Olivia – I

Gece Gündüz
A A

Mektupta adı yazan barın önüne tam anlaştıkları saatte gitmişti. Evden alelacele çıktığı için yanına şemsiye almayı unutmuş ve yağmurdan sırılsıklam olmuştu. Biraz tedirgin bir şekilde etrafına bakındı. Gençler, yağan yağmura aldırmadan gülüşerek caddede ilerliyor, birbirlerine biraz daha sokuluyorlardı. Tiksinerek baktı onlara. Barın kapısını açıp içeri girdi. Barda tam da mektupta anlatılan kişiye uygun biri oturuyordu. Kendini biraz daha sakinleştirerek yavaşça adamın yanına gidip oturdu. Barmen yaklaşıp ne içmek istediğini sorunca bunu bekliyormuş gibi hemen “Mavi.” dedi. Bu sözü söyler söylemez yanındaki adam başını kaldırıp gözlerini ona dikti. Yüzünden başlayarak çamur içindeki botlarına kadar inceledi kadını.

“Beklediğimden daha genç ve daha güzelsiniz.” dedi. Kelimeleri tane tane ve çok sakin bir şekilde söylemişti.

Adamın kemikli yüzüne dikkatle bakıp onu nereden tanıdığını hatırlamaya çalıştı.

“Ne için buradayım?” diye sordu kadın alelacele.

Adam kadına biraz daha yaklaşıp “Siz gözlemcisiniz. İşin tam olarak plana göre yapılıp yapılmadığını gözlemlemek için buradasınız.” diye cevapladı sessizce.

Yutkundu. Bu işe nasıl bulaştığını bile anlayamıyordu ama şimdi buradaydı işte. Karşısında çok çekici bir adam oturuyor ve ona anlamadığı şeyler söylüyordu. İçkisini bir yudumda bitirdi. Genzi yanmıştı. Yeniden adama dönüp “Tamam ama diğer kişi.. O mektupta anlatılan diğer kişi. O kim?” diye sordu. Sesi titremeye başlamıştı.

Nereden geldiği belli olmayan bir mektup almış ve zarfı açtıktan sonra hipnoz olmuş gibi talimatlara uymaya başlamış, hemen bu bara gelmişti.

Adam bu kez biraz endişeli bir sesle “O kadını ben de tanımıyorum, senin tanıyor olabileceğini düşünmüştüm.” dedi.

Bu sırada barın kapısı açıldı; tam da mektuptaki tarife uyan; kırmızı elbiseli, sarışın, alımlı bir kadın kapıdan içeri girip hiç tereddüt etmeden, sakin topuk tıkırtılarıyla, 12 numaralı masaya gidip oturdu. Karanlıkta yüzü pek seçilmiyordu ama kırmızı elbise yeterli bir işaretti. Kimse bu bara o şık elbiseyle gelmezdi.

İşe başlama zamanının geldiğini anlayıp birbirlerine baktılar. Adam ayağa kalkıp üzerini düzeltti. Birden başını kaldırıp kadının yüzüne baktı.

“İsmin Olivia, seni hatırladım, evet sen… Sen Olivia’sın.” dedi.

Kadın adama şaşkınlık içinde bakıp “Evet ama nereden? Nereden tanıyoruz birbirimizi?” diye sordu. Adam aceleyle Olivia’nın elini tutup “Ben Christy. İş bitince hepsini anlatacağım; şimdi gitmem gerek, tam saati geldi.” dedikten sonra arkasını dönüp 12 numaralı masaya doğru ilerledi.

Christy, masada oturan kadını görünce afalladı. Her şeyi hatırlıyordu. Sandalyesini büyük bir gıcırtıyla çekip oturdu. Kadın başını kaldırıp Christy’nin yüzüne baktı. Adamın yüzünün ne kadar tanıdık geldiğini fark edince bir an şaşırdı. Göz yaşlarını silerek titrek bir sesle, “Adım Therese, bir mektup aldım ve…”

Christy kadının cümlesini bitirmesine izin vermeden “Evet, evet biliyorum Therese; ah ne kadar güzel günler geçirmiştik. Güneşin gökyüzünden silindiği o güne kadar… Her şeyi hatırlıyorum, her şeyi biliyorum.” diye araya girdi. Artık sesi daha heyecanlıydı. Therese’nin şaşkınlığı biraz daha artmıştı.

“Neyi hatırlıyorsun? Beni nereden tanıyorsun?” diye sordu. Kelimeleri birbirine karışıyordu.

“Ah sevgilim, ne çok özlemişim seni; nasıl olur da bunca yıl hatırlamam… Bilmiyorum, bilmiyorum nasıl oldu bu ama… Ama şimdi her şeyi hatırlıyorum. O patlamayı, sana ulaşmak için kazdığım tüm o beton yığınlarını… Sen… Sen ölmüştün. Senin ölü bedenini gördüm. Hatırlıyorum. Her şeyi hatırlıyorum. Hepsini anlatacağım ama önce seninle gitmemiz gereken bir yer var.”

“Sevgilim mi? Yani biz daha önce…”

“Evet, biz daha önce evliydik. Sonra o patlama oldu ve sen öldün ama şimdi buradasın. Hepsini anlatacağım. Bize bunu yapanın kim olduğunu biliyorum. Sen, hep bu işe bulaşmamamız gerektiğini söylemiştin. Ama ben… Evet, benim yüzümden oldu her şey.”

O an Olivia masaya iki bardak “Mavi” bıraktı ve hiçbir şey söylemeden yeniden bara döndü. Mektupta, saati geldiğinde masaya iki adet “Mavi” götürmesi ve sonra onları takip edip her şeyi not etmesi yazılıydı. Not defterini çıkarıp Mavi’yi götürdüğü kısmı da not aldı. Her şeyi adım adım yazıyordu.

Bu işareti bekleyen Christy, bir dikişte Mavi’yi dikip bitirdi ve Therese’ye de içmesini işaret etti.

“Gitmeliyiz, zamanı geldi.” dedi. Therese, saatine bakıp başıyla onu onayladı ve Mavi’yi içip masadan kalktı.

Olivia, onların hareketlendiğini görünce hesabı ödemek için barmene seslendi. Yanına gelen barmen hesabın daha önceden ödendiğini söyleyip göz kırptı ve işine devam etti.

Olivia bunu da notlarına ekledi.

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Tuğba Martı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...