FELSEFEYE GİRİŞMEK – Bölüm 20: Fikir Halayı

Gece Gündüz
A A

Sonunda! Dünümüzden bugünümüze, insanoğlunun tanıyıp tadabildiği tüm fikirlerin, en coşkulu ritimlerle gerçekleştirdiği halayın başına geçebildim! Evet, onlardan rica etseydim ve birazcık bu halayın başını çekmek istediğimi söyleseydim bana izin vermezlerdi, biliyorum. Zaten bundan sebep şu yerdeki herife çelme taktım ve onun yerde kıvranışlarına aldırış etmeden halay başı oldum!

“Toplum ve birey!”

“Hey, hey, hey, ha-hey!”

“Hayatın anlamı!”

“Hey, hey, hey, ha-hey!”

Bu kadar basit olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Zaten yorgunluktan canım çıkmış, bir de bu adamları peşimden sürüklüyorum. Fakat, yine de bir şeyler eksik geliyor… Tadı yok bu işin. Zurnacının bıyıklarından mıdır, davulcunun küresel göbeğinden midir, tepemde uçuşup duran baykuştan mıdır, elini elimden kurtarmaya çalışan böcekten/Kafka’dan mıdır; nedendir anlamadım. Ne güzel mendilimi de sallıyor ve koşturuyordum. Neden herkes oyunbozanlık yapmak zorunda ki?

Baykuş kafama tünediği anda elimi bırakıp onu kovalamak zorunda kaldım. Ben onu kovalarken Fikir Halayı etrafımı çevreleyerek etten bir duvar ördü. “Minerva’nın Baykuşu!” diye haykırdı birileri. Lanet hayvan, beni halayımdan ettiği gibi, bir de benden daha ünlü çıktı. Ben bunca zamandır dolanıyorum, daha bir kişi merak edip de adımı bile sormadı. Oha! İsimsizim lan ben! Benim adım ne ki? Adımdan çok mendilime vermişim kendimi!

“Benim adım ne, baykuş kardeş?” diye sordum. Cevap yok. “Gözlerin kocaman. Senin geceleri uçman gerekmiyor mu?” diye kahkaha attım. Gülen yok. “Minerva kim?” diye sordum. “Uuu ouu!” dedi. “Bana da keşke birilerinin bir şeyi de olsa bir şey deselerdi.” dedim. Suratımı cırmalamaya başladı. “Ben iktisatçı değilim, geleceği görme niyetinde de değilim!” diye haykırdım. Hegel tebessüm ederek başını salladı. Okur da ne anlatıyor diye baktı çünkü okurların çoğu iktisadi bilimlerle ilgilenmemişti. Bir ilgisizlik vardı onlarda. Patates kızartmalarını, buzdolabından yeni çıkmış domatesleri ısıtmak için kullanan insanlar kadar naifti okurlar. Çünkü yine konunun ne olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gideceğini özümseme gayretleri yoktu. İşte beni Fikir Halayı’ndan uzaklaştıran baykuş da bu yüzden gelmişti!

Sevgili okur, hâlâ göremiyor musun, felsefeye girişmenin zor yanlarını? Neden düşüncelere dalıyor da muhabbete gelmiyor bazıları, artık bariz bir şekilde ortada değil mi? Beynimin omletini sizlerle son bir kez paylaşmama müsaade edin. Gidecek bir yerim de kalmadığına göre, size verebileceğim tek şeyim; benim!

Ben, insanların çoktan ziyaret etmeye başladığı ve önceden gelenlerin belirli bir yapıda oluşturdukları sisteme dahil olmuş olan o kişiyim. Felsefi akımlar, müzikler, devletler, aşklar, ihanetler, edebiyat akımları, resimler, dinler, teknolojiler ve daha birçok şey; ben henüz bu dünyayı ziyaretime başlamadan evvel epey ilerlemişlerdi. Yaratıcı ruhum, tüm gördüklerimi derleyip toparlamamı ve bir şekilde kendimi bu yapının bir parçası olarak sunmak yerine, bugüne kadar görülmemiş olan başka bir şeyi açığa çıkartmak için yanıp tutuştu. Kavrulmuş ruhum, ne yazık ki yeterince pişmiş olarak gözükmediği için bir isme sahip olamadım.

Fikir Halayı, yaratılışımızın kayıt alınamayan kısmından tutun da kayıtlanan kısmına kadar devam etti. Ezbere okunan öğüt verici destanlar, okunmayan kuşe kağıda baskı ürünlere dönüştü. Nefes almayı bırakın, almamak için bile vaktimizin olmadığına inanmaya başladık. Daraldık, sıkıldık, tek hissettiğimiz şeyin olumsuz duygular olduğunu fark edince de duygularımızdan arınmaya çalıştık. Bu çabamız dün de vardı, bugün de! Duygularımızdan kaçıp mantığa sığınarak yeni bir dünya kurmak istiyoruz. Kimseyi üzmeyecek bir sistemi kim kabul etmez ki? Ancak gözden kaçırdığımız bir nokta daha var ki duygusuz insanın sevinci yaşaması da imkânsız hâle geliyor. Etrafımıza baktığımızda, gülmekten korkan insanların varlığını keşfettik ve “Bir dur!” dedik.

