Kayıp

Gece Gündüz
A A

Kayıp

Varoluşumuzun derin sancıları içinde kıvranıyoruz. Doğarken de kıvrandık, ölürken de kıvranacağız. Yaşamı ve ölümü kısacık ömrümüze defalarca sığdırıyoruz. Yüzlerce yaşam ve yüzlerce o yaşamlar uğruna ölen hayatlar. Samanyolu’ndaki zayıf yıldızlar gibi bir bir sönüyoruz. Tükenişlerimizin anlamı yahut adı yok çoğu zaman. Ölümü bilerek, her an hissederek, ölmemeye çalışarak; tutunuyoruz. Bazen bir aşka, bazen aileye, bazen işe… O an bulduğumuz herhangi bir dala. Kayıplarımızla güçlendirdiğimiz, acılarımızla kapladığımız, zamanla sağlamlaşan o minicik dala tutunuyoruz. Geçen onca zaman; içimizde hissettiğimiz, bizi içine çeken o kara deliğin etrafında, sönmemeye çalışan bir yıldız gibi dolanıyoruz. Parçalara ayrılıyoruz. Darmadağın, simsiyah. Biz neye dönüşüyoruz? Biz kimdik?

Hiç bilmediğim bir dilde söylenen şarkılar gibi, anlamıyorum ama hissediyorum. Acıyı tenimde, binlerce iğne içine batarcasına gözlerimde hissediyorum. “Acılarımız bizi biz yapan şeydir.” derler. Ya geriye acıdan başka hiçbir şey kalmayana kadar yaşarsak? Ya çok uzun yaşar ve içimiz katran gibi olana kadar kaybedersek?

 

Şule Katarcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...