Gece Rüzgârları – Bölüm 5: Benzinlikte Hızlı Şarj

Gece Gündüz
A A

Gece Rüzgârları – Bölüm 5: Benzinlikte Hızlı Şarj

Minibüsün de, her taşıma aracında olduğu gibi, ihtiyaçları vardır. Yakıt ibresi, tankın içerisinde olanı ve biteni gösteren yegâne kısımdır. Hırsız, uzun zamandır yan koltuğunda oturan Baş Komiser’e bu durumu anlatıyordu. “Benzin bittikten sonra mı bana inanacaksın?” diye soruyor ve “Tamam, şuradaki benzin istasyonuna girelim.” cevabını alıyordu ancak Hırsız bu cevabı olduğu gibi dinlemiyor ve o benzin istasyonuna girmiyordu.

“Neden beni anlamıyorsun? Benzinimiz bitmek üzere!” diye son kez bağırdı Hırsız. Bu sefer Baş Komiser, sakinliğini koruyamayıp şoförlük yapan Hırsız’a sağlam bir yumruk attı; “Şuradaki benzin istasyonuna girmezsen ekipmanlarımı senin üzerinde şarj ederim!”

Bir de bu vardı; Gece Rüzgârları için tercüman görevi görecek kulaklıklar, sabah aydınlığında dahi Gece Rüzgârları’nı görünür kılacak gözlükler, sıcak (kırmızı) ve soğuk (mavi) minik şişler üretip fırlatabilen silahlar, eklem yerlerini güçlendirecek şekilde tasarlanmış destekli elbiseler ve her bir ekip üyesinin yerini tam olarak gösteren navigasyon haritası; tüm bu ekipmanların şarj olması gerekiyordu. Kullanma talimatlarında mazoşistçe belirtildiği üzere şarj çubukları, ki bu çubuklar Taze Dul’a daha önceden saplanan mavi-kırmızı ışın çubuklarıyla aynı şeydi, kullanıcı bedenine saplanmalı ve ekipmanlar şarj olana kadar beklenmeliydi. Taze Dul, yaşadığı deneyimi paylaşınca ve Avukat da onu onaylayınca hiçbir ekip üyesi bu çubukları kendilerine saplamama kararı verdiler. Bir başkasını bulup ekipmanları onun üzerinde şarj edeceklerdi.

“Şansa bak! Bu benzinlikte hiç pompacı yok!” diye haykırdı Hırsız, çenesini sıvazlarken. Attığı sağlam yumruktan sonra elini açıp kapatarak acısını hafifleten Baş Komiser ise “Gidip markete söyleyelim. Boş yere saatlerce bekleyemeyiz…” dedi.

Hırsız ile Baş Komiser markete yaklaşırken camdan içeri doğru bakıyorlardı. Kasada durması gereken kırklı yaşlarındaki personel, elini on altı yaşlarındaki kızın omzuna atmış ve aşağı doğru indiriyordu. “Ne oluyor lan burada?” diye fısıldadı, dişlerini sıkmakta olan Baş Komiser. Tam adımlarını hızlandıracaktı ki Hırsız onu tuttu, “Bak, anlıyorum; garip görünüyor ancak her ikisinin de rızası olabilir bu işte… Bilirsin; ‘Aşk, yaş farkı görmez.’ derler.”

Bu esnada marketin kapısı hızla açıldı ve “HAYVAN HERİF!” diye çığlıklar atan genç kız, marketten hem ağlayarak hem de koşar adımlarla dışarı çıktı. “Söylediklerimi unut…” diyordu Hırsız, “Bazen pozitif bir insan olmaya çalışıyorum.”

Hırsız ile Baş Komiser’i fark eden kasiyer hemen görev yerine geçti. “Merhaba, bu benzinlikte pompacı yok mu?” diye sordu Baş Komiser. “Eğer yoksa ben kendi işimi becerebilirim.” diye ekledi Hırsız, kasiyere yaklaşırken. Kasiyer tedirgin bakışlarla bu ikiliyi izliyordu. Hırsız, elinde tuttuğu kırmızı ışığı, tutma sapına kadar, kasiyerin masa üzerinde duran eline sapladı. Kasiyer acılar içinde bağırırken diğer eline de mavi bir ışık saplandığını gördü. Kolları sanki masaya çivilenmişti. Bir eli yanıyor, diğer eli ise donuyordu. Tüyleri diken diken oldu. Baş Komiser, kasiyerin karşısına geçti ve son on dakika içerisinde neler yaşadığını anlatmasını rica etti.

Hırsız ise dışarı çıkıp pompayı minibüse taktı ve benzin doldurma işlemini başlattı. O esnada minibüsün arka kapısı açıldı ve kapıdan Hırsız’a bakan Avukat, “Şimdi de benzin mi çalıyorsun?” diye sordu. Hırsız göz ucuyla minibüsün içine doğru baktı ve uyumakta olan Müfettiş’i görmezden gelirsek, Avukat’ın yalnız olduğunu fark edince sormadan edemedi: “Deli ile Taze Dul neredeler?” Avukat biraz durdu, havalara baktı, gözleri doldu ve kendine gelip “Sanırım şu an cinayet işliyorlar. Taze Dul’un eski eşi, marketten çıkan kızla aldatmış onu…” Hırsız, sakin olması gerektiğini ve kimsenin cinayet işlemeyeceğini bildirirken Avukat ise minibüsün 100m ilerisinde genç kızı parçalamakta olan Deli ile Taze Dul’u işaret etti. “Birbirlerine yakışıyorlar, değil mi?” “Ne?” “Deli ile Taze Dul…” “Sana ne?” “Bana ne mi? Kızım, sen de bana yakışıyorsun. Gel bana var.” “Bir hırsıza gönlümü kaptırmayacak kadar…” “Hırsız mı? Ben mi hırsızım?” “Şu an benzin çalıyorsun!” “Çalmıyorum, çalıyoruz.”

