Uğruna Uğurlanmak

Gece Gündüz
A A

Uğruna Uğurlanmak

Bu yazacaklarım öfkesi saman alevi olanlara, kapıyı sertçe vurup bir daha asla geri çalmayanlara. Kimseye kolay kolay acımayanlara, bir de öyle önüne gelene tutulmayanlara. Herkes okusun ama onlar anlasın beni. Bizler gururlu insanlarız. Hatta gururu, boyunu aşmış insanlarız. Maviyi sevmeyen, çocuklardan pek hoşlanmayan, tanımayanlar için de “Buzdolabı” diye yaftalananlarız. Özür dilemeyi sevmeyen, çünkü hatadan haz etmeyen kimseleriz. Hataya çok nadir düşen ama çok hata görenleriz.

Net kişileriz biz, ağzında lafı gevelemeyen, kimseye ihtiyaç duymayan tipleriz. Dedim ya kapıyı çat diye vuran, isminin altını kalınca çizdiğimizin tek celsede üstünü karalayanlarız. Öyle ki çok sevdiğimiz, ondan başka su dahi içmediğimiz kupamızı bir gün evimize gelen misafir sırf bir defa kullandı diye çöpe atan şekilleriz. Bir de kupayı suçlayıp gecelerce bu olayı kafamıza takarız. Kimisi bize “Obsesif” der, kimisi de “Ulan aynı ben”.

Fark etmeyiz ama o gururun bir gün gelip bir taraflarımıza batacağını. Sonsuza dek kimseye ihtiyacımızın kalmayacağını, o kapıların bir kere olsun yüzümüze kapanacağını asla düşünmeyiz. Öylece süreriz ömrümüzü. Sonra bir gün, evin caddeye bakan köşesinde otururken, bir meltem girer camdan yüzümüzü okşaya okşaya ya da bir kar tanesi düşer tam kirpik ucumuza. Başımıza geleceği bilsek engelleriz hoş(!), biz rüzgara da karşı koyarız ya, bir kar tanesinden de kaçardık. Tenimizin her bir gözeneğinden nüfuz eder içimize. Kanımıza, damarımıza girer de, girmesin diye yalvardığımız; dışı oluk oluk örülü vücut kalemiz olan gönlümüze giriverir. Şimdi durun, bir nefes alın. Derince olsun.

-Can evimizden vurulduk-. Yok yok bakmayın öyle. Deliğe giren o anahtarı kıramazsınız. Bundan önce geç açılsa kıracağınız o kapının bırakın anahtarını kırmayı, “Açsın yeter” diye sabahlara kadar önünde yatarsınız. Hatta bırakın çekip gitmeyi, tokmağına dokunmadığınız kapıların meskeni olursunuz. Öyle bir rüzgar girmiştir ki o camdan bizim kendimizi dahi sokmadığımız o gönle; boyumuzdan büyük olan gururumuz kevgire döner.

Defalarca aynı yerden vurur, defalarca aynı yerimize baş tacı ederiz. Defalarca yolun yarısında bırakır, yolda bulduğunu yola çıktığına değişir; defalarca “Yol arkadaşım” der, en baştan çıkarız yola. Feriştahı gelse kılımızı kıpırdatmayız ama o kar tanesi için gerekirse iliklerimize kadar buz tutarız. Gerekirse cayır cayır da yanarız. Böyle severiz işte biz. Bir siyahken, bir beyaza tutuluruz. Olmaz ama, olmaz. Siz geceyken bir günü sevemezsiniz. “Elbet kavuşur geceler sabaha!” demeyin. Sabahla, öğleyle, ikindiyle aldatılırsınız.

Uğruna dünyayı ikiye böleceğinizi, iki bacağını açana uğurladıysanız; kıyamet olsanız bu cehennemi söndüremezsiniz.

Şevval

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...