Tabutta Tatil

Gece Gündüz
A A

Öteki taraftaki sevdiklerim, yaşayanlardan fazla…

Biz Zombiler neden yavaş yavaş hareket ediyoruz, hiç merak ettiniz mi? Hayatın yükünü sırtımızda taşıyoruz da ondan! Sorun, araştırın… Bakın bakalım hiç zenginler Zombi oluyor mu? Hayır efendim! Niye olsunlar ki? Varsa yoksa hep garibanlar Zombi zaten! Zenginler gidecekleri yere otomobilleriyle gidiyor. Peki ya durumu olmayanlar? İşe, okula, eve gidip gelirken hep yürüyor. Ben de onlardan biriyim mesela. Çok nadiren kullanırım otobüsü falan. Günün birinde işten eve gelirken yüksek binaların ötesinde çok şiddetli bir patlama olduğunu duydum. İster istemez dengemi kaybedip yere yığıldım. Etraftaki herkes patlamanın olduğu yere doğru koşuşturmaya başladı. Herkes hayattan bıkmış tabii. Böyle beklenmeyen şeylerin olması insanları birazcık da olsa oyalıyor. Her neyse, koşarak olay yerine doğru ilerlerken dev bir toz bulutu oluştu gökyüzünde. Bu yoğun toz bulutu üzerimize doğru gelmeye başladı. Kaçamadık. Her şey bir anda oluverdi. O gün bugündür Zombiyiz işte. Nereden bilebilirdik ki böyle olacağını? “Fazla merak iyi değildir” derlerdi de inanmazdım, doğruymuş! Sanki hiç başka bir işimiz yokmuş gibi Zombi olduk anasını satayım. Eve de gidemiyorum. Ne diyeyim yani? Evin ziline basıp “Açın kapıyı evinizin sevimli Zombisi geldi” mi diyeyim? Saçmalık efendim! Hanım merdaneyi aldığı gibi kafama indirir vallahi. Pek özlendiğimi sanmam zaten. Öyle herkesin sevebileceği türden biri hiç olamadım. Eve tam 6 gündür gidemiyorum Zombi olduğum için. Telefonum bir kere bile çalmadı. Kimse merak etmiyor beni. Hâlbuki o büyük patlama haberlerde, gazetelerde, radyolarda; hemen her yerde konuşuldu. Kimse için bir şey ifade etmiyor muyum yahu? Ulan ben sevdiğim insanlara ulaşamasam deliye dönerdim herhalde. Mahalleyi ayağa kaldırır, her taşın altına bakardım onu bulmak için. Zombi bile olsa kabul ederdim onu. Hani nikâhta “Hastalıkta ve sağlıkta…” diye başlayıp devam eden kısmı var ya; onun yalan olduğunu anladım işte. Benim yaşadığım bir nevi hastalık. Hasta olanı kim sever ki zaten?

