Kabulleniş

Gece Gündüz
A A

İlk konuşmamızda bana “Ya sen, sen de yazar mısın bir şeyler?” demiştin. “Ben okumayı severim.” diye beylik bir laf etmiştim sana. Yazmanın verdiği mutluluğu bilmeden… Herkese her şeyi söyleyemezsin ama yazarsın elbet. Hesap vermeden, içinden gelerek… Yüzüne söylemeye cesaretin olmayan şeyleri yazarsın; yükünü paylaştırırsın bir kaleme, bir kâğıda. Hem neden yazdın diye de soramaz kimse. Beni bu zevkle tanıştıran insanın sen olması bile seni çevremdekilerden farklı görmeme bir neden. Seni farklı kılansa; aslında birçok neden var. Ama birisini neden-sonuç döngüsü içinde sevebilmek mümkün mü? Çünkü hiçbir zaman senin nedenlerin onun sonuçlarıyla örtüşmez. Bu noktada da hayal kırıklığı devreye girer. Beklentin ne kadar yüksek olursa, bu oran o derecede artar üstelik. Ben senden hiçbir şey beklemedim. Yanında olmayı istemek tek nedenimdi; mutlu olmak da tek sonucum. Üstelik mutluyduk, konuşurken, paylaşırken… Peki ya paylaşamadıklarımız? İçimizde sustuğumuz hisler, itiraflar? Ne yazık ki telafisi olmayan şeyler var hayatta. Birincisi herkesin elbet tadacağı ölüm, diğeri ise yaşarken yitirdiklerimiz. Toprağa gömerek kaybetmezsin her zaman sevdiğini; bazen de her gün görerek kaybedersin. Aslında ölüm daha insaflı geliyor bana. Bu dünyada değil; artık konuşamazsın, dokunamazsın. “Kabullenirsin.” Peki ya hayattayken konuşamadıklarımız, koşup sarılamadıklarımız? Kabullenmesi daha ağır, daha zor değil midir?

İki farklı insan, iki farklı hayat… Hiç mi kesişmez bu yollar tekrar? Belki üç yıl sonra, bir sokaktan yan yana geçeriz. Belki yanımızda başka insanlarla, belki de yapayalnız. Aklına gelir miyim sahi üç koca yıl sonra? Kim bilir neler yaşarsın üç yılda. Belki de yazılarında anlattığın kadınla olursun; belki de bambaşka aşklar yaşarsın bambaşka kadınlarla. Beni “Kızıl bir kadın girmişti hayatıma.” diye mi anımsarsın? Yoksa her söyleyişinde farklı anlam kazandığını düşündüğüm ses tonunla adımı mı söylersin? “Ne fark eder ki herhangi bir kadın işte.” mi diyeceksin yoksa? İsimsiz, betimlemesiz… Ben seni garip bir adam olarak hatırlayacağım. Gözlüklerini çıkarttığında gözlerini kırpıştırmanı, sakallarına güneş vurunca parlamasını, saçlarının kokusunu, saçların uzadığında parmaklarınla onlara şekil verişini, gülerken çıkarttığın sesi, gözlerinin kısılışını hatırlayacağım. Şiir kitaplarını, plaklarını, çizgi romanlarını, bira içişini hatırlayacağım. Ben seni daima hatırlayacağım yıllara rağmen. Tamamlanamamış, bir bütün olmamış şeylere sitem doluyum bu yüzden. Sana en ihtiyacım olduğu zamanda kolaya kaçışını hatırlayacağım. Kendimin her halini kabulleniyorum ama senin benden gidişini kabullenemiyorum. Arada sevgi varsa eğer, birisinden çekip gitmek bu kadar basite indirgenmemeli. Tek taraflı sevgi iki kişiyi bir arada tutmaya yetmez hiçbir zaman. Sen ne kadar seversen sev, karşı taraf “bana ne” dedikten sonra elden yazmaktan başka ne gelir ki?

 

-Merve Besen-

Sizden Gelenler

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...