Öyle Hissiz Öyle Hiçmişsin Gibi

Gece Gündüz
A A

Öyle Hissiz Öyle Hiçmişsin Gibi

Evimin yıldızları gören en şöhretli köşesindeyim şimdi. Gökyüzü, ömrümün sen taraflı yanları kadar koyu. Hava da bayağı soğuk. Üstüme şalımı örtmeni istemeyi bırakalı çok oldu, üşüyorum. Bıraktığın yangının ardından üşümek, feci halde iyi geliyor. İçim; varlığını armağan kabul edip cayır cayır yanmaya razıyken, balkanlardan gelen soğuk havalara bir de yokluğunla karşı koyuyorum. Bahar bahçelerimde gözlerini içmek varken, şimdi kış kıyametlerimde iliklerime kadar buz kesmeyi seçiyorum. Biliyorsun, biliyorsun ki buna mecburum. “-m” ekini kullanmakta ısrarcıyım çünkü bir o kadar da ben biliyorum ki; yatağının sıcak taraflarında, uykularının bilmem kaçıncı rüyalarındasın.

Gökyüzümde gözlerinin sureti… Bir saat var, güneş doğacak ve bu geceki kıyamet bitecek. Sabaha kavuşur gecelerim, bu gecelik gelecek. Bir zaman dilimi veremem, güneşin batacak. Bir kıyamet başlayacak. Sabaha kavuşmaz gecelerin çok yakındır, gelecek.

Olmayacağım, olmamı en çok istediğin zamanlar yanında, yanı başında. Sulu derelerde olacağım da bir bardak suyu çok göreceğim. Nefret dolu sanırsın cümlelerimi… “Birini seversen gönlünde, nefret edersen aklında olur.” Ne acı, nefrete bile değer kılınmamak. Ona dahi layık değilsin. Mesela:

“Bir kesik olsa parmağımda,
Sırf işeme diye keseceğim.
Cennetim olacağını bilsem,
Koşa koşa cehenneme gireceğim.”

Ama seni ne severek ne de senden nefret ederek… Öyle hissiz, öyle hiçmişsin gibi…

Şevval

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...