Yalnız kalmak mı istiyorsunuz? Zombi olun! Cidden bak. Kafanızı dinlemek için bol bol vaktiniz oluyor. Sizi gören herkes kaçıyor falan. Mesela Zombi olmanın birkaç avantajı var. Sinemaya gideceksiniz ve yer mi yok? Endişelenmeyin! Para verip bilet almanıza bile gerek yok. Kollarınızı ileriye doğru kaldırıp bir iki kere “Bööğğ!” diye bağırmanız yeterli olacaktır. Ortalıkta kimse kalmıyor. Evet efendim, koskoca sinema salonu emrinizde. Eee Zombi olduk diye kendimizi nasıl mutlu edeceğimizi unutmadık ya! Hatta bazen insanlara yardım bile ediyorum. Geçenlerde kızın biri benden yardım istedi. Yeni sevgilisinin kendisini koruyabileceği konusunda endişeli olduğunu söyledi. Elimden gelen her şeyi yapabileceğimi söyledim. Elime buluşma zamanının ve adresinin yazılı olduğu bir kâğıt verdi. Bu benim için bir fırsattı. Kim bir Zombiden yardım ister ki? Böyle fırsatları değerlendirmek lazım. Her neyse, kız kafede oturup erkek arkadaşını bekliyordu. Buluşmaya ilk o gelmişti. Kız çok seviyordu belli ki. Buluşmaya erkenden gittiğine göre gerçekten seviyordu. Bir süre sonra erkek arkadaşı geldi. İçecek bir şeyler söyleyip sohbet etmeye başladılar. Sonra kız işaret verdi bana. Aniden saklandığım yerden çıkıp kafeye doğru ilerlemeye başladım. Kız “Aşkım Zombi geliyor!” diye çığlıklar atmaya başladı. Çocuk ilk başlarda sevgilisinin şaka yaptığını sandı. Sonra iyice yaklaşıp elimi çocuğun omzuna attım ve “Bööğğ!” dedim. Çocuk cebinden biraz bozuk para çıkartıp elime verdi. Beni dilenci sandı insan yavrusu! Deliye döndüm o an. Yine de kıza söz verdiğim için kendime sakin olmaya çalıştım. Gayet sakin bir şekilde çocuğu dürtüp yine “Böğğ!” dedim. Çocuk “Kardeşim paranı verdim işte git başımızdan, bizi rahat bırak” dedi. Sinirim gittikçe artıyordu. Sesimi daha da yükseltip “Bööğğ ulan bööğğ!” dedim. Çocuk ayağa kalkıp arkasını dönünce beni gördü. Az önce bağırıp çağıran o cesur çocuk bir anda fare gibi kaçmaya başladı. Kendisini yakalamam için işaret etti kız. Ben de kızın dediğini yaptım. Kızı yakalamış gibi yaptım. Kız sevgilisine “Beni kurtar, yardım et!” diye bağırmaya başladı. Çocuk çok kararsızdı. Bir süre uzaktan baktı öylece. Sonra korkusuna yenik düşüp sevgilisini oracıkta bırakıp koşarak uzaklaştı. Kız tir tir titriyordu. Sevdiği insan tarafından geride bırakılmıştı. Haklı çıkmıştı. Kendisini koruyamayacağını biliyordu aslında. Emin olmak istemişti. Belki çocuk o an kaçmayıp sevgilisine yardım etmek için çabalasaydı daha iyi olurdu. Olmadı işte. Kızın gözleri doluverdi. Çaresizce yere kapanıp ağladı. Hiç durmadan ağladı. Hem de çığlıklar atarak. Yaptığımın doğru mu yanlış mı olduğunu düşünüyordum. Sonra kız ağlamayı kesip ayağa kalkmaya çalıştı. Ona yardım ettim. Bir süre baştan aşağı süzdü beni. Biraz korkmuş gibiydi. Hiç ummadığım bir anda bana sımsıkı sarıldı ve “Teşekkür ederim, senin sayende ona güvenmemem gerektiğini anladım. Gerçekten çok iyi bir Zombisin!” dedi. Ağlayan gözlerinin içi bir anda gülücüklerle dolmuştu kızın. Bir süre sonra o da koşarak uzaklaştı. Yahu o değil de, ben mi çok iyi biriyim? Zombiyim ulan ben! Zombiler hiç iyi olur mu?

