Bir Aktörün Not Defteri – I

Gece Gündüz
A A

Yeni bir mülakat! Bir makarna reklamında rol, çok büyük olmasa da iş, iştir. Hem bu iş sayesinde onun çok beğendiği perdeleri alabilirim. “Bu perdeler senin evine çok yakışır.” demişti. O gece fark etmiştim; perdesiz ev, gerçekten fakir evi demekmiş. Buraya geldiğinde bunu fark ettiğini düşündükçe beynimin eridiğini hissedebiliyorum. Beni nasıl yargıladı kim bilir? Paramın olmayışına rağmen benimle birlikte olması pek şaşırtıcı değil. O öyle bir kadın değil zaten. Asıl beni rahatsız eden, bir şeylerin farkında olmayan bir insan olduğumu düşünmüş olması. İşte bu, çok rahatsız edici bir düşünce…

En çok beğendiği özelliğimdir çünkü. Her şeyi düşünürüm ve planlarım, hem de her şeyi. “Hiçbir şey gözünden kaçmıyor.” demişti bana ilk buluştuğumuzda. Onu ilk gördüğümdeki göz makyajını yaptığını söylemiştim. Kadınların, bu tarz şeylerin fark edilmesinden çok hoşlandığını okumuştum bir yerde ama bunu, o amaçla yapmamıştım. Sadece dikkatimi çekmişti. Yani aramızdaki ilişki, biraz şans eseriydi, biraz da kader. Çok sıkı bir ilişki olmasa da birbirimizi bırakmak istemeyiz. Bende böyle küçük hatalar gördüğünü hissettirmeyeceği bir seviyeye gelmişiz bile. İkimizin de çok parasının olmaması en büyük talihsizliğimiz… Ya da en büyük şansımız; çünkü adım atmak, düşme ihtimalini de arttırır.

İşe gelince; bu iş, eskiler gibi değil. Büyük bir marka bu; televizyonda fazla fazla görünenlerden. Reklamları da daha önce oynadığım küçük tiyatro prodüksiyonları gibi değil; devasa yapımlar çıkarabiliyorlar. Daha önceden yaptıklarıma kıyasla tabii, hayallerime kıyasla değil. Girilecek bir rol yok, yine… Reklam oyunculuğu, reklam müziği yazmak gibidir. Ruhsuz olur ortaya çıkan şey. “Eser.” bile demek istemiyorum. Kısadır bir kere; sadece yayın süresiyle değil, fikrin oluşumu süresiyle de. Bir arka planı yoktur. Hayattan pek de beslenmez; en fazla o sıralar gündemde olan bir cümle kullanılır ya da kamu hafızasındaki bir konuya atıfta bulunulur. Kısa süreli hafıza ürünüdür ve unutulmaya mahkûmdur. Herhalde bunun nedeni, reklamların kötü niyetten ortaya çıkmasıdır. İnsanların aslında ihtiyacının veya isteğinin olmadığı bir ürüne onları yönlendirmeye çalışmak, hangi ahlaki kuralla uyuşur? Ben, bu makarnaya gerçekten ihtiyaç duyarsam zaten gidip alırım. Ama olmaz. Reklamlarda görülüp alınan son model bir televizyondan yayınlanacak reklamla bu makarna, güzel gösterilmeli ve satılmalı. Hem de fazla fazla. İşte ben, bu aracın da aracıyım. “Ruh nerede?” diye sormamak lazım o yüzden. Hangi ruh kardeşim? Belki de bu tarz küçük tiratlar yüzünden arkadaşlarım beni içmeye çağırmıyor. Sanırım hiç bilemeyeceğim.

İyi oynamak pek önemli değil zaten, onu fark ettim. Özellikle bu tarz mülakatlarda. Normalde tiyatro veya film mülakatlarında karşınızda oyuncular olur veya yönetmenler, senaristler… Reklam mülakatında ise sizin yaptığınız işin farkına varabilecek kimse olmaz. Van Gogh’un tablosunu, bir maymun yorumlayabilir mi? Bu tarz işlerde önemli olan, kendi reklamını oynayabilmek; ben de ona göre hazırlandım. Bir CV yazdım, en küçük rolüm bile başrol. Aktör insanın da bol referansı olur. Sonuçta çok fazla oyuncu arkadaşınız var ve çalışanından memnun bir yönetici oynamayı iyi öğrenmişler. Bir de kıyafetlerimi ayarladım, iş görüşmesine gidiyorum sanki. El sıkmayı da öğrendim, görev tamam. Sadece işletme yüksek lisansım eksik resmen…

Bu insanlar, iş ahlakına çok değer veriyorlar. Hatta gerçek ahlakın hiçbir önemi yok; yeter ki ahlaksızlıklarınız, takım elbisenize bulaşmasın. Ben de sevmeyecekleri özelliklerimin üzerine bir gömlek geçireceğim; garanti olsun diye bir de kravat takacağım. En son da repliklerimi ezberlerim.

İşte hazırlığım bu kadar; o para, cebimde sayılır. Haftaya o perdeleri takarım. Sonra da güzelinden bir yemek hazırlayıp onu çağırırım. Yatma vakti geldi artık. Bir sitede okumuştum, “Göz teması, iş görüşmelerinde çok önemli…” diye. Mülakatçıların göz torbalarıma odaklanmalarını istemem.

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Yavuz Selim Şen

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...