İlgi Meselesi

Gece Gündüz
A A

Sessizliği içerisindeki gürültülerin nedenini bana sormasaydı, ben de düşünecek değildim bu ilgi meselesini. Kimdi bu soruyu soran kişi? Tabii ki hayali karakterlerimden bir diğeri!

Olay şu şekilde vuku buldu. Kitap okuyordum ve gözlerimin ne kadar narin olduğuna dair bir düşünce belirdi aklımda. Eğer dinlendirici gözlüğümü kullanmış ve gözümü rahatsız edecek lüks seviyesindeki aydınlatmadan/ışıktan kaçınmış olsaydım, daha uzun süre bu kitabı okuyabilirdim. Yani, gözlerimin ilgiye, dikkate, hünerli ellere ve kapsamlı bir zekaya ihtiyacı vardı! Ve ben bunların hiçbirini onlara sunamamıştım.

Gözlerimi dinlendirmek için kapadığımda, içerisinde bulunduğum karanlıkta bir ses yükseldi: “Oh! Oh olsun! Uyuman gerekirken ne diye zorluyorsun kendini?” Şimdi bu sese kulak vermem oldukça saçma olur çünkü ben zaman yaratabilen biri değilim. Evden işe ve işten eve gidip gelmelerim var benim. Birazcık yemelik vaktim var, o da karnımız tok dursun diye. Geriye kalıyor “hiç” saat ve benim bu “hiç”i değerlendirme isteğim var. Kitap okumadan mı uyusaydım?

“Bahaneler, bahaneler… Bitmek bilmezler. Benim bahsettiğim şey sadece göz yorgunluğun değil ki! İlgi bekleyen tek şey gözlerin değil… Tamam, ruhunu dinlendirmek için müzik dinliyor, kitap okuyor ya da sanatla uğraşıyor olabilirsin… Fakat bu yaptıkların senin ilgi görme ihtiyacını karşılamıyor!”

Sanki bu yazıyı da kendi yazıyormuş gibi… Hep bir ciddi tutum, garip garip sorular, aslında biz değerliyiz temalı anlatılar… Yeter be, komik şeyler anlatsana bana!

“Şu dünya üzerinde hiçbir varlık ilgi görmeden ürün vermiyor. Sen ise yaptığın işçilikler karşısında ilgi yerine para alıyor ve sonra da bu parayla ilgi almaya çalışıyorsun. Bundan daha komik ne var? Anneler gününde Valide Hanım’a pahalı bir ilgi alırken pek de yakın hissetmediğin birinin doğum gününde ise ona daha ucuzca hediye alıyorsun. Bu mu senin ilgi meselen? İki satır adam akıllı muhabbet için vermeyeceğin şey yoktur, eminim…”

Şizofreni falan rahatsızlıkları var, bilirsiniz. O rahatsızlık da ilgisizlikten çıkıyor sanırım. Koca bir toplumun içerisinde yalnız hisseden birey, kendisiyle ilgilendiğini düşündüğü karakterler yaratıp onlarla birlikte yaşamaya başlıyor. Düşünsenize, evrenler arası kurulan bir örgütün lideri, uzaktan kumandasının kaybolduğunu fark ediyor ve o uzaktan kumandanın yerini ondan başka bilen bir tek siz varsınız. Adamlar sizin peşinize düşüyor ve yakalanırsanız sizinle ilgilenecekler!

“Kaldı ki içinde bulunduğumuz çağ itibariyle insanın sosyolojik yapısı gereği…”

“Öoah.” Daha neler! Oldu olacak kapalı oturum kurup insanlara öğütler verelim. Bunu mu istiyorsun? İstekli misin, oğlum, sen? Ha? Cümlenin başlangıcına bak, “Kaldı ki…” Neyi neyle kıyasladığın bile belli değil. “Şüphesiz ki,” “Evet çünkü,” “Derler ki,” “Bir de şu yönden bakalım.” ve benzeri binlerce giriş mümkünken “Kaldı ki…” diye cümleye giriş mi yapılırmış?

