Çirkin Ördek Yavrusunun Laneti

Gece Gündüz
A A

Giriş
Bu masal çocuklar için değil büyükler için yazılmıştır. Küfür, argo kelime ve şiddet içeriklidir. Masallar, öğüt veren edebi bir türdür. Bu masal ise “Ağaç yaş iken eğilir.” sözünü ilk kez duyan büyük çocuklar için büyük bir özen ve tedirginlikle yazılmıştır.

Günümüzden çok da uzak olmayan zamanın birinde veya ikisinde, hatta vazgeçtim üçünde bir aile yaşarmış. Yeni evlenmiş olan genç ördekler, düğünde topladıkları altın ve paraları yetersiz bulmuş. Daha çok para kazanmak için hemen yavru ördekler meydana getirmeyi düşünmüşler. Hızını alamayan ördekler tam 9 tane yumurta çıkarmış. Yüksek performans sergiledikleri için havalara uçmuşlar. Baba olacak olan ördek çok fazla mutlu olduğu için sevinçten havaya uçtuğu sırada kafasını tavana çarpmış. Hafif baygın bir şekilde yere düşmüş. Yerde can çekişmekte olan kocasını gören evin hanımı, kocasının mutluluktan yağmur dansı yaptığını zannetmiş. Bir süre hareketsiz kaldığını fark edince yere düşerken kafasını çarptığını anlamış. Ne yapacağını bilemeyen zavallı ördek acı dolu vak vaklar atarak ormandaki hayvanlardan yardım istemeye gitmiş. Yumurtalar ortalıkta öylece sahipsiz kalmış. Bir grup tilki evden gelen kan kokusunu almış. Toplanıp eve doğru ilerlemişler. Aralık olan kapıdan içeriye girip taptaze yumurtaların başına üşüşmüşler. Derken, içeriye ördeklerin kuzeni girmiş. O da yeni doğum yapmış. Kocaman yumurtasını yeni evlenmiş çifte göstermek için ta Çorum’dan gelmiş. Fakat karşısında kuzeni yerine aç tilkileri görünce korkudan tir tir titremeye başlamış. Tilkiler, önce yumurtalara sonra ördeğe bakmışlar. Daha lezzetli olacağını düşündükleri için yumurtaları bırakıp ördeğe doğru yürümeye başlamışlar. Ördek yanında getirdiği yumurtaya zarar gelmesini istemediği için tilkilere göstermeden saklamış. Tilkiler, ördeğin etrafını sarmış. Kına gecesinde gelinin etrafında dönen teyzeler gibi dönmeye başlamışlar. İçlerinden biri ördeğin boynuna saldırmış. Tilki, ördeğin boynuna dişini saplar saplamaz etrafa kanlar saçılmış. Diğer tilkiler ise hunharca etrafa saçılmakta olan kan boşa gitmesin diye ördeğin boynuna yapışıp kanını emmeye başlamışlar. Bir süre sonra ördeğin bedeni buruşturulup fırlatılmış kağıt parçası gibi kupkuru kalmış. Tilkiler, başını çarptığı için yerde can çekişmekte olan diğer ördeği ise çerez niyetine yanlarına alıp götürmüşler giderken.

Kocasını kurtarmak için ormana giden evin hanım ördeği yanında hayvanlarla birlikte geri dönmüş. İçeriye adım attığında ayağı kana bulanmış. Duvarlar, tavan, pencereler neredeyse evin her yeri kana bulanmış. Etrafta tüyler uçuşuyormuş. Ördeğe yardım etmek için ormandan sürüne sürüne gelen Sümüklüböcek de eve girmek istemiş. Fakat kapının girişindeki at gibi at karşı çıkmış, “İçerisi kan banyosuna dönmüş, sen girme boğulursun ayol.” demiş. Sümüklüböcek bir işe yaramayacağını düşünerek kendini çok gereksiz hissetmiş. Salya sümük ağlayarak evine doğru yol almış.

