Çığlık

Gece Gündüz
A A

Çığlık

Gözlüğü yerdeydi, camı çatlamış. Bir ayakkabısı fırlamış ayağından. Etrafında koşuşan, bağıran, ağlayan insanlar. Görüntüleri var renkleri yok. Çığlıkları var sesleri yok. Sessiz filmlerdeki gibi olacağını düşündü. Birazdan olanları açıklayacak bir yazı çıkacak sanki siyah zemin üzerine beyaz harflerle. Ama yer siyah olmuştu adeta, gök beyaz. Umudun beyazı değildi bu; ciğerleri yakan, gözleri yaşartan dumandı. Doğrulmaya çalıştı, olmadı. Kolunu hareket ettirip gözünü ovuşturmak istiyordu, bir kâbus olmalıydı bu ve uyanmalıydı. Gözünün yanmasını da azaltmak istiyordu bir taraftan. Vücudunda hareket edecek takati bulamıyordu.

Onun gözlerine bakanlar oluyordu ama kimse gelmiyordu yanına. Bağırırsam belki gelirler diye düşündü. Bağırmak en etkili yardım talebiydi tüm dünyada, bunu biliyordu. Sağlıklı düşünebilmesine de sevindi bir yandan. Öksürüğe benzer bir şey hissetti ama ses yok. Tekrar denedi, ağzına farklı farklı tatlar geldi. Kan en belirginiydi bu tatların. “Kan neden olsun ki?” diye sordu kendi kendine şaşırarak ve biraz da korkarak. Adını düşündü hemen. Çok korktuğunda öyle yapardı. Adını, adresini, yaşını ve ne iş yaptığını hatırlatırdı kendine. Bunları hatırladı ama içinde bulunduğu duruma anlam veremiyordu bir türlü. Ezberinden söylemişti belki o bilgileri. Az önce olanları ve neden bu halde olduğunu bir türlü hatırlayamıyordu.

Yavaş yavaş dağıldı duman, kademe kademe yükseldi sesler. Farklı bir dilde feryat, bir ağıt duydu bir taraftan. Sonra “Yeter artık. Yeter!” diye bir isyan çığlığı. Bir kızın gözlerini kapatıyordu sevgilisi. Sarılıp ağlaşan da vardı, gözleri sabitlenmiş halde donup kalanlar da olduğu yerde.

Sivil kıyafetli doktor olduğunu düşündüğü birisi yaralıları kontrol ediyor, hayatta olanlara hemen müdahale ediyordu. O an hatırladı yaşananları. Erzak kolileri, tıbbi malzemeler ve oyuncaklar vardı önünde. Özellikle savaşın ortasında kalan, sesleri duyulmayan ve yaşları tek haneli olan çocuklara gideceklerdi. Oyuncakları onlara verecekler ve her şeyin kötü gittiği bu zamanda iyi bir an yaratacaklardı kendi güçleri yettiğince. Ama bu bir anın bile yaşanmasını istemediler…

Bir basın açıklaması olacaktı yola çıkmadan önce. Hangi bölgeye gidileceği, nelerin götürüleceği, kaç kişiye ulaşılmak istenildiği gibi bilgiler tüm yurtla paylaşılacaktı ki böyle bir şeyin mümkün olabileceğini tüm vatandaşlar görsün isteniyordu. O fikrin ortaya atıldığı anlar geldi aklına… Tedirginlik belirten arkadaşlarına “Yahu kim böyle bir yardımı götürmemize engel olabilir?” diyerek romantizmine ve hala taze tutmaya çalıştığı umuduna yenik düşmüştü. Çünkü karşısında umudun düşmanları vardı. Kafasını arka tarafına çevirdiğinde, tedirgin arkadaşlarından birini gördü, ölmüştü…

Toplanma alanı kalabalıktı. Gazeteciler, foto muhabirleri, kameralar, canlı yayın arabaları, halk ve onlar. Sayıları 250 civarındaydı ama yürekleri binlere ulaşacak umudu taşıyordu. Kalabalığın içinde bir adam fark etti. Meydandaki herkes bir şekilde gülüyor, sohbet ediyor, yanındakiyle şakalaşıyordu ama sadece o adam somurtkan, yalnız ve sessizdi. Kaşları çatık, bir şeyler arar, birilerine bakınır gibi bir hali vardı. Yapacağı şey için doğru(!) anı kolladığını şimdi anlıyordu. Ne kadar daha fazla insan öldürmenin dakikliği… Emindi o adamın yaptığından, “Başkası olamazdı zaten, bir tek o gülmüyordu.” diyordu doğrulmaya çalışırken.

Doğrulduğunda gördüğü manzara yere yığılmasına neden oldu. Umudun, bazıları tarafından en büyük düşman sayıldığı bir coğrafyada yaşadığını o an anladı ve ağlamaya başladı. Bütün arkadaşları ya ölmüşlerdi, ya yaralılardı ya da kendisi gibi ruhları bir daha iyileşmeyecek şekilde şoka girmişlerdi. Doğrulacak kadar kalan dermanı da tükenmişti. Elleri düştü yanına. Kendisi ölmedi ama o patlama sesinden sonra dünyanın yaşanacak bir yer olabileceği umudu, yarınların güzel olacağına dair yaşattığı inancı, vatandaşların kötü giden şeylere tepki göstereceği konusundaki güveni, iyiye ve doğruya dair içinde yaşattığı ne varsa; hepsi birer birer öldü o anda.

 

-Alper Kaya-

Sizden Gelenler

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...