Rastalı Rapunzel

Gece Gündüz
A A

Rastalı Rapunzel

Giriş
Bu masal, çocuklar için değil büyükler için yazılmıştır. Küfür, argo kelime ve şiddet içeriklidir. Masallar, öğüt veren bir edebi türdür. Bu masal ise “Ağaç yaş iken eğilir.” sözünü ilk kez duyan “yaşlı çocuklar” için büyük bir özen ve tedirginlikle yazılmıştır.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellâl iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; günümüzden çok da uzakta olmayan zamanın birinde veya ikisinde, hatta vazgeçtim üçünde bir diyar varmış. Bu diyarda yaşayan yeni evli bir çiftin yıllardır bebeği olmuyormuş. Genç çift, bebek sahibi olmayı o kadar çok istiyormuş ki modern tedavileri bile düşünür olmuşlar. Fakat bu tedavileri karşılayacak ne paraları ne de takas edecekleri değerli eşyaları varmış. Bebek sahibi olma düşüncelerini bir an önce gerçekleştirmek için gece gündüz demeden çalışıyorlarmış. Önceleri internetteki online oyunlara para ve zamanını harcayan genç adam, bunlardan bir şekilde uzaklaşmış. Sonunda eşiyle birlik olup ellerindeki son parayla birkaç arı kovanı alarak bal işine girmişler. Hemen bir web site açıp sabahtan akşama kadar, tanıdıkları tanımadıkları ne kadar internet kullanıcısı varsa paylaştıkları her paylaşımın altına hunharca yorum yazarak bal satmak istiyorlarmış. Bu şekilde uzun süre devam ederek epeyce tanıtım yapmışlar. Fakat yine de bekledikleri karşılığı alamamışlar.

Günlerden bir gün, çok büyük bir kraliyet töreni için bal siparişi almışlar. E-posta üzerinden detayları konuştukları sırada, faturaları ödemedikleri için genç çiftin interneti kesilmiş. Birkaç faturanın ödemesinin gecikmesi nedeniyle borç faizlenmiş ve bir süre sonra ödeyemeyecekleri bir hâl almış. Çaresizlikle çözüm yolu aradıkları bir gecede bedava Wi-Fi bulmuşlar. İnternet sahibi ise yan komşuları olan yaşlı bir kadınmış. Bu yaşlı kadınının büyü işleriyle uğraştığı bilinirmiş. Çirkin olduğu için insanlar onu hep dışlamış. Ailesi bile terk etmiş. Yıllardır evinde yalnız başına yaşıyormuş. Ücretsiz internet kullanma fikri ikisine de güzel gelmiş. O gece yorgunluktan uyuyakalmışlar. Genç kadın rüyasında bebeği olduğunu görüp sayıklamaya başlamış. Kocası ise bu durum karşında vicdan yapmış. Gizlice yaşlı kadının ücretsiz ve şifresiz olan internetine bağlanmış. Adam internete bağlanır bağlanmaz bilgisayarın ekranında yaşlı kadının çirkin yüzü belirmiş. İğrenç ve bir o kadar ürpertici sesiyle “Gecenin bu saatinde internetime neden bağlanmak istedin?” diye sormuş. Adam, eşiyle birlikte uzun zamandır bebek sahibi olmak istediklerini ve tedavi parası için bal işine girdiklerinden bahsetmiş. Fakat internetlerinin borç yüzünden kapandığı için işlerinin yarım kaldığını da eklemiş. Yaşlı kadın, genç çiftin bu hâline çok acımış ve onlara yardım edeceğini söylemiş. Yapacağı büyü sayesinde bebek sahibi olacaklarını anlatmış. Tek bir şartı varmış; bebek doğduğunda ona dadılık yapmak istemiş. Genç adam, böyle bir şeyin mümkün olacağına inanmadığı için yaşlı kadının teklifini geçiştirmek amacıyla kabul etmiş. Yaşlı kadın, iğrenç bir kahkaha atarak dumanlı görsel efektler eşliğinde bilgisayar ekranından kaybolup gitmiş. Adam, bal işine sabaha kadar kaldığı yerden devam etmiş.