Bir yumruk daha yemekle meşgul olan kasiyerin suratında artık her şeyi itiraf edeceğini betimleyen bakışlar vardı. Baş Komiser onu bir yandan döverken diğer taraftan da çay içiyordu çünkü kasiyerin elleri masaya çivilenmişti ve karşılık veremiyordu yani çay içmemek için bir gerekçe yoktu ve Baş Komiser hür bir insan olduğundan dolayı, istediği zaman çay içebilirdi ki içiyordu da. “Zaten yakında boşanacağım, amirim. O gördüğünüz kızla evleneceğim. Ah! AH! N’olursunuz çıkarın şu ışıkları artık!”

O esnada marketin kapısı açıldı ve Hırsız ile Avukat içeri girdi. Bütün ekipman paketlerini yanlarına almışlardı. “Çay tazeymiş…” dedi Baş Komiser. “Biz ekipmanları bu adam üzerinde şarj etmeye karar verdik.” diye cevapladı Avukat. “Ama, bu adam kötü biri değilmiş… Eşine de anlatmış durumu, yakında boşanıp bu kızla evleneceklermiş.” diyerek işaret parmağını salladı Baş Komiser. “Boş versene. Ölülerle evlenilmez. Bizimkiler dışarıda o kızı doğruyorlar.” deyince Hırsız, kasiyer tüm gücüyle çığlıklar atmaya başladı. “Sorun yok,” dedi Avukat, elindeki ekipman paketlerini yere bıraktıktan sonra Hırsız’ın elini tutarak, “Zaten insanlar ölüyor. Bugün ya da yarın olması, kamu işleyişinde belirsiz kılınmış bir durumdur. Hukuki açıdan fazla bir önemi yok; gerçekten, alacağın idari temliki denen bir şey var…”

Hırsız, ekipman paketlerinden çıkan kabloları tutup çekti, uzattı, kablo uçlarından biri maviye ve biri de kırmızıya döndü. Bu kabloları, kasiyerin kalbine doğru sapladı ve ekipman paketindeki “Şarj Oluyor” ibaresi yanıp sönmeye başlayınca gülümsedi. “Neden kalbine doğru sapladın?” diye sordu Baş Komiser, sanki hızlı şarj için bunu yapması gerektiğini bilmiyormuş gibi, sonra da “Dışarıda işlemekte olduğumuz cinayeti kontrol etmeliyim. Neden o kızı öldürüyoruz, anlamadım.” dedi ve marketten dışarı çıktı. Hırsız ile Avukat ise her yeni sevgili gibi ekipmanları şarj olurken öpüştüler.

***

Müfettiş uyandığında neredeyse yüzünü Müfettiş’in yüzüne dayamış vaziyette “Uyan, uyan, uyan, uyan, uyan…” diye tekrarlayan Deli’yi görünce adama bir tokat patlattı çünkü uyuyan birinin üstüne çıkıp yüzünü yüzüne dayamayı bırakın, “uyan” kelimesini defalarca kez duymak sinir bozucu bir eylemdir. “Herkes ekipmanlarını giydi; bir sen kaldın.” dedi Deli, ağlarken. “Şarj etmemiz gerekmiyordu?” diye sordu Müfettiş ve “Uyanık olsaydın nasıl şarj ettiğimizi görürdün.” cevabını aldı.

Müfettiş, ekipmanlarını giyindikten sonra Hırsız aracı yol kenarına çekti ve “Hazır mıyız?” diye sordu. Herkes sırasıyla ekipmanlarını aktif hâle getirdi ve belirli bir süre beklediler. Gözlerinin önüne “TANIMLANDI” yazısı belirince derin bir nefes verdiler çünkü ekipmanları kendi bedenlerinde değil de kasiyerin bedeninde şarj etmeleri kural dışı bir durumdu. “İyi be,” dedi Taze Dul, “Yine o aptal ışıkları kendimize saplamadan hallettik bu işi.” Müfettiş, onu el hareketiyle susturdu ve “İkinci Gece Rüzgârları; hayırlı ve uğurlu olsun, arkadaşlar!” diye bağırdı. Bir alkış ya da coşkulu bir ses duyulmadı. Herkes birbirine baktı.

Sırf sessizlik bozulsun diye Hırsız, minibüsü çalıştırdı ve yola çıkarak uygun bir hızda gitmeye devam etti. Henüz nereye gitmeleri gerektiğini bilmiyorlardı ve durmaktansa gitmek daha iyiydi. Çoğu insan böyledir, kal dersin kalamaz, git desen gitmez ama gitmenin daha iyi olduğuna kendi karar verirse kimseyi dinlemez ve gider. Minibüs de böyle bir karar sonucunda gidiyordu… Aslına bakarsanız, yer yüzeyinden otuz ila altmış derece açılarla kırmızı ve mavi ışık çubukları fırlamasaydı ve minibüs içerisindeki herkese sekizer tane denk gelmeseydi, gitmeye de devam edecekti. Ne olduğunu anlayamayan ve minibüsün içine çivilenmiş olan ekip üyeleri çığlıklar atıyor, ağızlarından köpükler çıkıyor, özürler diliyor, inkâr ediyor; yani kısacası, ne yaşadıklarını anlamaya çalışıyorlardı.

–devam edecek–

Çizim: Levent ALTINKAYNAK

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...