Çok Mu Olduk

Gece Gündüz
A A

Her şey, çok olanı seçmekten. Çoktan seçmeli seçeneklerde iki şık arasında bile kalamamaktan. İki şıkkı bir çember arasına sığdırmaya çalışmaktan. Çok eşi benzeri bulunanlardan. Çok eşlilikten. Her şey, çok bonkörlükten. Çok alıcıya verici olmaktan. Herkese verebilmekten. Herkesi aynı anda sevmekten. Ya da hiç kimseyi tam sevememekten. İştah kesen o maymun iştahlılıktan.

İnsan, nerede değilse oraya hasret duyarmış. Kiminle sevişememişse onunla sevişmeyi düşlermiş. Boş vakti olunca sıkılır, çok yoğun olunca yorgunluktan ölüverirmiş. Hiçbir arkadaşı olmasa gölgesine küsermiş. Yalnızlığı havalı bir şey olarak görüp yalnız kalınca intihar düşlermiş. İntihar etmenin de bir cazibesinin olduğunu düşünür, asla intihar etmez ama edecek gibi yaparak saçma insanlarla dolu masalarda bu altı boş planlarını anlatırmış.

İnsan seçilmeyi değil, seçmeyi severmiş. Ama tek bir seçim yetmezmiş. İnsan tek sayıları bile sevmezmiş. Her şeyi elinden geldiğince çiftler, televizyonun sesini bile çifter çifter açarmış. Tek bir seçimin bir ömrü, bir vadesi varmış. Başka tek bir seçimin de bir ömrü, bir vadesi varmış. İnsan bir arıymış. Belki de bir ayıymış… Çiçeklerden bal alırmış. Onları tükete tükete büyür; elbette o da tükenir, tüketilir ve ölürmüş.

İnsan, her geçen yıl farklı seçeneklere ulaşmak için farklı stratejiler geliştirmiş. Çünkü kendini akıllı zanneden ve neredeyse 22. yüzyıla geldiğimiz bu zamanlarda akıllı sayılır hâle gelen insan, her seçeneğe aynı işlemle gidilemeyeceğini fark etmiş. Anlayacağınız; gerekirse arı, gerekirse ayı olmuş. Elbise giyip kravat takmış. Bazen kirli sakal bırakmış, bazen saçını örmüş. Bazen kilo almış, bazen pahalı giyinmiş. Ve sonunda kendinden çıkarak bazı farkındalıklarını kaybederek çoklu kişiliklere bürünmüş. Hâlâ şekilden şekle girebilirmiş ama tüm olanlar, isteğinin dışında gerçekleşiyormuş.

Çokluktan ve bolluktan zevk alan insan, artık tek bir parça değil, çok daha fazlasıymış. Daha önce bir benliğinin olduğunu, çok daha fazla benliği tek bir vücutta taşıyıp bunlar arasındaki dengeyi bulmaya çalışırken anlayabilmiş. Hangisinin asıl benlik olduğunu karıştırmaya başlayınca da gerçeği yitirmiş.

İnsan, seçen bir varlıkken seçilen olmaya başlamış. Yetersiz kalmaya başlamış, zaman zaman tercih edilmeyen olmuş; değiştirilen, eskitilen, “tüketilen” hâline gelmiş. Kendi kendini doğuran, doğdukça özgünlüğünü yitiren, bir çember içine zorla sığdırılan birkaç seçenekten biri oluvermiş.

Ama hâlâ sorarsanız insana:
“Her şeyden ne de çok var ya…”

Yağmur Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...