O gecenin ardından tekrar test yaptıklarında bu kez olumlu sonuç almışlar. Genç çift, bu haberi duyunca çok mutlu olmuşlar. Fakat genç adam, yaşlı kadınla anlaşma yaptığını eşine bir türlü söyleyememiş. Aylar geçmiş, sonunda genç kadın doğum yapmış. Pamuk gibi bembeyaz tenli, altın sarısı saçlı, gökyüzü mavisi gözlü, güzeller güzeli bir bebekleri olmuş. Genç çift, rap müzik dinlemeyi sevdikleri için bebeğin adını Rapunzel koymuşlar. Genç adam, böylesine güzel bir bebeği herkesten kıskanmış. Sonra aklına yaşlı kadına verdiği söz gelmiş. Öylesine çirkin bir kadının bebeğine dokunmasını istememiş. Sonunda aklına bir fikir gelmiş. Karpuz satan Hacker arkadaşından yardım istemiş. Arkadaşı Hacker’lık yaptığı için kendini gizlemek üzere karpuz satıyormuş. Gizlice yaşlı kadının bilgisayarında yasaklı sitelere girip yasadışı film ve müzik indirmişler. Bu durum, kraliyet emniyet müdürlüğünün gözünden kaçmamış ve yaşlı kadını tutuklamak üzere evine gitmişler. Zavallı yaşlı kadın olanları anlamaya çalışırken komşusu olan genç adamın kendisine sinsice güldüğünü görünce onun yaptığını anlamış. Genç adam, yaşlı kadının kendilerine musallat olmasını engellemek için avukatlara epey para harcamış. Çünkü dadılık yerine cadılık yapmasından korkuyormuş. Yalancı şahit tutup işini garantiye almak istemiş. Çok para gitmesin diye Pamuk Prenses ile görüşüp cücelerden yardım istemiş. Cüceler, yarı fiyatına yalancı şahit olmayı kabul etmişler. “Cüceler neden yarı fiyatına işi kabul etmişler?” diye bir soru sorabilirsiniz. Cevap, sorunun içinde efendim. Neyse, masalımıza kaldığımız yerden devam edelim. Yaşlı kadın suçsuz olduğu hâlde geçmişinde büyüyle ilgilenmesi nedeniyle ağır bir şekilde cezalandırılıp hapse atılmış. Genç çiftin işleri yolunda gitmeye devam ediyormuş. Web sitesi üzerinden sattıkları bal sayesinde inanılmaz derecede para kazanmışlar. Çok geçmeden büyük bir bal şirketi açmışlar. Her şey bu kadar iyi gitmesine rağmen genç adam, yaşlı kadının gelip ailesine bir kötülük yapabileceğinden dolayı çok tedirginmiş. Bu sırada ise zavallı yaşlı kadın, tek bir kişiye bile kötülük yapmadığı hâlde uğradığı bu haksızlık karşısında çok sinirlenmiş. Hapishanede kaldığı süre boyunca intikam almak için büyü işleriyle ilgilenmeye devam etmiş. Sonunda yaptığı bir büyüyle kendisini fareye dönüştürerek hapishaneden kolayca kaçmayı başarmış. Lağımda ilerlerken bir evin tuvalet giderinden yukarı doğru tırmanmış. Tam yukarıya doğru tırmandığı sırada talihsiz bir olay meydana gelmiş. Ailenin yaşlı ninesi, ishal olduğu için yazın aniden meydana gelen sağanak yağış misali patır patır salmaya başlamış. Yukardan gelen yoğun saldırının şiddetine daha fazla dayanamayarak tutunduğu yerden kayıp yere düşmüş. Çok affedersiniz ama bokun içinde boğulmaktan kendini zor kurtarmış.

