Ölümden Döndüm Yorgunum

Gece Gündüz
A A

Ölümden Döndüm Yorgunum

Hayatımda ilk kez telefonumun alarmı çalmadan uyandım. Saate baktım, yaklaşık 45 dakika sonra okula gitmek için otobüs durağında beklemem gerekiyordu. Güneş daha yeni doğuyordu, odamın duvarları alacakaranlık bir renge bürünmüştü. Hava biraz serindi. Esen rüzgâr, perdeleri kaldırıp uçuracak kadar kuvvetliydi. Birden gözlerim belirli bir noktaya kilitlendi, vücudum kaskatı kesildi, karıncalanmaya ve uyuşmaya başladı. Hareket etmek istiyordum ama hiçbir şey yapamıyordum. Gözlerim ağırlaştı, nefesim daraldı. Tam yeniden uyuyacağım sırada takırtı seslerinin geldiğini duyup irkildim. Ailem akraba ziyaretine gittiği için evde yalnız olduğuma emindim. Neler olduğunu anlamak için yatağımda öylece bekledim. Kendime gelir gelmez yatağımdan kalkıp etrafıma bakındım. Kendimi korumak için sert bir cisim aradım. En sonunda ailemden gizli gizli içtiğim için bir türlü bitiremediğim, yarısı dolu olan şarap şişesini buldum. Olabildiğince sessiz bir şekilde odamın kapısını açıp yavaş adımlarla sesin geldiği yöne doğru ilerledim. Koridorda ilerledikçe soğuk terler vücudumu sardı, kalp atışlarım hızlandı, nefes alıp verişim dengesizleşti. Ses, salondan geliyordu. Televizyonun açık kalmış olabileceğini düşünüp kendimi kandırmak istedim. Adımımı salona atmadan önce ne olur ne olmaz diyerek göz ucuyla içeriye bakındım. Düşündüğüm gibi televizyon açık kalmıştı. Bu kadar saçma bir şeyden dolayı korktuğum için yüzümde saçma bir tebessüm oluştu.

Televizyonu kapattıktan sonra duvardaki saate bakıp okula gitme vaktimin yaklaştığını fark ettim. Evden çıkmadan önce bir şeyler atıştırmak üzere mutfağa gittiğim sırada aynı takırtı seslerini bir kez daha duydum ama bu kez daha şiddetliydi. Sanki biri kapının ziline basıp kapıyı tekmeliyor gibiydi. Yüzümdeki saçma tebessüm, yerini endişeli bir ifadeye bırakmıştı. Bacaklarımın titremesine engel olmaya çalıştım ama beceremedim. Elimdeki şarap şişesinden birkaç yudum içtim. Şişeyi sıkıca kavrayıp sesin geldiği yöne doğru korkak adımlarla ilerledim. Koridordan banyoya kadar devam eden ıslak ayak izlerini gördüm. Banyonun ışığı açıktı ve suların aktığını duyabiliyordum. Cesaretimi toplayıp hızlıca banyoya girdiğim anda kapı zili seslerini yine duydum. Ayağım kaydı ve dengemi kaybedip elimdeki şarap şişesini düşürdüm. Her şey bir anda oldu…

Başımı yeniden kaldırıp etrafıma baktığımda kendimi yerde, kanlar içinde kıvranırken gördüm. İşin garip yanı ikimiz de aynı durumdaydık. Sinirli bir şekilde bana bakıyordu. “Neden duş alırken şarap içmek istedin?” diye bağırdı. O an şok olmuştum. Doğru ya! Erken kalktığım için okula gitmeden önce duş alacaktım. Ailemin evde olmadığını fırsat bilip bir türlü bitiremediğim şarabı içmek istedim. Islak ayaklarla çıkıp odama kadar ilerledim ve şarabı alıp banyoya geri döndüm. Tam şarabı içeceğim sırada kapı zilinin çalmasıyla ayağım kaydı ve dengemi kaybedip yere yığıldım. Ne kadar süredir bu durumdayım bilmiyorum ama oldukça güçsüzüm ve üşüyorum. “Ve kan kaybediyorsun!” Evet, doğru. “Ailen geldi, kan kaybından ölmeden önce gidip kapıyı açsana salak!” Haklısın ama ailem şarap içtiğimi bilmiyor. Öğrenirlerse çok kızarlar. “Ölüyorsun ulan!” Zor da olsa sürünerek kapıya kadar gittim. Her yer kan içindeydi. Son gücümle evin kapısını açtım. Gelen ailemdi. Bana bir şey olduğundan endişelendikleri için zile basıp kapıyı tekmelemişler. Demek ki o sesler… Neyse boş ver. Hemen komşuların yardımıyla hastaneye kaldırıldım.

O değil de, şaraba yazık oldu be!

Umut Çanak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...