Ağlamaklı Bir Hasret

Gece Gündüz
A A

Ağlamaklı Bir Hasret

Bir fincan kahve koydum kendime
Gözlerin, kahvenin en köpüklüsü
Yanında sarılı yazlarımız
Kartpostal misali gülüşmelerimiz
Vazodaki papatyalarım da bana eşlik ediyor
El ele beklediğimiz otobüsleri kaldırdılar
Gezdiğimiz semtlerin adı değişti şimdilerde
İnsanlar daha asabi ve yorgun
Sen olmayınca ben de öyleyim
Kaşlarım çatmaktan beyazladı sanırım
Gözlerimin neşesi de yok eskisi gibi
Ellerim desen yetmiş yaşında bir nine
Titriyor ve üşüyor
Tavrım ise soğuk bir kış günü
Özlemekten yorgunum ben
O yürüdüğümüz sahillerin esintisi kokunu getirdiğinden beri burnuma
Her yer kapı duvar oldu kalbimde
Boğazlarıma kokun takıldı, gitmiyor
Merhemim sensin, haberin yok
Sen şimdilerde gülüyorsun, görüyorum
Kalbim tekliyor, duymuyorsun
Mezar da hazır biliyor musun?
Cadde kenarı
Şimdi ya sen öleceksin ya ben öleceğim
O mezara birimiz girecek ve susacak
Sonsuza dek…

 

-Dilhan Keskin-

Sizden Gelenler

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...