Stajyer Azrail – Yeni Bir Karanlık

Gece Gündüz
A A

Stajyer Azrail – Yeni Bir Karanlık

Annem hasta, hem de çok… Çoğu zaman eski bir koltuk değneğinden yardım alarak yürüyor. Çalıştığı fabrikadaki yaşadığı kazadan sonra böyle oldu. Kaza yüzünden, uzun bir süre hastanede tedavi görmek zorunda kaldı. Biraz da üvey babamı anlatmak istiyorum. İlk zamanlar her çift gibi mutlu bir hayatları vardı. Mutsuzluk adına tek bir kırıntı bile yoktu ortalıkta. Daha sonra stres, bunalım ve iş yorgunluğuyla beslenmeye başlayan babam, günler geçtikçe değişmeye başladı. Zamanla artık onu tanıyamaz duruma geldik. Bir süre sonra, annemin o ilk tanıştığı günlerdeki adamdan eser kalmamıştı. Babam, işten geç saatlerde gelmeye başlamıştı. Bazı zamanlar, annemle babam kavga ediyordu. Bu kavgalar oldukça sert geçiyordu. Onların birbirine bağırmasını duymamak için kulaklığımı takıp son ses müzik dinliyordum. Sabah olduğunda annemi yerde kanlar içerisinde yatarken görüyordum. Aslında annem, babamdan ayrılmak istiyordu. Fakat babam, ayrılık konusu ne zaman açılsa sinirleniyordu ve annemi dövmeye başlıyordu. Annem, babamdan birazcık da olsa uzaklaşmak için fabrikada işe girmişti. Fabrikada yaşadığı kazadan sonra babam, annemi görmek için hastaneye gelmişti. Doktorlar, annemin artık normal bir şekilde yürüyemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine babam sinirlendi ve anneme herkesin içinde bağırmaya başladı. Annemin gözleri dolmuştu ve titriyordu. Babam, “İkiniz bir daha evime sakın adımınızı atmayın!” deyip odadan çıkıp gitti. Bir yandan kazanın verdiği acıyı yaşayan annem, diğer yandan 21 yıllık eşinin kendisini en zor durumda terk ettiğini duyunca dayanamayıp ağlamaya başladı. Annemi ilk kez bu kadar çaresiz ve üzgün görmüştüm. Onu bu hâlde bırakmamak için bir süre okula gitmemeye karar verdim. Tüm gün yanından ayrılmadım. Hatta bazı geceler, babamın tekrar anneme zarar vereceğinden korktuğum için uyuyamadım bile. Birkaç günlük tedavinin ardından doktorlar, annemin taburcu olabileceğini söylediler. Bu haber, son zamanlarda yüzümü güldüren nadir şeylerden biriydi.

Patronları ilk zamanlar, annemin hastanede tedavi görmesini anlayışla karşılıyordu. Fakat ilerleyen zamanlarda, annemin kaza yüzünden yaşadığı yavaşlık göze batmaya başladı. Daha sonra ise annemin işten çıkarılmasına karar verdiler. Annem, fabrikanın başka bir bölümünde çalışabileceğini hatta fazladan mesaiye kalabileceğini söylemesine rağmen pek başarılı olamadı. Annemin taburcu olabilmesi için hastane masraflarını karşılamalıydık. Yanımızda hastane masraflarını karşılayacak kadar paramız olmadığı için eve gitmek zorundaydım. Annem, bir şekilde parayı bulabileceğimizi düşünüyordu ama bize kim yardım ederdi ki? Babamın yanına gidip annem için son bir iyilik yapmasını istemekten başka çaremiz yoktu. Annemi öpüp eve doğru yolculuğa çıktım. Yolculuk boyunca, babama ne diyeceğim hakkında tekrar tekrar prova yapıyordum. Açıkça söylemek gerekirse, ne tepki vereceğini bilmediğim için oldukça tedirgindim. Babamdan dayak yiyecek bile olsam, annemin hastaneden çıkması için o parayı almalıydım. Annemin bir daha acı çekmemesi için tüm acıları göze alabilirdim. Evin yedek anahtarı cebimdeydi. Yine de birkaç kez kapıyı tıklattım. Babamın kapının sesini duymadığını varsayarak anahtarla kapıyı açtım. Eve adımımı attığımda, yatak odasından sesler geldiğini duydum. Kapıyı yavaşça araladığımda, babamı başka bir kadınla sevişirken gördüm. O an deliye dönmüştüm. Ne yapacağımı bilemedim. Gördüklerimin gerçek olmamasını diledim. En azından annem o durumdayken babamın böyle bir iğrençlik yapacağı aklımın ucumdan bile geçmezdi. Yanlış bir şey yapmamak için olup bitenleri tekrar tekrar düşünmeye başladım. Her ne kadar sakin olmaya çalışsam da bir yanım, sanki beni kontrol etmeye başlıyor gibiydi. Bu yanlış karşısında öylece çekip gidemezdim. Evet, içimden bir ses bu konuda sakin olmamam gerektiğini söylüyordu. Çok sinirliydim ama annemin hastanede olduğu düşüncesi beni birazcık da olsa sakinleştiriyordu. “Baba!” diye bağırdım ürkek bir sesle. İçeriden gelen küfür seslerinin duyabiliyordum. İşte o an gerçekten çok korkmuştum. Üvey babamın, eve gizlice girdiğimi fark ettiği için nasıl bir tepki vereceğini bilmiyordum. Yarı çıplak ve sinirli bir biçimde yatak odasının kapısını araladı.