Yaşlı kadın yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış. Düştüğü için artık fare değilmiş, eski hâline dönüşmüş. Yeniden fareye dönüşmek için birkaç büyülü söz söylemeye çalışmış. Tam o sırada az önce uğradığı yoğun ishal saldırısı nedeniyle ağzına dolan mısır ve nohut tanelerini fark etmiş. Bu, gerçekten iğrenç ve bir o kadar da tiksinç bir durummuş. Fakat bu durum, yaşlı kadının geri adım atmasına neden olmamış. Boynuna dolanmış olan domates kabuğu dışkısından da kurtulur kurtulmaz büyülü sözler söyleyip yeniden kendini fareye dönüştürmüş ve borudan tırmanmaya başlamış. Bu kez daha hırslıymış. Az önce başına gelen, hatta ağzına gelen o talihsizlik, cadıyı intikam alma düşüncesinden vazgeçirmeye yetmemiş. Yaşlı kadın, hızlıca borudan yukarıya doğru tırmanmış, tırmanmış, tırmanmış… Klozet kapağına ulaştığı sırada hedefe yaklaştığı için mutluluktan ağzı kulaklarına kadar açılmış. O kadar mutluymuş ki gözleri kısılmış. Kendinden emin bir biçimde elini klozet kapağına doğru uzatmış. Kendisine haksızlık eden genç çifti cezalandırmak için son bir engel kalmış. Kapak kendiliğinden açılmış. Yaşlı kadın ışığı görmüş. Umut ışığı olduğunu düşünmüş bunun. Ops! O da ne? Yine mi? Sanki tuvalet sırası varmış gibi bu kez de ailenin başka bir üyesi, yukardan patır patır salmaya başlamış. Bu durum, tıpkı kamyondaki bir adamın, manavcıya karpuzları tek tek atması gibiymiş. Mutluluktan ağzı kulaklarına kadar açılan cadı, tahmin edeceğiniz gibi ne yazık ki boku yemiş. Evet, gerçekten yemiş.

Tekrar yoğunluğa dayanamayarak yere düşmüş. Yere düştükten sonra bile klozetten gelmekte olan teslimat, bir türlü bitmek bilmiyormuş. Ağzına yüzüne dolmuş tüm boklar. Lanet olsun, yazarken hayalimde canlandı. Düşmanımın başına bile gelmesini istemem böyle bir durumun. Sadist olabilirim ama bu kadar ağır bir işkenceyi izlemeyi ben bile kaldıramam. Her neyse; “Ne kadar boktan bir masal bu?” dediğinizi duyar gibiyim. Masalımıza kaldığımız yerden devam edelim. Zavallı cadı boka batmış durumdayken genç çift, hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyormuş. İşleri her geçen gün daha iyiye gidiyormuş. Kraliyet diyarında tanınan ve saygı duyulan kişiler hâline gelmişler. Evet, bunu bal satarak yapmışlar. Genç adam, bebeğinin başına bir şey gelmemesi için her türlü güvenlik önlemini almış. Evin her yerine güvenlik kamerası almış. “Orta Çağ zamanlarında güvenlik kamerası ne alaka?” diye sorabilirsiniz. Bunun cevabını veremem çünkü o dönemde yaşamadım, nereden bileyim? Belki de vardı, kim bilir? Zaten masal bu. Ejderhaların olduğuna inanıyorsunuz da Orta Çağ’da güvenlik kamerası olduğuna mı inanmıyorsunuz? Genç çift, Rapunzel’in 1. yaş gününü kutlamak için parti düzenlemeye karar vermiş. Hazırlıklara başlamışlar. Rapunzel ile ilgilenmesi için dadı tutmuşlar. Fakat dikkat etmedikleri bir detay varmış. Dadı, aslında Uyuyan Güzel’miş. Sürekli uyuduğu için sabahları hep geç kalan Uyuyan Güzel, sonunda devamsızlıktan dolayı okuldan atılmış. Eğitimini açık öğretimden tamamlamak istemiş. Harç parasını çıkarmak için de dadılık yapmaya karar vermiş. Bu arada cadı, en sonunda lağımdan kurtulup evin içine girebilmiş. Masanın üzerinde bulduğu akıllı telefona genç çiftin ev adresini yazmış. Yaklaşık 1 yıl boyunca hapishanede kalan cadı, doğup büyüdüğü yerin çok değiştiğini fark etmiş. Eskiden yemyeşil ovaların olduğu alanlar inşaatlarla dolmuş. Toprak yollar asfalta, güzelim bahçeli evler beton yığınlarına dönüşmüş. Bu durum, cadının canını çok sıkmış. Doğum günü partisi için bahçede toplanan kalabalıktan faydalanıp genç çiftin evine gizlice girmiş. Şanslıymış ki o sırada Uyuyan Güzel uyuyormuş. Rapunzel ise beşikteymiş. Rapunzel’i ilk kez gören cadının gözleri mutluluktan dolmuş. Şimdiye kadar yaşadığı tüm olumsuzlukları bir anda unutuvermiş. Rapunzel’in, böylesine çirkin ve kötü bir ortamda yaşamasını istememiş. Kollarının arasına alıp evden kaçmış. Parmak Kız, onları görmüş. Avazı çıktığı kadar bağırıp ev sahibine haber vermek istemiş ama sesi, bir sineğin vızıldaması kadarmış. En sonunda uçarak genç çiftin yanına gitmiş ve gördüklerini anlatmış. Genç çift, hemen Rapunzel’in olduğu odaya koşmuş. Uyuyan Güzel, hiçbir şey olmamış gibi uyumaya devam ediyormuş. Cadı, giderken ardında bir not bırakmış. Notta şunlar yazıyormuş: “Rapunzel’in de sizin olmasına asla izin vermeyeceğim!”

