Popili Edebiyat

Gece Gündüz
A A

“Kadın, vücuduna sürmesi için verdiğim buz parçasını hemen ağzına attı. Büyük bir çeviklikle buzu dişlerinin arasına aldı ve alevlenen vücudunu serinletmek yerine, dolmuş gözleriyle bana bakmaya devam etti.

İnanılmaz derecede terliyordu ve ter damlacıkları kadının pürüzsüz bedeninde kolaylıkla akıp gidiyordu. Kısa ve kesintili nefes alışlarına şimdi de iniltiler eklenmişti. Deneyimsiz birisi olsaydım, bu olan bitenler karşısında aklım karışabilir ve daha da kötüsü panikleyerek fevri hareketlere yönelebilirdim. Ancak, kendimi tutmasını bildim ve duygularıma yenik düşmemeye karar verdim.

Aklım başımdaydı ve ellerimi istediğim gibi yönetebiliyordum. Evet; ellerimi, bu kadının yangınını söndürmek için kullanacaktım. Biraz uzağımda bulduğum içi yoğurt dolu olan çukur tabağa, sağ elimi bileğime kadar soktum…”

Sevgili okur; eğer bir kişi rengin en az elli tonuna alıştırılmışsa, bu ellerle neler yapılabileceğimizin farkına hemen varamayacaktır. Kaldı ki; insaniyet adına, konuştuğu dili anlamadığı bir kadının şezlong üzerinde uyuyakalması ve her yerinin güneş yanığı olması; fazla dikkat çekmeyecektir. Zavallı kadıncağıza nasıl yardım ettiğinizi güzel bir şekilde anlatabilirseniz (yoğurt sürmek nereden aklına gelmiş ki…) Popili Edebiyat yapabilirsiniz demektir. Eğer olanları olduğu gibi yazarsanız, pek de Popili olmayabilir:

“Seksenlerine kadar sağlıklı yaşamayı başardığı belli olan amcaya buz verdim. Şekeri düşmüş sanırım, konuşamıyordu. Bembeyaz teninde oluşan güneş yanıkları mide bulandırıcıydı. Bir avuç yoğurdu koyu kırmızı yerlerine (omuzlarına) bocaladığım gibi ayrana döndü. Dört yıldır özel şirketlerde çalışıyorum, bu sene ilk kez yıllık izin kullandım. Ve bir amcayı yoğurtluyorum!”

Popüler Edebiyat ile karıştırılmaması gereken Popili Edebiyat’ımızın kurucularının kimler olduğunu lütfen sormayın. Şayet bu gibi zaman öldürmelik eserlere ortaklık edenlerin de büyük bir suç işlediği ortadadır. Daha memleket türkülerinin sözlerini incelememiş, büyüdüğü veya büyümekte olduğu habitatın koşullarını ve üzerinde yaşayanların kültürlerini kavrayamamış bireyler olarak; yalnızlıktan mı yoksa düşüncesiz kalmaktan mı korkalım?

Aramızda illâ ki Carpe diem (Hayatı yaşa) diyenler olacaktır. Ancak bunun anlamı, bu kişilerin bize “Zaman öldürmekten başka hiçbir şey yapma.” öğüdünü sunduğu anlamına gelmez. Şüphesiz ki; aynı ortamda birileri de Memento mori (Fani olduğunu hatırla) demektedir. Zamanımızı öldürecek kadar değersizleştirildiysek, devam etsin Popili Edebiyat!

“…Bileğimden süzülen yoğurdun bir kısmına dilimi bastım. Ekşiliği ile ağzımın tadına tat katan ve tuzuyla beni bana hediye eden bir yoğurttu bu. Kadın, bu yoğurdu onunla paylaşmam için her şeyi yapmaya hazır görünüyordu. Yoğurt buz gibiydi ve kadın bunu çok iyi biliyordu.

‘Puhoi rawa’ diyebildi kadın, kurumuş dudaklarını araladığında. Maori dilinde ‘çok yavaş’ anlamına geldiğini biliyordum ancak yoğurdumun bundan haberi yoktu…”

“Amcanın canını yaktığımın farkına varınca yavaşladım ve ‘Ölü derilerini başkasına soydurtursun.’ diye fısıldadım.”

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...