Hangimiz Delirmedik Çılgınlar Gibi

Gece Gündüz
A A

Hangimiz Delirmedik Çılgınlar Gibi

Bir benliğimiz var tabii. Ama içimde bir yerlerde ikiye ayrılıyor bu benlik. Birbiriyle çatışan, yeri geldiğinde kucaklaşan iki tane ben. Birlik olduklarında da en büyük zararı bana veren bu iki canavar. Kararsızlıklarımın merkezleri, yanlışlarımın büyük sebepleri. Ya da kendi yükümü onlara atıyorum, bilmiyorum. İyi şeyler benim sayemdedir, kötü şeyler ise o iki benlik yüzünden. Bu suçlamaya ya da bok atmaya “temel atıf yanlılığı” mı ne deniyordu. Bize üniversitede gösterilen, Davranış Bilimleri denilen zımbırtı dersten aklımda kalan tek şey. Konunun bunla alakası yok, biliyorum.

İlk canavar:

– Hayat, yaşamayı bilene o kadar güzel ki. Çok arkadaşım var. Daha fazla insan, daha fazla güzel anılar gerek. Sosyalleşmek ne muazzam şey. Kalbim zaman zaman kırılsa da bana bu kırgınlığımı unutturacak bir sürü şey, bir sürü kişi var. Her şeyden önce gücüm var. Hem hayat bu; kırılıp kırılıp kırılan parçalarımızla çoğalacağız. Dostlarımın derdine derman olacağım. Üzgün olursam bile onlara bunu belli etmeyecek, onları güldüreceğim. Bir sürü şiir okuyacak, şarkı söyleyeceğim. Bir dahaki yaz, belki bağlama öğreneceğim. İstanbul’a öfkeleniyorum bazen ama her şeye rağmen harika bir şehir. Duygusallığımı bütün şiirlere bulaştıracağım. Eve saksılarla çiçek taşıyacağım. Güzel planlarım var, bunlar için şimdiden heyecan duyuyorum. Sabredince her şey olur, biliyorum.

Öteki canavar:

– Nasıl başlarsan öyle gider. Başladığım her şeyin ilkine bakıyorum. Bir kere benim ilklerim sakat. Ve diğer gelenler, hep ilkini taklit ediyor. Çevremde çok insan var. Sosyal medyamda çok insanla takipleşiyorum. Allah’ım, rehberim neden bu kadar kalabalık? Ve neden sürekli bir arkadaşım benle buluşmak istiyor. Kendime ayırdığım birkaç saatim bile yok gibi, olsa da kafamı kurcalayan düşüncelerim var. Bu düşüncelerimde ise yine o insanlar. Evet, gencim; daha her şey devam eder gider. Ama her gelen bok, her giden bokun bir ton daha pembesi değil mi? Hem hayat, kırılıp kırılıp kırılan parçaların neler götürdüğünü düşünüp üzülerek geçmiyor mu? Zaman, geçirmeyecek; sabretmek, kurtarmayacak bizi. Ama öyle aptalım ki yine alışacağım. Her şeye alıştığım gibi.

Kafam, karma karma karmakarışık. Benim kendimle sorunlarım var. Tavsiyedir, siz iki benliğe düşmeyin. Herkes kendi kafasında boğulur. Siz çok takılmayın bana. Çok yaklaşmayın bana. Çok gönül koymayın bana bu sözlerim üzerine. Öpüldünüz en suçlu yanlarınızdan. Kendimden çıkmam gerek. Belki bir lavaboya kendimi kusmam gerek.

Yağmur Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...