Cadı uzaklara, çok uzaklara gitmiş. Henüz medeniyetin ulaşmadığı(!) bir ormanın derinliklerinde bir kule inşa etmiş. Rapunzel’le birlikte burada uzun yıllar mutlu bir şekilde yaşamaya karar vermiş. Yıllar geçmiş; Rapunzel, genç bir kız olmuş. Cadı, Rapunzel’in altın sarısı saçlarına kıyamadığı için onları hiç kesmemiş. İnsanların, Rapunzel’e zarar vermesinden korktuğu için kuleden dışarıya çıkmasını ve yabancılarla konuşmasını istemiyormuş. Rapunzel’in canı sıkılmasın diye kuleye internet bağlantısı çektirmiş, laptop ve akıllı telefon almış. Cadı, para kazanmak için el işi örgüler hazırlayıp pazarda satıyormuş. Akşam olduğunda kuleye çıkmak için Rapunzel’e sesleniyormuş. Ardından Rapunzel, altın sarısı saçlarını aşağıya sarkıtıyormuş ve cadı tırmanarak kuleye çıkıyormuş. Cadılar Bayramı yaklaşmış. Rapunzel, şimdiye kadar hiç dışarıya çıkmadığı için çok üzgünmüş. İnternette tanıştığı arkadaşlarının paylaştığı fotoğrafları görünce dışarıya çıkma isteği gün geçtikçe artıyormuş. Cadılar Bayramı’nda kendisinin de partiye gelmek istediğini söylemiş. Fakat cadı buna izin vermemiş. Aralarında ilk kez kavga yaşanmış. Karşılıklı olarak atışmışlar. Cadı, yine de alttan alarak Rapunzel’e karşı iyi davranmaya çalışmış. Geçmişte insanların kendisine yaptıkları kötülüklerden bahsetmiş. Gerçek hayatın, sanal ortamdaki kadar güzel olmadığını ve acımasızlıklarla dolu bir yer olduğunu anlatmış. Rapunzel çok safmış, hemen inanmış ama yine de bir kez olsun dışarıya çıkmak, partilerde hunharca Twerk yapmak istiyormuş. Cadılar Bayramı günü geldiğinde cadı hazırlanmış. Yılda bir kere, dilediği gibi etrafta dolaşabileceği için çok mutluymuş. Rapunzel’e tekrar tekrar uyarılarda bulunmuş. Kuleden dışarıya çıkmaması gerektiğini ve yabancılarla konuşmamasını söylemiş. Ardından Rapunzel’in saçlarından tutunarak kuleden aşağıya inmiş. Cadı, kuleden uzaklaşır uzaklaşmaz Rapunzel, internetten tanıştığı birine konum göndermiş. Çok geçmeden genç adam, kulenin dibinde gelmiş. Kapısı olmayan bu kuleye nasıl çıkacağını düşündüğü anda Rapunzel, saçlarını sarkıtmış. Genç adam kuleye tırmanmış, bir süre sohbet etmişler. Daha sonra “Burası çok kastı ya; başka bir yere mi gitsek?” demiş. Rapunzel, hem saf olduğundan hem de dışarıyı çok merak ettiğinden teklifi kabul etmiş. Yalnız bir sorun varmış: Kapısı olmayan bu kuleden Rapunzel nasıl aşağı inecek? Genç adam, buna da çözüm bulmuş. Rapunzel’in saçını düğüm yapıp sağlam bir yere bağlamış. Ardından ikisi birden saçlarına tutunarak yavaşça aşağıya inmeye başlamış. Rapunzel’in canı çok yanıyormuş ama bunu belli etmemiş. Aşağıya indikçe saç iyice gerilmiş ve sonunda kopmuş. İkisi de yere çakılmış. Kendilerine geldiklerinde genç adam, Rapunzel’i görünce kahkahalar atmaya başlamış. Rapunzel, neler olduğunu anlayamamış. Genç adam, telefonun ön kamerasını açıp ona göstermiş. Rapunzel’in saçının büyük bir kısmı kopmuş, kel gibi görünüyormuş. Rapunzel, başına gelen bu talihsizlikten dolayı ağlamaya başlamış. Buna rağmen hâlâ dışarıya çıkmak istediğini söylemiş. Şapka takarsa saçının görünmeyeceğini söyleyerek yerinden kalkmış ve genç adamın koluna girmeye çalışmış. Genç adam ise onunla alay etmiş. “Senin gibi bir ucube yanıma yakışmaz!” demiş ve Rapunzel’i terk etmiş. Rapunzel, bir başına kalmış. Çaresizlik içinde kopan saçlarına sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış. Cadının verdiği nasihatler gelmiş aklına. İnsanlara güvenmemesi gerektiğini, acı bir şekilde de olsa tecrübe edinmiş.

