Yalnızlıkla Randevu

Gece Gündüz
A A

Ailen, arkadaşların ve diğer insanlardan çok uzakta yaşıyorsun. Bu özgürlüğü elde etmek için çok çabaladın, türlü fedakârlıklar ettin. En sonunda şehirden uzaklaşıp kendi dünyanı kurdun. O kadar gürültü ve boş insan kalabalığından sonra ilaç gibi geldiğini düşündün. Bunun için çok mutlusun. Kimseyle konuşmuyorsun. Ne telefon ne internet… Yıllarca çalışıp biriktirdiklerinle bir ömür boyu yalnız ve özgürce bu evde yaşamayı amaçlıyorsun.

Bir gece vakti uyandın ve tuvalete gitmek istedin. Işıkları açmaya çalıştın ama elektriklerin kesilmiş olduğunu fark ettin. Etraf zifiri karanlık. Telefonunu bir türlü bulamadın. İçerisi biraz aydınlansın diye odanın perdelerini araladın. Az önce araladığın perdelerin ardındaki Ayın bile faydası olmadı bu karanlığa. Buna rağmen kalkıp ilerlemeye başladın. İlerledin… İlerledin… “Ops!” Dikkat et, sehpa! Artık çok geç, gitti ayak serçe parmağı. Yazık sana. İçim acıdı, hayali bile kötü. Neyse, sekerek ilerlemeye devam ettin. Kollarını sağa sola savurarak yönünü bulmaya çalıştın. Birden odada senden başka birinin daha nefes alıp verdiğini duydun. İrkildin biraz. Öylece bekledin. Korktuğun için tuvalete gitmek istemiyordun artık. Çişinin geçmesini beklemek için yatağına uzanmak istedin. Hızlıca geriye döndüğünde birine çarptın. Öyle çarptın ki anında yere yığılıverdin.

Yere yığılırken tüm vücudunun sanki birileri tarafından çekilip kopartıldığını fark ettin; canın acıdı ama bir şey yapamadın. Az önceki durumun, uykusuz olduğun için meydana geldiğini düşünmek istedin. Neler olduğunu anlamaya çalışırken çığlıklar atarak uyandın. Bir süre yatağında uzanıp bir süre tavanı izledin. Gördüğün kâbus derin düşüncelere dalmana neden oldu. O da ne? Yine tuvalete gitme isteği geldi. Sonra kâbusta gördüklerin geldi aklına ve tereddüt ettin. Gitmekle gitmemek düşüncesi, beynini kemirmeye başladı. En sonunda yatağından kalkıp perdeyi araladın. Ayın ışığı karanlık odanı aydınlatır aydınlatmaz arkanda birinin olduğunu hissettin. Öfkeli bir şekilde, hızlıca nefes alışını tedirginlikle dinledin. Çaresizlik içerisinde öylece beklemekten başka yapacak hiçbir şeyin yoktu. Derken karanlıktan bir el uzandı omzuna, kaskatı kesildin. Bir şeyler fısıldamaya başladı kulağına: “Bu kadar yalnızlık bize fazla, haydi şehre geri dönelim.” Tanıdık gelmişti ses, daha önceden duyduğuna emindin. Tam o anda elektrikler geldi, ışıklar yandı, ortalık aydınlandı. Odandaki boy aynasına baktığında arkandaki kişinin, kendin olduğunu fark ettin. Haklıydı belki, bu kadar yalnızlık sana fazlaydı.

Umut Çanak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...