“Konuyu dağıtmamak gerekirse, insanlar artık insanlara değil nesnelere ilgi duyuyorlar. İlgi; alınıp verilebilinecek nesnelere dönüştürülebilen bir olgu hâline geldi. Bir arkadaşınla yüz yüzeyken konuşmak artık ilgi gösterisi olmadığı için çeşitli teknolojik estetikle donatılmış mesajlara sığınmak istiyoruz. İlgilendiğimiz şey karşımızdaki mi yoksa mesajın estetiği mi? Siz nasıl ilgi görmek isterdiniz? Biraz geriye dönersek, ‘İlgi görmeyen hiçbir şey verimli değildir.’ demiştik. Siz kendinizi verimli hissediyor musunuz; ve cevabınız evet ise, size nasıl ilgi gösteriyorlar?”

Bu sorular aklımın bir yerlerinde çınlarken, uykuya dalmak üzere olduğumu fark ettim. Tamam, yataktaydım, kitabımı uyurken zarar veremeyeceğim bir yere koymuştum, yastığım pofuduktu ancak uyumak istemiyordum. Bu sebepten dolayı elimi yüzümü yıkayıp kendime gelme kararı aldım ve lavaboya uzanan yaklaşık on beş adımlık yolu düşününce bu uğraştan vazgeçtim. Hem bu on beş adımlık yolculuk uykumu kaçırmaya yetmişti, ne diye o kadar yolu gitmek zorundaymışım ki!? Neyse, benim ilgisiz olduğumu söyleyenler utansın. Oldum olası ayaklarımla ilgilenmişimdir ve ayakta dikilmeyi pek sevmem. İlgi meselesini anlamaya başladım…

“Eğer ki bir insan başarı elde ederse onu tebrik ederler ve başarılı kimseler de bu durumu ilgi görmek olarak kabul edebilir. Daha çok ilgi görmek için daha başarılı işlere imza atmak adına kendilerinden bile vazgeçebilirler. Hatta, başarısız bir iş gerçekleştirirlerse ilgisiz kalmaktan bile korkabilirler…”

Hayır, Alpırt, hayır! Uzaktan kumanda bende değil! Git onlara gerçeği anlat. Ben sadece havuza girmek istemiştim! Peşimi bırakın!

“Gerçek, başarılı kişiler için biraz hayal kırıklığıdır. İlgi gören şey, kendileri değil ortaya konulan başarılı işçiliktir. Bu gerçeği onlara sunarsanız sizi aşağılayabilirler ve siz de onlara aşağılık kompleksinin ne olduğunu anlatmak zorunda kalırsınız…”

Uzay köpeği ne lan? Uzay köpeği ne? Ne demek, uzay köpekleri beni kokumdan takip ediyormuş? Saçmalama, Alpırt! Beni onlardan kurtarmalısın. Bunu, benim senin için hazırladığım slayt gösterisi için yapmalısın! Hatırlasana, en yüksek notu sen almıştın! Hiçbir iyilik karşılıksız kalmamalı!

“Ve ilgi meselesini inceleyecek duruma geldiyseniz, bir uzmana başvurmalısınız.”

Nereye gidiyorsun, Alpırt?! Seni aşağılık varlık! Ha, sana demedim. Anlamıştım ışınlama makinesine gittiğimizi. Dört beş evren ötede bildiğim bir çorbacı var, enfes. Şu uzaktan kumandayı nereye koyalım? Aradığınız kumanda bu muydu? E, al git sen bunu, yolda buldum falan dersin. Haydi, Allah’a emanet, kardeşim. Ara sıra uğra…

Alo, alo… Komutanım. Uzaktan kumandayı Alpırt çalmış. Gözlerimle gördüm, efendim. Elimden kaçırdım. Sağ olun, efendim. Ben sizler için varım…

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...