Haftalar sonra birkaç tane daha Zombi buldum. O büyük patlamadan sonra Zombi olan insanlardandı bunlar. Zaten kimse anasının karnından Zombi olarak doğmuyor ya, benimki de laf işte. Ortalığın leş gibi insan koktuğu, kimin ne zaman, ne şekilde tepki vereceğini bilmediğim bir ortamda tek kalmak doğru olmazdı. Gördükleri anda indirirlerdi vallahi. Zaten bizim halkımız çok meraklıdır böyle şeylere. “Mahallede Zombi saldırısı olsa da azıcık aksiyon yaşasak” diye düşünenlerin olduğuna eminim! Eee durum böyle olunca grupla birlikte hareket etmek zorunda kaldım. Çok yavaş hareket ediyorduk ama olsun. Bizi gören insanlar koşarak uzaklaştığı için kimi zaman işler iyi gitmiyordu. Hatta kimi zaman o kadar Zombi tek bir insanı bölüşüyorduk. İşler ilk başlarda böyle değildi. Zombi haberleri ortalıkta dolaşmadan önce daha çok insan yakalıyorduk. Ben sadece yakalamalarına yardım ediyordum. Niye mi? Biraz garip gelecek ama ben vejetaryenim. Et yiyemiyorum. Ne yapalım? Kaderde vejetaryen Zombi olmakta varmış efendim! Sağ olsunlar, Zombi arkadaşlarım bazen bir iki lokma uzatıyor. Kalpleri kırılmasın diye yemiş gibi yapıyorum. Biraz çiğnedikten sonra gizlice tükürüyorum. Önceleri böyle bolluk içinde yaşarken insanlar gittikçe bilinçlenmeye başladı. Haberlerde Zombilerle mücadele konusunda bilgiler veriliyordu. O günden bu yana bizim Zombiler ekmekle yer oldu insan etlerini. Doymuyorlar çünkü. Şu zamanda Zombi olmak gerçekten zor. Tamam ben et yemiyorum ama Zombi arkadaşlarım ne yapacak? Onları öyle görünce çok üzülüyorum. Zombi olmayı biz istemedik ki. Geçenlerde uyurken arkadaşlardan birinin sayıkladığını duydum. Zavallı Zombi “Oh oh suyundan da bolca koy, ketçap mayonez de sık” diyordu. İçim burkuldu, üzüldüm. Bu duruma bir çözüm üretmemiz gerekiyordu. Sabah olunca herkesi topladım, kimisi sürünerek, kimisi sekerek geldi. “Arkadaşlar herkes cebinde ne kadar para varsa versin” dedim. Herkes ne yapacağımı merak etti. Elini cebine atan ne var ne yoksa ortaya koydu. “Bu parayla bir süre idare ederiz. Kasaba gidip et alabiliriz” dedim. İçlerinden biri “Demesi kolay! Zombiyiz oğlum biz. Nasıl gidip alacaksın?” diye sordu. Ben de “Yakaladığımız insanların kıyafetini giyip yine insan gibi davranabiliriz” dedim. Sonra biri çıkıp “Madem bu fikir senden çıktı o zaman bu işi sen halledeceksin!” dedi. Kimsenin kendisine güveni kalmamış yahu. İnsan olmak ne kadar zor olabilir ki?

