Hediyelik Güven

Gece Gündüz
A A

Güven, insana Tanrı tarafından doğduğu andan itibaren verilen ve bir defalığa mahsus kutsal bir hediyedir. Belirli bir yaşa kadar özenle, dikkatlice sarıp sarmaladığımız bu hediyeyi, gün gelir çok yanlış kişiye bir doğum günü hediyesi misali sunarız. Güven, tek kullanımlık olduğu kadar savurması kolay para gibidir. Hem bilinçsizce savrulur hem de hiç acımadan harcanılır. İşte hâl böyle olunca, denk gelinen yanlış kişi insanın eceli olur. Zira güven, bir kereye mahsustur ve bir kere yara aldı mı onu, bir ömür gazi olarak taşırsınız içinizde… Güven, hiç iyileşmez.

Demiyorum ki bir daha kimseye güvenilmez, elbette güvenilir. Fakat kimseye bir doğum günü hevesi ile koşulmaz. Kimseye dinlenmek için dahi sırt dönülmez. Bir daha asla ama asla “O yapmaz!” denilmez. Bir kere tekme attılarsa çamurdan pastanıza, bundan sonra yapacaklarınızın tadı hep çamurumsu olur. Gönlünüzde “Çilekli bir pasta yapıyorum.” inancı kalmayınca, kimseye de çamur yediremezsiniz.

Hayat bu ya, birilerine güvenmeye bir şekilde itiyor. Bana sorarsanız, ben buna “Güvenmek.” değil, “İnanmak.” diyorum. Çünkü ben, artık kimseye güvenemiyorum. Sadece inanıyorum. İkisi aynı gibi gelebilir fakat değil.

Birine güveniyorsanız, avuç içlerine gönlünüzü koyar ve uykuya dalabilirsiniz.

Birine inanıyorsanız avuç içlerine gönlünüzü koyar fakat sabaha kadar gözünüzü kırpmazsınız.

Eğer bir tık daha ileriye gidersem; güvene olan inancınız elinizden alındıysa, gönlünüzün karşıdakinin avuç içlerine değil, sizin göğüs kafesinize ait olduğunu kabullenirsiniz.

İnsanız, elbet hata yaparız. Bilerek ya da bilmeden; hepimiz bir yerde, bir şekilde hata yaparız. Belki pişman oluruz, belki olmayız. “O, hak etti bunu.” deriz bazen, bazense “Çok pişmanım.” deriz. Yapabileceğiniz her hatanın, belki bir parça da olsa geri dönüşü vardır fakat bir insanın güvenini kırmanın asla geri dönüşü yoktur. Sevgili okurum, haddim olmayarak söylüyorum ki:

Kimsenin doğum günü hediyesini; siz sırf hediye seviyorsunuz diye, sırf kırmızı benekli bir hediye paketini seviyorsunuz diye elinden almayın. Farkında olmazsınız hatta belki hatırlamazsınız bile ama umarsızca açtığınız o bir kereliğe mahsus paket, bir daha hiç sarılmıyor.

Şimdi kim gelirse gelsin kapıma, bir ayağı çukurda güvenim karşılıyor onu… Kime sunmak istersem isteyim; hediyemi, bir gazete kâğıdı ile bantlayıveriyorum.

Çünkü benim çilekli pastama bir kere değil, bin kere tekme atıldı. Pastalarım hep çamurdan. Çünkü benim hediyem, bir kere değil, bin kere yırtıldı. Hediyelerim hep gazete kâğıdından.

Ve biliyor musunuz?
Ben güveni;
Bir gazi olarak başköşemde değil,
Bir ölü olarak içimin mezarında taşıyorum.

Şevval

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...