Evin hanım ördeği telaşla evden çıkarken kapıyı kapatmayı unutmuş. Olayın kendisi yüzünden meydana geldiğini düşünerek çok pişman olmuş. Yaşadığı bu büyük üzüntüyü geri bırakmaya çalışmış. Kendisini tamamen yavrularını vatana millete hayırlı birer ördek olarak yetiştirmeye adamış. Hayvanlarla birlikte evi temizlemeye başlamışlar. Baykuş tavandaki lambaya konmuş. Hayvanlara üstten bakarak, “Şurada leke kaldı, arkandaki kan izini temizle.” diyerek sürekli talimatlar veriyormuş. Kafasını 360 derece çevirdiği sırada üçlü koltuk takımının arkasındaki yumurtayı görmüş. Uçarak yumurtanın yanına gitmiş. Gagasıyla iterek yumurtayı salonunun ortasına kadar sürüklemiş. Daha sonra evin hanım ördeğine seslenmiş. Diğer hayvanlar da toplanmış. Yumurtanın kimde kalacağına dair aralarında konuşmaya başlamışlar (kendi aralarında konuştukları için biz neler olup bittiğini bilmiyoruz, üzgünüm). En sonunda yumurtanın evin hanım ördeğinde kalması gerektiğine karar vermişler. Evi bir güzel temizledikten sonra oradan ayrılmışlar. Evin hanım ördeği bir yandan eşinin ölümüne üzülürken diğer yandan yavrularının yakında yumurtadan çıkacağını düşünerek mutlu günlerin gelmesini heyecanla bekliyormuş. 120 ekran Full HD televizyonun tam karşısına koltuk hazırlamış. Tüm yumurtaları koltuğun üzerine düzenli bir şekilde yerleştirip kuluçkaya yatmış. Yumurtaların içindeki yavruların gelişip oradan çıkmasına çok az bir zaman kalmış. Evin hanım ördeği ise o zamana kadar televizyonda dizi ve magazin programları izlemiş.

Günler su gibi akıp geçmiş. Evin hanım ördeği bir elinde pizza diğer elinde kolayla uyuyakalmış. Yumurtaların hareket ettiğini fark edince hemen uyanmış. Sevinçten ne yapacağını bilememiş. Birdenbire bacaklarının arasından şirin ve minik bir ördek kafasını çıkarmış. Daha sonra diğerleri de çıkıvermiş. Evin hanım ördeği artık anne olmuş. Hemen yavrularını toplayarak kalan pizzayı mideye gömmeye başlamışlar. Anne ördek tek tek yavrularını saymış. Eksik varmış. Evlat edindiği yumurta hâlâ çatlamamış. Yavru ördekler değişik yumurtanın üzerine alaylı şeyler yazıp çizmişler. Sürekli yumurtayı rahatsız edecek sözler söyleyerek onu dışarıya çıkmaya zorluyorlarmış. İlerleyen günlerde anne ördek market alışverişi yapmak ve internet faturasını yatırmak üzere evden ayrılmış. Yavru ördekler ise bunu fırsat bilerek yumurtayla uğraşmaya devam etmişler. Ellerine aldıkları çekiçle yumurtaya vurmaya başlamışlar. Güçsüz oldukları için çekiç darbeleri kuş tüyü hafifliğinde etki ediyormuş. Nihayet evin anne ördeği gelmiş. Yavrularının kardeşlerine kötü davrandığını görünce çok kızmış. Tam bu sırada yumurta çatlamaya başlamış. Çatlayan yerden çirkin, itici ve soğuk kahve kadar tatsız bir şey çıkmış. Yavru ördekler gördükleri bu iğrenç şeyden çok korkmuşlar ve hemen anne ördeğin arkasına saklanmışlar. Anne ördek de bu durum karşısında oldukça şaşkınmış. Çirkin ördek ise biraz sinirliymiş, “Bir uyutmadınız onun bunun çocukları!” diyerek tepkisini göstermişler.

