güneş vardır.” Biliyoruz. Şunu da fısıldamışlar kulağına; “Seni anlamayan yüzlerce insan, içinde bulunduğun kahrolası durumlar, acısını son zehrine kadar akıtan sergüzeşt kederlerin, mutluluğuna bir dem daha yaklaşman içindi.”

Gökyüzüne bakıyorum bu sefer, o demi aramak isteyen gözlerime inat. Sahi birbirini anlayan iki ruh karşılaştığında, iki çocuk veya iki yaşlı, ilahi komedya onlara ve son satırlarına bir şans daha veriyor belki de. Çelikten zırhlarını geçiriyor iki melek. Gerisini yürek ve “onlar” düşünsün.

Bir hikâye yazıyorum önümdeki o adama. Hadsizliğimi affeylese keşke ama tutamıyorum kendimi ve sığamıyorum gökyüzüne. Tanrısal bakış açımla giriyorum hayatındaki küçük kadrajımla rolüne. Dünyayla meşgul ciddi suretler o an beni göremiyor. Dudaklarına kuşlar konduruyorum. Biraz da büyüyorum o sıra. Küçük ellerime kâinatı üfleyip dua ediyorum. Her nereden çıktıysa… Belki de inmemize az kala gelen vapur sesi ve o insanların kalplerine düşmesini istediğim son ufak dokunuşla.

Ben hep o son satırım.

Hep o başlangıcı getiremeyenim ve bu yüzden susan çığlığıyla.

Zeynep Kabadayı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...