Üvey babam: “Burada ne işin var velet!”

Ben: “Annem… Doktorlar annemin iyileştiğini söyledi.”

Üvey babam: “Ee, bana ne bundan?”

Ben: “Annemin taburcu olabilmesi için hastane masraflarını ödememiz gerekiyor. Ben bu yüzden…”

Üvey babam: “Sen bu yüzden ne?”

Ben: “Belki anneme son bir kez yardım etmek istersin diye düşündüm.”

(Bardaktaki içkiden bir yudum aldıktan sonra…)

Üvey babam: “Benim sakat bir kadına verecek param yok velet! Ne sanıyorsunuz beni? Enayi miyim ben?”

Ben: “Annem işten kovuldu. Gidecek başka bir yerimiz olmadığını sen de gayet iyi biliyorsun. Ne olur yardım et. Seni bir daha rahatsız etmeyeceğiz. Lütfen…”

Üvey babam: “Seni ve o sakat anneni bir daha evimin yakınlarında görürsem, ikinizin de kemiklerini kırarım, anladın mı?”

Ben: “Baba, lütfen yardım et.”

(Elindeki içki bardağını bana doğru fırlattı ve ardından…)

Üvey babam: “Defol git! Bir daha evime sakın gelmeyin!”

Babamın bu umursamaz ve alaycı tavrı beni daha da sinirlendirmişti. Sessizce ağlamanın ne demek olduğunu o an anlamıştım. Kapıyı kapattım ve gittiğimi düşünmesini istedim. Birkaç saat sessizce odanın önünde öylece ağladım. Akşam saati olmuştu. Kendi kendime “Böyle olmamalı.” dedim. Elime geçen bu fırsatı değerlendirmeliydim. Çaresiz ve güçsüz olduğumun farkındaydım ama bir şeyler yapmam gerekiyordu. Oturduğum yerden kalkıp sessizce balkona gittim. Odunların arasındaki baltayı elime aldım. Bir şey beni zorluyordu sanki. Aslında çok korkuyordum. Ellerim de titriyordu. Kalp atışlarım, hiç olmadığı kadar hızlıydı. Evin kapısını aralayıp ışıkları söndürdüm ve yan odaya geçip elimde baltayla beklemeye başladım. Yine “Baba!” diye bağırdım. Bu kez ürkek değil, kendimden gayet emindim. Babam sarhoş bir hâlde yatak odasından çıkıp sağa sola çarparak evin kapısını kapattı. Arkasını döndüğü anda baltayı sol diz kapağına sapladım. Acı içinde yere yığıldı. Daha sonra baltanın sapıyla kafasına vurup onu bayılttım. Sarhoş olması işimi kolaylaştırmıştı. Hiç vakit kaybetmeden zor da olsa yatak odasına kadar sürükledim. O kadar çok içmişlerdi ki annemi aldattığı sürtük hâlâ yatakta uyuyordu. İkisinin de ellerini kollarını bağladım. Baltayı elime tekrar aldım ve bu kez babamın sağ diz kapağına sapladım. Üvey babam, büyük çığlık atarak ayıldı. Babamın attığı çığlık sonucu kadın da uyandı. İkisi de kendine gelmeye başladığında, ellerinin ve kollarının bağlı olduğunu fark ettiler. Pantolonunun cebinden, annemi hastaneden taburcu etmeye yetecek kadar para aldım. Daha sonra evin tüm pencerelerini kapattım ve mutfağa gittim. Ocağın altını sonuna kadar açtım. Ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece acı çekmesini istiyordum, hepsi bu. Acı içinde kıvranan üvey babama ve o sürtüğe son bir kez baktım. Sehpanın üzerinde bulunan sigarayı aldım. O güne kadar hiç sigara içmemiştim. Evin kapısına doğru ilerlerken sigarayı yaktım. Elimde yanmakta olan kibriti içeriye doğru fırlatıp koşarak binadan uzaklaştım. Patlama sesleri, sanki bana bir ninni gibi geliyordu. Patlamayı birkaç ufak sıyrıkla atlattım. Bir süre sonra sokakta ortalık karıştı. İnsanlar ne olduğuna anlam veremiyordu. Uzaktan öylece yanmakta olan evimizi izledim. Hiç tereddüt etmedim. Öylesine iğrenç bir ruhu, bu dünyadan arındırdığım için kendimle gurur duyuyordum!

Sigaramı içip o güzel manzarayı izledikten sonra doğruca hastaneye gittim. Annem, paramparça olan kıyafetlerimi ve vücudumdaki yara izlerini görünce çok korktu. Gülümseyip sıkıca sarıldım. Annemin taburcu olması için gerekli olan parayı hastaneye verdim. Yeni ve mutlu bir hayat bizi bekliyordu. Sorun şu ki annemin geleceğini elinden alan kişilere karşı öfkem dinmeyecek. Annemi geride çaresizce bırakan fabrikadaki o patronlardan intikam almak için fazlasıyla heyecanlanıyorum!

Notlar:
“Bana tüm yaralarını göster.” dedi adam. “Kaç kere bana ihtiyacın olduğunu ve kaç kere yanında olmadığımı görmek istiyorum.” (Anonim)

“Size gerçek şeytan nasıl olurmuş göstereceğim.” (Gintama: Sakata Gintoki)

“Mutluluk, çok pahalı.” (Nidem)

Umut Çanak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...