Görüntüsü kadar sözleri de çirkinmiş minik ördeğin. Bu yüzden annesi ona Çirkin Ördek adını vermiş. Yavrularının hiçbirini diğerinden ayırt etmeden hepsini aynı ölçüde seviyormuş. Fakat diğer yavru ördekler Çirkin Ördek’i sevmiyorlarmış. Üstelik annelerinin ona karşı iyi davranmasını da kıskanıyorlarmış. Anne ördek, yavrularını yetiştirmek için çalışmalara başlamış. Öncelikle onlara güzel konuşmayı öğretmek istiyormuş. Özellikle de Çirkin Ördek’e. Diğer tüm yavru ördekler güzel bir şekilde konuşmaya başlamışlar. Çirkin Ördek ise argo cümleler kurmasının aksine çok güzel şarkılar söylemiş. Diğer yavru ördeklerin kıskançlığı gün geçtikçe artıyormuş. Anne ördek tüm yavrularını karşısına alıp konuşmuş. Onlara zamanı geldiğinde güzel birer ördek olacaklarını söylemiş. Ertesi gün yavrularına yüzmeyi öğretmek amacıyla onları gölün kıyısına getirmiş. Çirkin Ördek yüzme konusunda da çok başarılıymış. Annesinin kendisine nasıl yüzeceğini göstermesine gerek kalmadan mükemmel bir şekilde yüzüyormuş. Doğuştan gelen bir yetenekmiş bu. Şaşkınlıkla kendisini izleyen diğer ördeklere “Ne sandın patates?” der gibi bakıyormuş. O gün, Çirkin Ördek için çok güzel geçmiş. Kardeşlerinden bir adım ileride olduğu için kendini çok mutlu hissediyormuş. Anne ördeğin hayranlığını ve sevgisini kazanmış.

Annelerinin sürekli Çirkin Ördek’e övgüler yağdırmasını kaldıramayan yavru ördekler plan kurmuşlar. Gece vakti gizlice gölün diğer tarafına geçerek timsahtan yardım istemişler. Kendisine bir sonraki öğle yemeğinde Çirkin Ördek’i yiyebileceğini söylemişler. Bu durum timsahın hoşuna gitmiş. Ördeklerin teklifini kabul ederek yarın Çirkin Ördek’i ortadan kaldıracağına dair söz vermiş. Sabah olduğunda anne ördek yavrularını tekrar gölün kıyısına götürmüş. Onların başarılı birer yüzücü olması için elinden gelen her şeyi yapıyormuş. En önde kendisi, arkasında yavrularıyla birlikte gölün serin sularında yüzmeye başlamışlar. Daha sonra anne ördek gölde pelikanla karşılaşmış. Onunla su üstü dedikoduya dalmış. Bu sırada yavru ördekler, Çirkin Ördek’i de yanlarına alarak annelerinden uzaklaşmışlar. Çirkin Ördek mutlu bir şekilde yüzerken bir anda kardeşlerinin saldırısına uğramış. Kıskanç ördekler Çirkin Ördek’in kanadını kırmışlar. Zavallı Çirkin Ördek acı içinde çırpınmaya başlamış. Kardeşlerinin kendisine neden böyle davrandığını bir türlü anlayamamış. Yavru ördeklerden biri kanadıyla Çirkin Ördek’in yarasına baskı uygulamış. Çirkin Ördek’in canını daha çok acıtmak istiyormuş. Şöyle demiş, “Şu hâline bir bak. Ne kadar çirkin olduğunu görseydin kendini anında imha ederdin. Sen ördek değilsin. Sen ördek rolü yapan iğrenç bir yaratıksın. Aramızda senin gibi bir yaratığın işi yok!” Bu sözler üzerine tüm yavru ördekler vak vak şeklinde kahkahalar atmışlar. Zavallı Çirkin Ördek kafasını eğip suda kendisini izlemiş. Çirkinliğinden ilk kez bu kadar çok utanmış. Çirkin kelimesine örnek verilmek üzere Dünya’ya geldiğini düşünmeye başlamış. Daha sonra aklına annesinin sözleri gelmiş. Kardeşlerine dönüp, “Elbet bir gün ben de güzel olacağım” demiş. Kardeşlerinin kendisine yaptıklarına karşı yine de gözleri yaşlı bir şekilde tebessüm etmeye çalışmış. Yavru ördeklerden biri bu duruma iyice sinirlenmiş. Eline aldığı neşterle Çirkin Ördek’in suratını çizmiş, “Ne yazık ki bundan sonra asla güzel olamazsın!” demiş ve kahkahalar atmaya devam etmiş. Amaçlarına ulaşan acımasız yavru ördekler yüzerek oradan uzaklaşmış. Zavallı Çirkin Ördek ise çaresizlikle kanlar içinde kalmış. Timsah olanların hepsini görmüş. Çirkin Ördek’e karşı yapılan haksızlığa çok üzülmüş. Çirkin Ördek, timsahı görünce çok korkmuş, “Ne olur al canımı da kurtulayım! Çirkin olmaktan bıktım!” diye bağırmış. Timsah, Çirkin Ördek’e yaklaşıp, “Sana yardım edeceğim.” demiş. Onu sırtına alarak bataklıktaki evine götürmüş. Yaralarını sarıp iyileştirmiş. Bir güzel beslenmesini sağlamış.

