Ay Işığının Aydınlattığı İnsan ve Şiiri

Gece Gündüz
A A

Ay Işığının Aydınlattığı İnsan ve Şiiri

Kötüler geliyor üstüme. Ruhuma ve bedenime…

Oraya buraya fırlatılmış iskemleler gibiyim yine.

Gözlerim içime kaçıyor, kalbim dışarı. Yaşamış ve hükmetmiş bütün kötü insanlar, çiçeksiz mezarlarından kadeh tokuşturuyorlar ebedi zaferlerine.

Her sabah ruhuma üflediğim ney kayboldu az önce. Lakin rüzgârlar hala benimle. Nefesim de hala kuvvetli.

Bu fırtınayı çıkarabilmek için daha çok nefese ihtiyacımız var hepsi bu.

Saat 03:21

Kötülerin, hükümet sözcülerinin, patronların, totaliter düzeninin inci gibi sıralanmış her bir mevkisinin uyuduğu bu saatte uyanmışım yine.

Gün boyu ümüğümü sıkan güçten sıyrılmışım, özgürlüğümü gezintiye çıkarıyorum kötülerin uyuduğu bu dünyada. Ay ışığı aydınlatıyor yolumu, sesleniyor bize.

“Geceden korkmayın” diyor.

Geceleri dünya ve mahlûkatları; gün ışığının parlaklığından kör olan gözlerini, gök kubbenin karanlık örtüsüne emanet ediyor yine.

En şiddetli elem gözyaşlarını kabul ediyor heybetli gövdesine. “Çünkü kimse yaşamın anlamını öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam gecenin konusudur.”

Kabul ediyor huzuruna beni, dert ortağı oluyor yüküme.

“İnsanlardan bahset bana.”

İyi insanlar, şiir yazanlar, kötüler ve diğerleri…

Kötüler şiir okumazdı ama ben onlara yazardım.

Nereye mi yazardım şiirlerimi?

Bedbaht gördüğüm her duvarın çatlamış kovuğuna.

Nasıl mı yıktılar beni?

Yıkılan ben değildim. Çiçeklerimi salladılar onlar benim.

Gövdem hala ayakta…

Dallarım kara. Çok kara. Kuru kupkuru. Çiçeksiz ve kimsesiz…

Kuşlar.

Kuşlar uzak diyarlarına biletlerini kestiler. Kargalar dallarıma konuyor artık.

Çirkinliğime hemdert oldular kanatlarını her çırpışlarında, ensemde hissettiğim rüzgârlarıyla.

Neden mi hala buradayım?

Daha büyük bir şey var. Burada olmamın nedeni; atmosfer, evren, beni oluşturan yıldız tozları ve bir tutam güneşten alınmış bir borcum var.

Güneşin battığını görüp, ipotekli kabuğuma çekilmeden geceye karışıp, ay ışığına sığınmaya borcum var.

Bir güz vakti İstanbul’un tepesine çıkıp “BENDEN NASIL SİZDEN BİRİ YARATTINIZ ULAN?” deme borcum var.

Varsın önlerinde eğildiğimiz dizlerimiz olsun, düşüncelerimiz değil.

 

Tut ellerimden ay. Daha bu dünyaya yazmam gereken bir şiir daha var.

Yüzüne tükürmem gereken bir ya da bir kaç şeytan güruhu daha var.

Ve iyi insanlar geceyi sevene, kötüler güneşi rahat bırakana kadar direneceğiz.

Kalemimizi bırakmamıza bir asır daha var.

Zeynep Kabadayı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...