Yalnızlığın Dört Hâli

Gece Gündüz
A A

Bazen insan, kontrol ettiğini sandığı hayatının iplerini, çoktan başkalarına kaptırdığını fark ediyor. Büyük hayallerinin peşinden koşan, küçücük bir insan olduğunu anlıyor belki de. Atacağı adımları hesaplarken buluyor kendini, güya özgürken… İpler, çok geriliyor bazen. “Kopsa da kurtulsam…” diyor ama hiçbir şey yapamıyor insan. İnsan dediğimiz mahlukat en çok da insandan çekiyor yine…

İlk adımlarımızı attığımız andan itibaren amansız yarışlara sokulduk. Kimimiz daha küçücükken başladı hasretliğe. “Anne…” diyemedi, “Baba…” diyemedi. Kimimizin de annesi babası yanındaydı ama sadece fiziki… Hiçbir zaman sarılamadı en büyük içtenliğiyle ya da anlatamadı okulda başından geçenleri. Sadece “Ders?” dediler, “Ödev?” dediler ama “Sen nasılsın?” demediler… İşte o zamandan başladı yalnızlığın birinci hâli…

Arkadaşlarımızın kaçı gerçekten bizimle; bunu sormadan edemiyorum. Sohbetin en koyu yerinde bu soru, beynimi kemirip duruyor. Diyorum ki: “Şimdi, şu anda çok önemli bir mesele çıksa kaçı ‘Ben de seninleyim.’ der…” Kaç insan gerçek dostlara sahiptir? Sahi dostluk kavramını, kaç yaşında terk ettik; içini boşalttık, değersizleştirdik… Biz, kabuğumuza çekildikçe yalnızlaştık. Yalnızlığın ikinci hâlini daha lise sıralarında tattık belki de…

Yaşımız büyüdükçe aşkı tattık. Elini tuttuğumuz insanın elini, sahiden ne zaman tuttuk? Güven aradık durduk kendimize bile güvenemezken. Kirli oyunlarla karşılaştık belki de… Ya da sağdan soldan duyduk: “Biri birini aldatmış.” ya da “Gitmiş en yakın arkadaşına kaptırmış gönlünü.” Ayıpladıkça başımıza geldi, ayıpladıkça içine düştük bataklığın. Yalnızlığın üçüncü hâlini yaşadık inceden…

Dışarıdaki hayat, bize vurdukça içimize sığındık, kendimizde aradık tüm duyguları. Kendimizi çok sevdik. En çok kendimize güvendik. En çok kendimize inandık. Sonra aynanın karşısına geçtiğimizde bir de gördük ki biz, kendimizi bir balon gibi şişirmişiz… Her şeyi yapabiliriz sanmışız. Başaramadıkça hırslanmışız. Şimdi düşünüyorum da bu basit hayatı yaşamak çok kolayken gereğinden fazla zorlaştırmışız. İşte kendimize de en büyük yabancılığı yaşatarak yalnızlığın dördüncü evresini de tamamlamışız.

“Bıraksam her şeyi, biraz dinlensem…” diyorum bugünlerde. Terk etsem hayatımın iplerini tutan insanları. Terk etsem sürekli işimi gücümü, paramı, aşkımı soran; beni sürekli sorgulayıp duran insanları. Hani en cesaretlileri bendim ya; yapayım işte, gideyim…

İplerim çok gergin ama yeterince değil; umarım bir gün koparmayı başarırım… Ama şimdilik kuklacılığa devam…

Türkan Ayşe Özcan

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...