Şimdiye kadar yakaladığımız tüm insanların üzerindeki kıyafetler kana bulanmıştı. Temiz kıyafetli birini yakalamak için ara sokakta tuzak kurduk. İş çıkış saati gelmişti. İçimizdeki bayan Zombilerden biri yolda yürümekte olan adama “Huu huu yakışıklı” diye seslendi. Adamı bir şekilde sokağın içine çekip etkisiz hâle getirdik. Hiç vakit kaybetmeden kıyafetlerini giydim. Atkıyla yüzümü sarıp sarmaladık. Kafama büyük bir şapka ve ellerime eldiven taktık. Sanırım insandan farkım kalmamıştı. Tek sorun çok yavaş ilerliyordum. Arkadaşlardan biri çöp kutusundan baston buldu. Hah! Her şey tamamdı. Yaşadığımız yer merkeze biraz uzaktı. Şehir merkezine gitmek için mecburen otobüse binmem gerekiyordu. Arkadaşlarım için riske girmeyi göze aldım. Durakta beklemeye başladım. Çok geçmeden otobüs geldi. Gayet sakin bir şekilde bindim otobüse. Duraklara yanaştıkça içerisi daha da kalabalıklaşıyordu. Akşam vakti olduğu için herkes bir an önce evine gitmeye çalışıyordu. Çoğu sürücü trafik kurallarına uymuyordu bile. Otobüs hızlandıkça hepimiz daha sıkı tutunmaya çalışıyorduk bir yerlere. Derken otobüs şoförü aniden frene bastı. Benle birlikte birkaç kişi yere yığıldık. Hay aksi! Kolum tuttuğum yerde kalmıştı. Yerden kalkmaya çalışırken yolculardan biri “Sanırım bu takma kol sizin” dedi. Hemen kolumu alıp yerine taktım ve “Tabii ya! Bu takma kol benim, teşekkür ederim” dedim. Zombi olduğumu kimse anlamadı yolculuk boyunca. Zaten ellerindeki telefonlarla uğraşmaktan yüzüme bakan bile yoktu. Bu insanlar çok salak yahu. Etraflarında olup bitenlere hiç dikkat etmiyorlar. Bir Zombiyle yolculuk ettiklerinin farkında bile değiller! Her neyse, bize ne ki onlardan? En azından tecrübe edinmiş oldum, Zombi olarak otobüste yolculuk etmenin hiç kolay olmadığını. Bir süre sonra alışveriş merkezine geldim. Zombi arkadaşlarım için kılık kıyafet ve uzun süre yetecek kadar et aldım. Dışarıya çıktım ve taksi çevirmek için ani bir hareketle kolumu salladım. “OPS!” Kolum yine yerinden fırladı. Bu tür şeylere zaman geçtikçe alışacağım artık, yapacak bir şey yok. Taksiye binip adresi söyledim. Çok geçmeden bizimkilere ulaştım. Bir sonraki sefere 3-4 kişi gittik alışveriş merkezine. Daha çok kılık kıyafet ve daha çok et aldık. Bir sonraki sefere daha çok kişi gittik. Gittik ve geldik. Bu bir süre böyle devam etti. Günler geçtikçe Zombi yerine bir insan gibi davranmaya başladık. İnsan olduğumuz zamanlardaki gibi öyle rahat rahat dolaşamıyorduk. Genelde işlerimizi karanlık çöktüğünde hallediyorduk. Ellerimiz, kollarımız, yüzümüz tamamen kapalı bir şekilde yaşamaya mecburduk artık. Her ne kadar Zombi de olsak, bir insandan daha çok insandık!

Zombi olduktan sonra insanlara olan öfkemin daha da arttığını fark ettim. Ne karımdan haber vardı ne de çocuklarımdan. Ben dâhil o patlamadan sonra belki binlerce insan hastalık kaparak Zombiye dönüştü ama yetkili kişiler bizleri tedavi etmek yerine gizlice öldürmeyi seçti. Siz insanlar “Zombi diye bir şey yok” deseniz de aslında biz varız; yaşıyoruz, buradayız, sokaklardayız! Sadece siz bizi fark edemeyecek kadar körsünüz! Gözlerinizi açın. Çok değil, sadece bir gününüzü ayırın. Sokağa çıkın. İşte o zaman bizi fark edeceksiniz. Kimi Zombileri çöp toplarken, kimi Zombileri yük taşırken, kimi Zombileri dilenirken, kimi Zombileri sokaklarda gitar çalarken görebilirsiniz. Bizi asıl öldüren şeyin ne olduğunu bilmek ister misiniz? Bizi öldüren şey sanki yokmuşuz gibi davranmanız. Evet, bizi asıl öldüren şey bu! Tutturmuşlar “Kafasına sık kafasına sık!” Bu nedir yahu? Bizim de kalbimiz var. Kafamıza ateş edince öleceğimizi sanıyorlar. Ulan biz zaten ölüyüz! Tekrar nasıl ölelim? Aslında ölmesi gereken biz değil sizlersiniz. Sizler, parayla tüm olumsuzlukları bir kenara bırakabileceğini sanan zavallı yaratıklarsınız! Para sadece sizi mutlu eder, peki ya sokaktakiler? Sadece siz mi mutlu olmayı hak ediyorsunuz? Hiç sanmıyorum efendim. Sizin hak ettiğiniz tek şey acı! Başka hiçbir şeyi hak ettiğinizi düşünmüyorum. Keşke elimde olsa da kendini diğerlerinden üstün gören, tanımadan eleştiren herkesi parçalara ayırabilsem!

Umut Çanak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...