Gecenin ilerleyen saatlerinde cadı, partiden dönmüş. Kulenin dibine geldiğinde Rapunzel’in uyuyakaldığını ve kopan saçlarını görmüş. Üstü başı kanlar içindeymiş Rapunzel’in. Uyanmış cadı gelince ve daha çok ağlamış. Anlatmış neler olduğunu. Rapunzel, çok seviyormuş saçlarını. Cadı, onun kopan saçlarını görünce kendisi de üzülmüş. “Üzülme Rapunzel, ben seni güzelliğin için değil, olduğun gibi seviyorum. Yine uzar saçların.” demiş ve sımsıkı sarılmışlar. Cadının tanıdık bir kankası varmış. Onun kuaför salonuna gitmişler ve Rapunzel’in kopan saçlarından örgülü rasta yapmışlar. Rastalı Rapunzel olmuş. İlerleyen zamanlarda medeniyet(!) kulenin olduğu ormana da ulaşmış. “Ormanla iç içe daireniz olsun ister misiniz?” başlıklı reklamlar gösterilmeye başlamış. Kısa süre içinde orası da beton yığınlarına dönüşmüş. Cadı, bir karavan satın almış. Rastalı Rapunzel ile birlikte insanlardan ve medeniyetten(!) uzaklara gitmişler. Yepyeni yerler görüp diledikleri gibi özgürce yaşamışlar. Böylesine bir dünyada, sonsuza dek mutlu yaşamak imkânsız değilmiş.

Gerçek Rapunzel masalındaki saçmalıklar:
1) Genç çiftin çocukları olmuyor. Kadının canı, marul (veya her neyse) çektiği için adam, gizlice yan evin bahçesine giriyor ve marul çalıyor. Oh, ne güzel! İyi o zaman herkes, canı ne istiyorsa gizlice girip izinsiz bir şekilde alsın.

2) Cadı, adamı yakalıyor. Adam, eşinin canı çektiği için marulu çaldığını itiraf ediyor ve bebekleri olmadığını söylüyor. Cadı, bebek olduğunda kendisine vermesi karşılığında onlara yardımcı olabileceğini söylüyor. Büyü yapıyor ve bir süre sonra genç kadın hamile kalıyor.

3) Cadı, Rapunzel’i alıp kapısı olmayan bir kuleye kapatıyor. Masalda Rapunzel’in saçına tırmanarak kuleye çıktığı anlatılır. Peki ya Rapunzel’in saçı uzamadan önce cadı kuleye nasıl inip çıkabiliyordu?

Son Sözler…
Cadının, Rapunzel’i kuleye kapatması ve uzun yıllar orada yaşamaya mahkûm etmesi çok çarpıcı bir durum. Rapunzel, ergenlik çağına kadar sadece cadıyla iletişim kuruyor. Kuleden dışarıya çıkmadığı ve başka biriyle konuşmadığı için kişisel gelişimi yetersiz kalıyor. Günümüzde hâlâ birçok aile, çocuklarını cezalandırmak için onları odasına kilitliyor. Ne arkadaş ne televizyon ne telefon… Hatta bazı aileler, kendilerini o kadar kaptırıyor ki çocuklarını cezalandırmak için günlerce yemek ve su bile vermiyor. Çocukların bu şekilde cezalandırılması, ilerleyen dönemlerde onların hayatını olumsuz şekilde etkiliyor. Hâlen bu ve bunun gibi masalların okunması için çocuklara önerilerde bulunuyorlar. Ne garip değil mi? Diğer masallarda görüşmek üzere, kaygılarımla!

Umut Çanak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...