Piyano Meselesi

Gece Gündüz
A A

Henüz kimsenin işitmemiş olduğu duygular bütünümüz çoktan oluştu bile. Bu duygu selini bir başkasına aktarmak için piyanoya ihtiyacımız var ve notaların hangi zaman dilimi içerisinde, hangi tonda, hangi uzunlukta ve esneklikte çıkması gerektiğini biliyoruz. Piyano üzerindeki nota dizilimini ezberleyen parmaklarımız dokunuşlarına başlıyor ve istediğimiz duyguyu tam olarak aktarabiliyoruz…

Bunun yanı sıra, ses tellerimizin de doğuşumuzdan bu yana bizimle birlikte bulunan bir enstrüman olduğunu biliyoruz. Ses tellerimiz titriyor, dilimiz uygun pozisyona geçiyor, dudaklarımız bükülüyor ve verdiğimiz nefesle birlikte istediğimiz notaları sunabiliyoruz… Hayır, bu tamamen yalan! Ben her istediğimde, istediğim gibi ve ölçüde, bu enstrümanı kullanamıyorum. Kullanabilseydim, şu an bu durumda olmazdım.

Piyanonun nota dizilimine güvendiğimiz kadar; kendi ses tellerimize, dilimize, dudaklarımıza ve nefesimize güvenmememiz gerekiyor. Dün alıştırma yaptığınız piyanonun aynı tuşundan aynı ses çıkarken; dün ayna karşısında yaptığınız provalarda kullandığınız ses telleriniz aynı sesleri çıkaramayabiliyor, ve belki de bunun sebebi nefesiniz ya da, ne bileyim ben, diliniz, dudaklarınız, daha da kötüsü, sürekli değişmekte olan hisleriniz!

Piyano çalmanın zor olduğunu düşünenler yanılmakta; her dokunuş, ezberlendiği ölçüde aynı şekilde var olmakta. Ancak; sergileyeceğiniz o konuşma, ezberlendiği ölçüde aynı olamamakta…

Basit şekilde temellendirdiğimiz bu düşünceler bütününü işleme vaktimiz geldi. Bir adet piyano almalı ve üzerinde bulunan bir takım tuşlara basmalıyım, bunu karşımdakinin beni anlayacağı şekilde yapmalıyım; sanki beni anlıyormuş gibi, yani uğraşsam anlarmış gibi ya da sanrılarımdan daha uzak bir eminlikte kendimi ifade edebileceğimi düşündüğüm türden yapmalıyım. Birçok tuşa denk gelen birkaç şey hissettiğim doğrudur ama, affınıza sığınarak, bu piyanonun beni ifade edebileceğine pek güvenmiyorum.

Satış görevlisi, her zamanki zarafetini bırakarak, ve biraz da yorgunluğun verdiği asabiyetle bana “Almayacaksan kurcalama!” diyebilirdi. Demedi, benimle ilgilendiğini sanmıyorum… Zaten ilgilense, müşteri gibi buraları ziyaret etmeme gerek kalmazdı. Evet, bugün de sadece “Gibi.” gibiyim.

“Nasıl bir piyano bakmıştınız?” diye sorması gerekirdi bana. Bak, her şey çoktan hesaplandı. Ona şöyle diyecektim: “Sizin gözlerinizdeki derinliği notalarında taşıyabilmeli; taşıyamayacağını ben de biliyorum ama en azından, bunu denemeli. Hayır, hayır… İmkânsızı istediğim için bir cevap veremediğinizin farkındayım. Sorun değil, madem böyle bir piyanonuz yok; bana cep numaranızı, e-postanızı, sosyal hesaplarınızı ve açık ev adresinizi veriniz. Tanımadığım insanlarla pek rahat konuşamam da ben. Valla, bak… Elini şuraya değdirsene, güm güm, pat pat… Bu gürültüyü hangi piyano durdurabilir?”

Yok, yok… Hazırladığım konuşmanın %87’sini unutmuş gibiyim. Bu kadar kısa değildi bu konuşma. Dün akşam 21:53’ten sabah 04:21’e kadar ne konuştum, hatırlamıyorum. Yapma ama, tam da özgüvenimi yitirdiğim bu acınası dakikalarda mı bana geliyorsun? Arkamda da kimse yok, bildiğin, bana geliyor.

Geldi, gelmesine geldi de, ne diye geldi; onu anlamadım. Karşımda durdu. Bir şeyler söyledi. Ben boynumu büktüm. Giyindiğim gömleğin yakasını, o güzel elleriyle, sertçe kavradığını ve beni sarstığını hissediyorum. Yüzümün sol yanını hissetmediğimi ne size ne de ona söyleyeceğim. Pis bir durum. Çirkin bir hemşire. Ne zaman geldim lan ben buraya? O ışığı gözümden çeker misiniz? Teşekkürler. Ne demek, “Bilincinizi kaybettiniz, beyefendi?” Demek en pahalı piyanonuzun üzerine kustum, hanımefendi. Topluluk içerisinde işemenin de ayıp olduğunun farkındayım. Demek ben dükkanınıza girdiğimde çakmak çaksanız iş hanınız havaya uçardı, o kadarcık mı içmişim? Bir kusurum olmadı umarım, size karşı. Yok, ben piyano alacaktım ancak iki tane engel vardı; aynen, çalmayı da bilmiyorum, param da yoktu. İlginiz için teşekkürler. Satın almadığım bir piyano için ödeme yapmayacağım. Temizlik ücretini de hastane karşılasın, zor durumdayım, kusarım yine, yaklaşma, pis seni be! Hayvan! Cırmalamasana yüzümü!

Olanlara ve onlara dışarıdan baktığımızda, günün birinde, birilerine aktarmak istersek, bahsi geçen tek konunun piyano meselesi olduğunu görürüz. Ne o kızın bir önemi kaldı ne de benim. Piyano temizletmek için ücret isteyen bir müzik firması ile, zor durumdaki bir gencin sırf sosyal güvenlik sistemine dahil olmadığı için, insan midesi temizletmek adına ücret isteyen bir hastanenin hikâyesine dönüştü.

Çok da sorun değil. İnsanlar genelde nokta olamıyorlar, bir virgül olup geçiştiriliyorlar. Buyurun lütfen, evet, mide yıkatma paranız. Ancak, piyano temizlemeye ücret ödemeyeceğim, o benim hatam değildi.

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...