Temiz Hayat – Bölüm 2

Gece Gündüz
A A

Karşısında durup ona çaresiz gözlerle bakan kadını reddedemedi adam. Kadının evinde küçük bir balkon vardı. Küçük şirince bir fesleğeni, iki sallanan sandalyesi, ortada göze hoş gelmeyen asimetrik bir sehpası… Adam sandalyelerden birine oturdu. Biraz rahatsız olmuş gibi, birkaç kere kalçasını kaldırıp tekrar oturdu. Sürekli gıcırdayan sandalyesiyle pek anlaşamamıştı. Adam, insanı rahatsız etmeyecek bir sürede etrafı süzmeye çalıştı. Kadın da bu sırada çayları doldurup bir tepsiyle balkona girdi. Çaylardan birkaç yudum aldılar. Kadın, meraklı gözlerle adama bakıyordu. Adam, kadının sorma cesaretini bulamadığı soruları kendi kendine sorup cevaplama isteği duydu. Yapılacak en güzel şeyin, samimi bir şekilde durumu açıklamak olduğunu düşündü çünkü balkon soğuyordu. İkisi de böyle karşılıklı susmaya devam ederse daha da soğuyacaktı. Adam cümleleri toparlayıp tok bir sesle konuşmaya başladı:

“Öncelikle, sizi takip etmiyorum; lütfen benden çekinmeyin… Buraya birkaç hafta önce taşındım. Bu dairede kuzenim kalıyordu… Evet, Yeliz benim kuzenim… O gün, salonda otururken sizin daireden ağlama sesi geliyordu. Ağlıyordunuz ve sizin için çok endişelendim… Sizi o saatte rahatsız etmek istemedim, yoksa kapınızı çalmayı dahi düşündüm. Neyse ki ertesi gün sabahın ilk ışıklarında aşağı bir karton kutu indirdiğinizi gördüm… O saatte uyanık olmamın sebebi ise son zamanlarda geceleri hemen hemen hiç uyuyamamam. Genelde öğlenden akşama kadar yatıyorum. O gün, siz tekrardan yukarı çıktıktan sonra büyük bir merakla, biraz da haddim olmayarak kutuyu karıştırdım… Bilmiyorum, sadece merak ettim. Bu kutuyu buraya istemeyerek bıraktığınızı, bir gün bunları attığınız için pişman olacağınızı düşündüm… Eh, biraz da sizi tanımak istedim. Fotoğraflara uzunca bir süre baktım. Her seferinde farklı bir hikâyeniz olduğunu hayal ettim. Kendimce üzüntülerinizin sebebini aradım. Gücüm yetse üzüntülerinizi bitirmek isterdim. Şu birkaç haftadır bütün işim, sizi ve size dair olan şu anıları düşünmek oldu. Kaşlarınızı çattınız… Evet, günlerce saçma sapan hikâyeler yazmak yerine gelip size sorabilirdim. Bütün bunları bir süredir size getirmek istiyordum ama vereceğiniz tepkiden korkuyordum. İşte bugün, öğleden sonra bir cesaret kapınıza geldim. Belki yine bencil dürtülerden sebep karşınızdayım. Kendi merakımı doyurmak ve biraz olsun uyuyabilmek için buradayım. Ya da sizi görerek kendime iyilik etmek istiyorum. Aslında kapıyı açmay…” diye devam ederken kadın, lafını kesti:

“Yine de neden bu kadar beklediğinizi anlayamıyorum. Benden bu kadar çekinmeniz çok saçma. Benim eşyalarımı benden izinsiz eve alacak kadar cesaretiniz var ama gelip de sorularınızı soracak cesaretiniz yok, öyle mi? Peki, neden bugün bana bunları getirdikten sonra çekip gittiniz? Tüm bu olanlara anlam veremiyorum. Meraklandığınızı hatta uyuyamadığınızı söylüyorsunuz ama kapıda bunları elime bırakıp gidiyorsunuz. Bana bunları geri getirerek iyi de etmediniz… Ve neden hâlâ bana acıyan gözlerle bakıyorsunuz?”

Kadın, sözcüklerini dudaklarını ısırarak bitirmek zorunda kaldı çünkü konuştukça sesi çatallanıyordu. Vücut sıcaklığının ve konuşma hızının, ilk defa bu kadar arttığını hissediyordu. Kadın, ailesini düşündü. Büyük ihtimal kendisini böyle görselerdi hemen bir doktora haber verirlerdi. Ve o ağzı yamuk, alnı kavun kadar geniş doktor sakinleştirici iğnesiyle buraya gelirdi.

Adam, yavaşça elindeki bardağı sehpaya bıraktı. Açıklama bile yapmaya çalışmadan balkonun kapısına doğru yöneldi. Bu beklenmedik hareket karşısında kadın, panikleyerek suratındaki küstahça ifadeyi büyük bir ustalıkla yeniden çaresizliğe dönüştürerek adamın önünü kesti. Adamın kolunu tutup sıcak bir gülümsemeyle devam etti:

“Özür dilerim. Lütfen oturun. Bir an çok fazla üzerinize geldim. Öfke kontrolümü sağlayamıyorum… Oysa sizi buraya ben çağardım ve kalkmış sizi azarlıyorum. Bakın, ben sadece insanlardan sürekli tedirgin oluyorum. Uzun zamandır kimseyle bu kadar bile baş başa kalmamıştım. Alışık değilim ve bu yüzdendir ki sizi biraz acımasızca karşıladım… Rica ediyorum, oturun. Konuşmaya ihtiyacım var.”

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Yağmur Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...