Zaman

Gece Gündüz
A A

Zaman

Hep  çok etkilendiğim bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Zamanın birinde (Hangisinde bilmiyorum, kendisi de bilmiyor.) bir adam varmış. Her gün güneş doğmadan kalkar, 1. bulut göründüğünde işe gider, bembeyaz bir at gibi olan bulut geldiğindeyse işi bırakırmış. Bu yüzden bazı zamanlar -rüzgar çok olduğunda- hiç çalışmamış gibi olurken bazı zamanlar yorgunluktan ölürmüş. Her gün sigarasını yakıp karanlık gökyüzündeki bulutları izlerken düşünürmüş. Bir şey eksik ama ne, diye… Düşünedursun o, zamanın yine aynı diliminde dünyanın diğer ucunda bir kadın her sabah güneş doğmadan kalkar, 1. bulut göründüğünde işe gider, bembeyaz bir at gibi olan buluta geldiğindeyse işi bırakırmış. Sebebini bilmediği bir şekilde bazı günler çok yorulur bazı günlerse hiç çalışmamış gibi dinç olurmuş. Her gece çayını içerken karanlık göğe bakıp bulutlara sorarmış sebebini. Bir şeyler eksikmiş. Bu birbirini tanımayan iki kişi bir gün aynı bulutta karşılaşmışlar. Nasıl olmuşsa bulutlar durmuş. Rüzgar esmemeye, güneş hareket etmemeye başlamış. Kuşlar bile asılı kalmış havada. Uzun uzun bakmışlar birbirlerine. Gözlerinin içinde her gece konuştukları o bulutu bulana kadar bakmışlar. Konuşmadan sözleşip her gün aynı bulutta durdurmuşlar her şeyi. Ölene dek… Ve bu hikâyeyi duyan insanlar anlamışlar ki bu birbirine ait iki insan zamanı bulmuş. Zamanı, zamanın nasıl durup nasıl aktığını. Ama zaman soyuttur, kanıtlanamaz. Bilirkişilerle konuşulmuş hikâye, dilden dile anlatılmış nesillerce. Bakmışlar ki zamanı anlatabilen yok bu hikâyede, dokunabilen yok. İki çubuk ve 12 sayıdan oluşan yuvarlak bir şey yapmışlar. 12 sayı çünkü yapan kişi sadece 12’ye kadar saymayı biliyormuş. Adına saat demişler. Güneş doğmadan kalkıp, 1. bulutta işe gidip bembeyaz bir ata benzeyen bulutta evlerine dönmeye devam etmişler. İşte zaman pardon, saat böyle bulunmuş.

Şule Katarcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...