Eşik

Gece Gündüz
A A

Eşik

Tehlikenin eşiğinde
Benliğimi yitiriyorum
Vazgeçtiğim ilk insan hep kendim oluyorum
Bir intiharı düşlüyorum.
Yaşamak, yaşamak benim sözlüğümde
Ölmeyi beklemek olarak geçiyor ne de olsa.
Ardımda bırakabildiğim,
Varoluşumu kanıtlayacak bir şey de yok avuçlarımda
Bu gece bir bulantı var.
Gözlerimi kapattığımda simsiyah bir çark dönüyor
Bu hissiyat beni nereye götürüyor
Bir fikrim yok.
Bir tabanca doğruluyor bana
Hissediyorum.
Göğsümün üstünde bir kurşun parçalanıyor
Saçılıp kana kana havaya karışıyor
Göğsümde büyüklü küçüklü kan pıhtıları görüyorum
Sonra bir sızı boğazımdan mideme kadar
Yakıcı bir şekilde dolanıyor.
Kollarımın iki yana açılışını,
Diz kapaklarımın yere devrilişini izliyorum.
Halsizlik ve zemheri bir hava geliyor üzerime
Toprağa öylece yakınım işte.
Bana doğrulan tabanca yok oldu
Kan pıhtıları toprağa serpildi
Ve toprak kıpkırmızı olduğu an
Üzerimde tek damla kan yoktu.
Ölmemiştim, başaramamıştım.
Tabanca, kafamdaki o siyah çarktı.
Çarkın kenarlarında iğne vardı
Çark döndüğü anda bütün iğneler beynime saplandı.
İntiharın eşiğinde ölümümü hissetmiştim.
Ama toprak hala kırmızıydı.
Ya da hala bir çalkantı yaşıyordum.
Kendime ateş edecek kadar
Vazgeçmiş olamazdım kendimden
Bu bir eşikti.
Bir uçurumda kalan son dal, bir dış kapının eşiği
Ve dönebileceğim tek an o andı.
Döndüm. Ben sizlere döndüm.
İçimdeki çarkı durdurdum
Bulantıyı kustum
Zehirlenmiştim
Bir acıyı deli gibi içime çekmiş, zehirlenmiştim.
Yaşamımı tek bir solukta yeniden içime çektim
Acıları ise o çarkın üzerine koydum
Öyle ağırdır ki benim acılarım
O sancılı çarkı bir tek acılarım durdurabilirdi.
Her şeyi yerli yerine taşıdım
Artık paldır küldür yürüyebiliyorum
Elim ayağım çarpmıyor o acılara.
Eşiklerde fazla dolanmıyorum,
Kapıları çok açık bırakmıyorum.
İçeri bulantılar girsin istemiyorum
Aslına bakarsanız ben davetsiz gelen acıları
Oldum olası sevemedim.

Yağmur Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...