Çirkin Ördek: “Neden bana yardım ediyorsun?” diye sormuş.

Timsah: “Ben de senin gibi çirkinim. Bazen aynaya bakınca kendime bıçak fırlatmak istiyorum. Neden bataklıkta, su altında, gözlerden uzakta yaşadığımı sanıyorsun? Kimse sevmiyor beni. Genellikle hep işleri düşünce geliyorlar yanıma. Sadece kötü işlerini yaptırmak için kullanıyorlar beni. Sanki sadece kötü şeyleri yapmaya layıkmışım gibi. Dün gece kardeşlerin de bu nedenle yanıma gelmişti.” diye cevap vermiş.

Çirkin Ördek: “Ne yani, kardeşlerim beni öldürmen için senden yardım mı istediler?” diye sormuş.

Timsah: “Ne yazık ki evet minik dostum.” şeklinde cevap vermiş.

Çirkin Ördek günlerce ağlamış. Kardeşlerine karşı çok büyük bir intikam duygusu kaplamış içini. Aynı zamanda annesini de çok merak ediyormuş ve özlemiş. Timsahla birlikte gizlice evin yakınına gitmişler. Uzaktan annesi izlemiş Çirkin Ördek. Zavallı anne ördeğin gözleri şişmiş ağlamaktan. Ayrıca çok zayıflamış ve yorgun görünüyormuş. Sonra kardeşlerini izlemiş. Her biri tıpkı annesinin onlara söylediği gibi çok güzel ördekler olmuşlar. Fakat güzellikleri onları kibirlendirmiş. Güzel oldukları için istedikleri her şeyi anında gerçekleştirebileceklerini sanmışlar. Çirkin olan ne varsa alay edip eleştiriyorlarmış. Kendilerini herkesten üstün görmeye başlamışlar. Annelerine karşı hiç saygılı değillermiş. Onu sürekli tersleyerek sözlerine karşı çıkıyorlarmış. Bu durum anne ördeği çok üzüyormuş. Çirkin Ördek, ertesi gün kardeşlerinin gölde gezintiye çıkacaklarını öğrenmiş. Timsahla birlikte plan yapmışlar. Güzelleşen ördekler sabah olur olmaz diğer hayvanlara gösteriş yapmak için yola çıkmış. Dans ederek ve şarkılar söyleyerek gölde yüzmeye başlamışlar. Çirkin Ördek ise gölün ortasında öylece kardeşlerinin kendisine doğru gelmesini bekliyormuş. Güzel ördekler, Çirkin Ördek’i karşılarında görünce yine her zamanki gibi onunla dalga geçmeye başlamışlar. Çirkin Ördek, “Geri döndüm patatesler!” demiş. Güzel ördekler kendilerine böyle hitap edilmesinden dolayı çok sinirlenmişler, “Sen kime patates diyorsun ayol, senin o çirkin gaganı yırtarız” diye vak vaklayarak Çirkin Ördek’in üzerine doğru yüzmeye başlamışlar. Çirkin Ördek, çok iyi bir yüzücü olduğu için izini hemen kaybettirmiş. Güzel ördekler dağılarak Çirkin Ördek’i aramaya başlamışlar. Timsah sinsice yalnız başına yüzmekte olan güzel ördeğin arkasından yaklaşmış. Güzel ördek son anda timsahı fark etmiş. Telaşla kardeşlerine haber vermek istemiş. Timsah ondan önce davranarak tek hamlede güzel ördeği dişlerinin arasında çiğneyerek bir güzel midesine indirmiş. Kardeşlerinin vak vak çığlığını duyan diğer ördekler sesin geldiği yöne doğru gitmişler. Karşılarında timsahı görünce tir tir titremeye başlamışlar. Timsah ördekleri kovalamaya başlamış. Onları bataklığa doğru kovalamış. Güzel ördekler kaçacak yer kalmadığı için bataklığa ilerlemek zorunda kalmışlar. Hepsi teker teker bataklığa saplanmış. Hareket edemeyecek duruma gelmişler. Ormandaki tüm hayvanlar ve anne ördek olay yerine gelmiş. Kibirli güzel ördekleri o durumda gören hayvanlar gülmeye başlamış. Maymunlar grup hâlinde ördeklerin üzerine işemiş. Sonra Çirkin Ördek ve timsah gelmiş. Çirkin Ördek, timsahın sırtına çıkarak konuşmaya başlamış. Başından geçenleri, kardeşlerinin kendisine nasıl davrandığını tek tek anlatmış. Güzel ördeklerin ormandaki tüm hayvanlara ve doğaya kötü davrandığını herkes biliyormuş. Bu yüzden Çirkin Ördek’i haklı bulmuşlar. Çirkin Ördek kendisine zarar veren ve alay eden kardeşlerine bakarak, “Siz çirkin olduğunuz için üzülüp hayata küsersiniz. Ben çirkinliğimle gurur duyup hayatıma devam ederim. Aramızdaki fark bu.” diyerek gülümsemiş. Daha sonra bir kova dolusu tuz ruhunu bataklığa saplanmış olan ördeklerin üzerine dökmüş. Tuz ruhu ördeklerin kanatlarını ve tüylerini eritmiş. Adeta yolunmuş bir tavuğa dönmüşler. Güzelliklerinden geriye hiçbir şey kalmamış. Diğer hayvanlar kibirli ördeklerin bu hâlini görünce hemen Selfie çekip sosyal medya hesaplarında paylaşmışlar. Kibirli ördekler yaptıkları hatanın farkına varıp utançlarından ormanı terk etmişler. Çok geçmeden ormanın derinliklerinde yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanarak öldürülmüşler.

