Gözlerinizle de Sarılabilirsiniz!

Gece Gündüz
A A

Gözlerinizle de Sarılabilirsiniz!

Son zamanlarda genç kitlelerin sosyal medyada ele aldığı konulardan en önemlisi “Aşk” olarak nitelendiriliyor. Çoğunlukla 17-24 yaş arasındaki gençlerimizin bir arayış içerisinde olduğunu anlayabiliyoruz. Bu konuda okudukları üniversitelerin sayfalarında gizli paylaşımlar yaptırıyorlar. Gördükleri, beğendikleri, aslında hiçbir şey hissetmedikleri, sadece dış güzellikleriyle gözlerine hitap eden insanların peşlerine düşüyorlar. Heves uğruna yaşayacakları acıları hiçe sayıyorlar.

Birçok gencimiz sosyal medya platformunda “Aşk Acısı Çekiyorum.” “Herkes Mi Yalandan Seviyor?” “Artık Kimseyi Sevmeyeceğim.” “Onu unutamıyorum.” gibi kelimeler sarf ediyorlar. Bir de bu paylaşımları, o kişi görebilir korkusuyla gizli olarak paylaştırıyorlar. Aslında gençlerimizin son zamanlardaki en çok ihtiyaç durdukları şey “Sevmek ve Sevilmek.” Fakat bu duyguları herkeste yaşayabileceklerini düşünüyorlar. Herkesle tanışma çabası içerisindeler. Güven denilen iç hissiyatlarını herkese karşı kullandıklarından, bir süre sonra hayatlarına aldıkları insanlara karşı güvensizlik başlıyor. Peki, bu güvensizlik sevmeye engel midir? Aslında bu sorunun cevabı çok basittir. Güven duygusu, daha önce hayatımıza giren insanların yaptıkları hataların, aldatılma veya terk edilme gibi sorunların karşımıza çıkarttığı bir histir. Sevmek, güven ile başlar. Güvenmediğiniz bir insana gerçek sevgiyi duyamazsınız.

Aslında şöyle bir bakıldığında genç olarak nitelendirilen 17-24 yaş arasındaki gençlerin, hormonlarının değişim aşamasında olmasından kaynaklanan bir aşk ve sevgi artışı görülmekte. Açıkçası gençlerin aradıkları aşk veya sevgi değil! Her gencin karşı cinsten beklediği duygular, tatmin edici duygulardır. İlk buluşmada tenine dokunabilme, gözlerin istemsizce veya isteyerek mahrem bölgelere gitmesi, temas etmek istedikleri insanların hayalleriyle bir sevgi yaşama çabası içerisindeler. Peki, gerçek sevgi yok mudur? Elbette vardır fakat gerçek sevgiye ulaşabilmenin yolu, öncelikle kendi iç dünyamızdaki “tenin tene teması” düşüncesini silmemizle başlar. Çünkü “Sevgi ve Sevda” kavramlarını “Aşk” kavramından ayıran en büyük özellik, temas olmadan da sevebilmektir.

“Aşk,” iki insanın birbirlerine hissettikleri en zayıf duygulara verilen addır. “Sevda” denildiğinde insanlar; dokunmadan, temas etmeden, iyi ve kötü günlerinde ellerini sımsıkı tutabilecekleri, sırtlarını dayadıklarında devrilmeyecekleri birilerini isterler hayatlarında. Bunun için de biraz çaba sarf edilmesi gerekiyor. Sevdiğiniz bir insana, onun mahrem bölgelerinden alacağınız zevklerle değil de gözlerine baktığınızda alacağınız hissiyat ile sarılmalısınız…

“Sevda” demişken ele almak istediğim bir diğer konu da çektikleri acılardır. Herkes tarafından “Aşk Acısı” diye tabir edilen bu kavramın, hayatlarına giren insanların onları terk etmesi veyahut aldatması gibi ardından ayrılık getiren bir hissiyat olduğunu sanıyorlar. Aslında “Aşk Acısı” kavramı tam olarak böyle değil. İnsanlar hayatlarında 1 kez sevebilir ve hayatlarına sadece 1 kişiyi tam anlamıyla alabilirler. O kişiden sonra gelen her insan, ilk gideni unutturma amaçlı birer figüran olarak görev alır. Sizin de hayatınızda dönüm noktası olan birisi olmadı mı? Peki, hayatınızda bu dönüm noktası olan ve sonrasında istenmeyen durumlar yüzünden giden insan, yüreğinize ilk bozgunu uğratan kişi olmamış mıdır?

Aslında anlatmak istediğim şu: Hayatınıza birisi girer, yüreğinizi sonuna kadar doldurur ve sessizce hayatınızdan çıkıp gider. Ardından “Çok Seviyorum” kelimesiyle beraber hayatınıza aldığınız her insanda, sizin için dönüm noktası olmuş o insanı ararsınız. Dilinizin sarf ettiği “Seviyorum” sözcüğünü gözleriniz inkâr eder. Sonralarında o kişiler de hayatlarınızdan çıktığında acı çekersiniz. Peki, bu acıyı o kişi için çekmediğinizin farkında mısınız? Aslında çektiğiniz bu acıyı, sizden daha önce giden ve hayatınızda büyük vurgunlar yapan o ilk insan için çekersiniz. Çünkü onun ardından hayatınıza aldığınız her insanda, sizden giden o ilk insanın hatırını arar, o kişinin yerine koymaya çalışırsınız. Sonra o kişi de sizden gittiğinde daha çok acı çekersiniz. Çünkü aynı kişinin acısı, bir başka bedende tekrar sizleri bulur.

Acı çekerek büyür insanlar; doğallıklarını kaybeder kimileri, kimileri de düşüncelerini. Tenlerin birbirine teması öldürür sevgileri. Aslında tenlere dokunmadan, uzaktan, gözlerinizle de sarabilirsiniz sevdiğinizi…

 

-Buse Sözen-

Sizden Gelenler

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...