Umut

Gece Gündüz
A A

Umut

Umut üzerine binlerce güzel söz söylenmiştir. Hiçbirinden daha güzelini söyleyemem. Zaten her insanın kendisi için bir umut tasviri olması gerekiyor gibi geliyor bana.

Saçma sapan bir hastalığa yakalandığımda on dokuz yaşındaydım. Kendi başıma halledebilirim sandığım bu olay dallanıp budaklanıp bana sonucu ölümle sonuçlanacak bir hastalık olarak geri dönmüştü. Doktor yüzüme bile bakmadan ‘Öleceksin’ dediğinde on dokuz yaşındaydım. İnsan öleceğini öğrendiği ilk an ne düşünür? Ben sadece, “Kardeşim var.” dedim.

O andan sonra kendimi dünyaya ait hissetmemeye başladığımdan olsa gerek, yere hiç basmadım. Hep yeryüzünden birkaç santimetre havada yürüdüm.

Bembeyaz çarşaflar, göz yakan beyaz ışıklar, kirlilikten kreme dönmüş duvarlar ve böcek gibi doktorlarla sürekli görüşmem gereken bir süreç başladı. Ne düşüneceğimi bilemediğimden susmayı seçtim. Sonsuz sessizlik. Hayata kızıyordum yine ama ‘Neden ben’ diye sormuyordum. Zaten insan bir yerden sonra cevaplarını alamayacağı soruları sorup durmaktan da sıkılıyor.

Ameliyatımı olduktan sonra bir süre daha hastanede kalmam gerekiyordu. Bu arada ne kardeşimi ne ablamı görüyordum. Dünyanın en güçlü kadını unvanını hak eden annem günlerce yanımdaki koltukta süründü. Zaten ölecek olan biri için bu kadar çaba harcanması saçma geliyordu bana. Kardeşimi özlüyordum ve anneme üzülüyordum.

Bir gün uyandım ve dedim ki kendime, “Bana bir umut lazım. Yaşamak için. Bir adım öteye adım atarken tutuk kalmamak için.”

Bir gecede büyüdüğümü hissettim. Her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır derler ya, benimki o gün oldu. O gün gerçekten değiştim. O gün hastaneden çıktım. Bir hafta sonra okuluma döndüm. Birkaç yıl sonra artık sağlıklı bir bireydim.

Benim umudum kardeşim oldu.

‘Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası, kaderinin değişeceği yerdir..’ demiş Mevlana.

Ben de öyle yaptım.

O gün vazgeçmediğim için bugün bunları kardeşimin yanındayken yazıyorum. Kendime acımayı bırakıp bir adım atmaya cesaret ettiğim için varlığımı sürdürüyorum. Tüm umudunuzu kaybettiğinizi sandığınızda gerçek umudu aramaya başlayacaksınız. Bu umut belki aniden başlayan bir yağmur, belki hiç beklemediğiniz bir anda kapınızda beliren yabancı, belki en yakınınızda durmaktan hiç şikayetçi olmayan biri olacak. Ama elbet sizin için de bir umut var olacak.

Hep kaybettiğimizi düşündüğümüz zamanlarda fark edeceğiz, her kaybettiğimiz savaşı aslında gerçekten kaybetmediğimizi. O savaşlarda aldığımız yaraları koruma çabamız bizim tecrübelerimiz olacak. O yaralar, bizim bir daha yaralanmama umudumuz..

Tuğba Martı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...