Margret

Gece Gündüz
A A

Sen olmayınca yanımda
Ne anlamı kaldı bu tepelerin?
Yakından bakarsan biraz daha
Seni şuracıkta tepelerim.

Of, Margret, Margret…
Nasıl tuttuysan çocukluğumdan
Üç – dört gündür kekelerim.

Ben bu dizeleri yinelerim…

2050 yılında oluşacak kasırgaya
Senin adını koymuşlar, Margret.
Onlar yıllarca beklesin,
Ben içimdeki kasırgaya isim bulamadım, Margret.

                Not: Kafiyeye uyumlu olması amacıyla, senin ismine benzer bir kelime bulamadım. O yüzden son dizede adını ikinci kez yazmak durumunda kaldım. “Olsun be.” dediğini duyar gibiyim. Zaten hep seni duyar gibiyim. Beynimin içerisine nano-alıcılar yerleştirip gün boyu yayın mı yapıyorsun, kızım? İngilizcem pek iyi olmadığından, çoğu şeyi anlamıyorum. Sen de bana e-posta göndersen olmaz mı? Telekinezi işleri falan, oldukça masraflı şeyler… Neyse, bizim buralara gelirsen, ara beni.

Margret, bu e-postayı okuduktan sonra montunu giyindi ve dışarı çıktı. Sanki kendisine e-postayı gönderen sapık etrafında bir yerlerdeydi. Yıllardır aldığı e-postalar sonucunda iyice paranoya sahibi olmaya başlamıştı.

Polis memuru, Margret’i görünce başıyla selam verdi, tebessüm etti ve kısık bir sesle “Yine mi sen?” dedi. Artık polis memurları da bu durumdan sıkılmıştı. Margret adında bir kadın geliyor, e-posta gönderen birinden şikayetçi oluyor, gelen e-postaların kaynağı her seferinde farklı bir ülkeden çıkıyor ve hiç kimse, hiçbir sonuca ulaşamadan gün tamamlanıyordu.

“2050 yılında oluşacak olan kasırgaya benim adımı vereceklermiş, Memur Bey.” derken, yanakları al al olmuştu Margret’ın. İfade verdiği polise vurgundu bu kadın fakat on beşinci şikayetine gelmesine rağmen hâlâ adını bile öğrenememişti. Sürekli şikayete gelerek, aklınca, “Bak beni ne mali müşavirler istiyor da ben yine sana geliyorum.” demiş oluyordu.

Memur Bey, her zamanki gibi şikayet dosyasını oluşturdu ve “Bir kere de şikayetçi olma, Margret. Adam, kendisini aramanı söylemiş. Numarasını bize vermiyorsun. Bir kez ara da ipucu yakalayalım.” dedi. Margret, bu teklifi kabul etti ve kendisine verilen numarayı aradı. Numara meşguldü. Tekrar aradı. Yine meşgul çaldı. Adama ulaşmak mümkün değildi…

Memur Bey, adamın numarasını istedi. Margret vermedi. “Yalnızca,” diyordu Margret, “Benim yanımda ararsanız size numarayı veririm.” Memur Bey, masasının üzerindeki telefonu aldı ve dış aramalara hazır hâle getirerek Margret’a uzattı. “Olmaz.” dedi Margret, “Bana cep telefonunuzu veriniz.”

Memur Bey, sabırlı bir adamdı. Cep telefonunu verdi, Margret numarayı girdi, Memur Bey arama tuşuna bastı ve Margret’ın telefonu çalmaya başladı.

“Hayat böyledir işte…” diye düşündü Memur Bey, nikah masasından kalkarken. “Neden bu kadınla evlendiğimi bile hatırlamıyorum.”

“Hayat böyledir işte…” dedi Margret, “Bugün seni ele geçirdim ve yarın da tüm dünyaya hükmedeceğim.”

-Mutlu Son-

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...