Çirkin ördek bir anda herkesin sevdiği bir kahramanı olmuş. Büyükten küçüğe herkesin gönlünü kazanmış. Güzel insanlar, kıskandığı kişilere karşı “Kıskandım.” diyemedikleri için “Çirkin” diye laf atıyormuş. Güya böyle rahatlatıyorlarmış kendilerini. Çirkin Ördek öyle masallardaki gibi muhteşem bir kuğuya falan dönüşmemiş. Kendisiyle barışık olduğu için çirkinliğiyle gurur duymuş. Annesiyle birlikte ömür boyu mutlu bir hayat yaşamış.

Gerçek Çirkin Ördek Yavrusu masalındaki saçmalıklar:
1) Çirkin ve diğerlerinden farklı bir ördeğin aileye girmesi şüpheli değil mi? Sanırım pembe dizilerdeki, “O soğuk yaz gecesinde olanlar oldu…” repliği hayvanlar âleminde de geçerli. Ne diyelim, baba ördek hanımını boşayıp yuvayı dağıtmadığına göre oldukça geniş birisiymiş demek ki.

2) Çirkin Ördek’in evden kaçması. Küçücük bir ördek yavrusu tek başına nasıl evden kaçabilir? Anne ördek o sırada dizi mi izliyordu? Boş bir anına falan mı denk geldi, nedir yani?

Son Sözler…
Çirkin Ördek Yavrusu bir masal. Yani çocuklar okuyor veya onlara anlatılıyor. Masalda bir ördek sırf diğerlerinden farklı ve çirkin diye alay konusu oluyor. Kendisine kötü davranılıyor. En sonunda da yaşadıklarına dayanamayarak evden kaçıyor. Yani burada bir hata var. En azından bir çocuk masalında böyle dış görünüşle alay edilmesi üzerine evden kaçması vb. gibi şeylerin anlatılması doğru değil bence. Hâlen bu ve bunun gibi masalların okunması için çocuklara önerilerde bulunuyorlar. Ne garip değil mi? Diğer masallarda görüşmek üzere, kaygılarımla!

Umut Çanak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...