Bu Satırlar Hep Güneş

Gece Gündüz
A A

Bu Satırlar Hep Güneş

Bazen insanın anlatmaya değil de anlaşılmaya ihtiyacı oluyor sanırım.
Bu yüzden bırakır bir şair yapraklarını dökmeyi, dökülen yaprakları izlemeye başlar.
Kendi içine açtığı çukurlardan yürür derinlerine.
Ben ise bir köşeye çekilip ayağıma takılan sarmaşıkları örerim.
Anneannemin divanına kıvrılıp bekçisiz yolları izlerim.
Kendimi bulana kadar yürürüm evimin yolunu unuttuğum sokaklarda.
Köşe başlarında oynayan çocukları görürüm yanımdaki kaldırımda.
Sonra kulağıma bomba sesleri, güneş yerine tuğlaların üstünü örttüğü çocukların görüntüleri gelir.
Halbuki fesleğen almak için çıktığımı hatırlarım sokağa.
Onun yerine çocukları alırım yanıma.
Bugün güneş, bu yolun sonunda karşıma çıkacak bir şiiri örtüyor.
Beni takip eden gölgeler, bu öykünün sonunu fısıldıyor.
Güneş sönüyor, batan günün makarasını sarıyorum yine.
Ördüğüm çoraplar başımıza iş açtı diye kızıyorum yanımdaki çocuklara.
Soruyorum işte.
Bazen dünya sonuna kadar seninmiş gibi açmıyor mu kapılarını?
Tüm mavilikler senin için boyanmış gibi.
Sonra bir anda, tüm karanlıklar senin oluyor.
Sen bu dünyaya izinsiz girmişsin gibi de kapatıyor kapılarını.
Yalnız insanlar ve yalnız ruhlar beraberinde doğdukları boşluğu kapatmak için bir insanla birlikte olmayı seçiyor.
Hayatlarının bu nihai amacına hizmet etmek için yaptıkları her şey.
Makaranın ucunu buluyorum gün bitmeden.
Yine cevabını uzun süredir aradığım bir soruyu yanıtladım farkında olmadan.
Kaldırımda oturan bordo gülüşlü adamın hayatında biri olmamasının nedeni; kendi hayatında bile olamayışından…
Bir dolmuşun boş koltuğuna çanta bırakamamak gibi.
Biliyor, orası boş ve ona ait.
Yine de bir misafir gibi dizine koyuyor çantasını.
Bordo gülüşlü adamın yalnızlığı bir başkasıyla giderilemez.
Yalnızlığına bir başkası eklendiğinde giderek büyür ancak.
Ağaçların altında otururken uçan yapraklar ikisine de düşer.
Toplamak ise bu kara kışta yine ona kalır.
Güneşin selamını almadan evden çıktığı günler olur sonra.
Sonra, sonra eline konan uğur böceğini silkeler, bir simitçiye somurtur belli mi olur?
Güneş yine de küsmez aya.
Güneş, bana annemi hatırlatır.
Günneş annedir, ay baba.
Anne ışık saçar.
Baba ise ışığı getirmeden önce karanlıkla örter kelimeleri.
Benim yolum ışık, cebimde bir umut, başımı kaldırdığımda ise sen varsın anne…
Dünyada çocuk kalmayacak belki.
Kan donacak.
Haritalar sınırlarıyla birlikte yok olacak. Güneş yakacak bizleri.
Fakat başucuma koyduğum bu satırlar, hep güneş, hep çocuk kalacak.

Zeynep Kabadayı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...