İşte, Fikir Halayı’ndan kaçışı ve sonrasında ona geri dönmeye çalışan ben, tam olarak bunları anlatmak istemiştim. Çoğu filozofun düşünmeyi/mantığı, inanışlardan ve sanattan ayrı tutmasının sebebi de buydu. Günümüzde ise “Oldukça akademik bir çalışma olmuş. Şimdi okusam sıkılırım…” diye düşünenlerin sayısı neden arttı, biliyor musunuz? Çünkü hem düşünmek hem de hissetmek istiyoruz!

Çevrenizdeki herkes gibi ben de kendi yarattığı dünyada, kendi doğrularıyla yaşamaya çalışan biriyim. Bu doğrular sayesinde halay başı bile oldum! Lanet Minerva’nın lanet baykuşu beni durdurmasaydı, zaten kendim çıkacaktım oradan. Çünkü, düşünürken yaşayamıyordum ve yaşamadığım şeylerin üzerine düşünmem de imkânsız! Bakın etrafımda halay çekenlere. Bunların hepsi hissettiklerini yorumladıkları ve kurgularını oluşturabildikleri için varlar. Bu filozoflar, deneyimleyemeyeceğiniz olayları tartıp analiz ettikleri için okunmaya devam ediyorlar. Zamansızlar Cemiyeti’nden olan bizler de yaşayamadığımız için onların kurgusal hayatlarına dahil olmaktan başka bir şey yapamıyoruz.

Bu yüzden ben size ulaşamıyorum.

Bu yüzden bunca fikrin arasında sıkışıp kalıyorum.

Ve tam da bu yüzden benim hâlâ bir adım yok!

Sizlere mutlu bir son vermek isterdim ancak ne benim ne de sizlerin yüreği bu mutluluğa hazır değil. Maddeye bürünmüş kısıtlı bedenlerimizin işletim sistemini hızlandırmak gibi bir niyetim hiç olmadı. Felsefeye giriştim ve elimdeki şeye bir bakın. Lan! Mendilim nerede? Hey! Hegel! Aşağılık herif! Onu bana geri getir! Çekilsenize be önümden! Adam mendilimi almış gidiyor, görmüyor musunuz?! Artık gücüm yok benim, bir daha çıkamam bu yolculuğa. Başım da şişti zaten, “bum bum” ve “tam tam…” Yeter be! HEGEL! LANET HERİF, O BENİM! MENDİLİMİ GERİ GETİR! Çekilin yolumdan. Aklımı geri verin yeter. Başka bir şey istemiyorum sizden!

-SON-

Yapmayın lütfen, yalvarırım yapmayın. Benim hayatım, davullu zurnalı bir halayın ortasında son bulmamalı. Neden ben yokmuşum gibi davranıyorsunuz? Duygusuz herifler! Bırakın beni, aklımı başıma devşirmem gerek!

Yazan: Serkan ÜSTÜNDAĞ

Felsefe kimin umurundaki zaten. Ben sadece var olmak istiyorum. Sanatla falan uğraşacağım. KARDEŞLERİM, SÜRREALİZM; REALİZMDEN DAHA GERÇEKTİR. BENİ GARİP GARİP ŞEYLER ÇİZMEYE ZORLAMAYIN! Sanata girişmek nasıl olurdu acaba? Sanata mı girişmeliyim? Bunu mu istiyorsunuz benden? Davulcu, sendeki tam bir içki göbeği! Küresel göbekli pislik herif!

Çizen: Umut NADERİ

Sanata girişmek hakkında da koşturmak saçma geldi şimdi bana. Belki de “Paraya Girişmek” bana yeni bir stil kazandırır. Evet! Paranın peşinde koşup ona kulluk ve köpeklik yapacağım! Felsefeye girişmeye de benziyor zaten. Para için etrafımdakileri ezer geçerim, zengin olurum! Ve sonra yine sıkılırım. O kadar parayı ne yapacağım ki? Başlamadan sıkıldım. HEPİNİZDEN NEFRET EDİYORUM. BENİ VAR ETMEDEN YOK EDEN SİSTEMLERİNİZDEN DE BIKTIM! A belki de “Siyasete Girişmek” beni kendime geri getirir.

BU ÖYKÜDE BAHSİ GEÇEN KİTAPLAR GERÇEKTE OLABİLİR AMA YAŞANAN OLAYLAR TAMAMEN YALANDIR, İFTİRADIR.

Şu jenerik işine de bir son verin! Dikkatimi toparlayamıyorum. Beni yok etmek istemezsiniz, değil mi? Sevgili cicim okur, benim son bulmakta olduğumun farkındasınız umarım! Bir daha hiç görüşemeyeceğiz. Jenerik akıp gidiyor, yavaş yavaş… Ben ayrılıkları hiç sevmem ki!

OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.

Bu nasıl jenerik lan? Ben slayt gösterisinin içerisine düşmüş ve ne yapacağını bilmeyen bir karakter olarak mı son bulacağım? Ey, Yazar Efendi! İlham perilerin kaçar da beni ararsan, sana ne diyeceğimi biliyorsun, değil mi? Tabii ki biliyorsun, köpek. Sırıtma oradan.

BİTTİ.

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...