FELSEFEYE GİRİŞMEK – Bölüm 14: WILLIAM SHAKESPEARE

Gece Gündüz
A A

felsefeye-girişmek-500x254

Okyanusun ortasındaki dağın zirvesine kurulmuş olan bina, büyük bir patlama daha yaşandıktan sonra, tamamen çökmüştür. Binanın etrafında filozoflar ve ruh hastaları çaresizlik içerisinde koşuşturmaktadır. Eski sevdicek pompalı tüfek ve katana ile bana yaklaşmaktadır. Beni yere bırakan adam benden koşarak uzaklaşırken, üç adet cadı teyze kulağıma fısıldar.

ÜÇ TEYZE – Her iyilikte vardır kötülük, her kötülükte vardır iyilik; Bu sisli, puslu havaya karışıp, ortadan kaybolalım şimdilik.

BEN – Ne dediniz, anlayamadım? Teyzeler! Nereye kayboldunuz?

EX SEVDİCEK – Demek ben gerizekalıyım, öyle mi? Senin kalbini değil, beynini deşmem gerekirdi!

WILLIAM – Tüm dünya bir sahne ve tüm erkek ve kadınlar yalnızca birer oyuncu: çıkışları ve girişleri var hepsinin; ve herkes kendi rolünde birçok bölüm oynar…

BEN – Dümenini bırakmış olduğumuz ilişkilerimizi bitirmek yerine, rolümüz birbirimizi birbirimize perçinlemek midir, yoksa gres yağı ile kaygınlaştırarak “floş şlop” sesler çıkartmak mı? Görmüyor musunuz batan güneşin kederli kelâmını…

WILLIAM – Lütfen kılıcınızı yere bırakın. Yaşanacak bir gerçeklik ve nice duygular dolaşır etrafımızda.

EX SEVDİCEK – Tanımazsınız siz şu adamı. En çaresiz kaldığım günlerde beni yalnızlığıma terk edip, fikir halayı denilen şeye koşturan bu vicdansızı… O zor günlerimde yanımda duran aşkımı diri diri gömen bu adamı, öldürmemem için bir gerekçe yok bu puslu dünyada.

BEN – Demek ki bu yüzdenmiş hastanede sadece patates ve soğan haşlamalarının. Gördünüz mü, etrafımızda sadece bir patates ve bir soğan tarlası… Bir dağın tepesinde karnımızı başka nasıl doyurabilirdik ki?

EX SEVDİCEK – Yine beni hiçe sayıyor, yaralarımı deşerek derinleştiriyor. Artık bu çileli hayat bana fazla geliyor.

Eski sevdicek pompalı tüfeğini kendi başına dayadıktan sonra tetiği çeker. William ve ben hem sesten hem de yaşanan olaydan ürkeriz ve kısa süreli bir şok yaşarız. Etrafta dolanan deliler kurtuluş yolu aramalarına başlar ve biz de onların peşinden ilerleriz.

BEN – Zaten sevmiyordum onu. Beni aldatan bir varlığa nasıl acırım şimdi?

WILLIAM – Olmak ya da olmamak; bütün mesele bu.

DELİ 1 – Doktor Bey! Doktor Bey! İtiraf ediyorum! Binayı patlatan kişiler şu an aramızda dolaşıyorlar!

DELİ 2 – Tamam çocuğum. Artık bana Doktor Bey değil, Lordum demelisin.

DELİ 1 – Sen patlattın, değil mi lan, bu koskocaman binayı, sayın Lordum.

DELİ 2 – Hayır çocuğum. Bu patlattı!

BEN – Kim? Ben mi? Saçmalama be, ben Descartes ile birlikteydim. Binayı aslında bu patlattı!

TEYZE 1 – Savaş kargaşası bitmemiş; kazanan ile kaybeden henüz belli olmamış…

WILLIAM – Bize kurtuluş yolumuzu sunmadan gitme, kadın! Delileri mi kılavuz edeceksin bizlere?

BEN – Daha demin de benim kulaklarıma bir şeyler fısıldıyorlardı. Ama üç teyze vardı… Diğer ikisi nerede?

DELİ 2 – Bu patikadan ilerlemeliyiz. Şu ejderhaların çiğnediği adam benim kayın biraderim ve oldukça zehirlidir.

Sevgili okuyucu, William Shakespeare kendi düşüncelerini birçok oyununda sindirmiş ve düşünmeyi sevenlere, ayrı ayrı öykülerinde sunmuştur. Bunlardan Hamlet ve Macbeth diğerlerinden bir adım önde tavsiye edilmesi gerekenlerdir. Bu arada, Deli 2’nin söylediği gibi kayın biraderi gerçekten de çok zehirlidir ve kendisini çiğneyen ejderhalar mide spazmı geçirdiklerinden dolayı can çekişmektelerdir.

Can havliyle kıvranan ejderhalardan bir tanesinin kuyruğu, bunca kalabalığın içerisinde, bir tek bana denk gelmiştir ve çarpışmanın etkisiyle havalara uçmaktayımdır. Dağın zirvesinden aşağılara düşerken bir ağacın en narin dallarına denk gelmişimdir ve bu ağacın dalları sayesinde düşme hızım yavaşlamıştır.

BEN – Ah! Ah! Kolum… Mendilim nerede? Ha, buradaymış…

WILLIAM – Bzz bzz aaiioo hssll!!! Vzza klllamm!!!

BEN – Ne diyorsun, duymuyorum! Anlamıyorum seni! Git, kendini kurtar!

WILLIAM – Bzz bzz!! VZZAA!!!

BEN – Tamam! Tamam! Git hadi yoluna!

Dağın zirvesinden birçok alev topu yükselmektedir ve can çekişen insanların sesleri duyulmaktadır. Yere düşüşümden etkilenen ben, topallayarak yoluma belirli bir süre devam etmişimdir ve ejderhaların bana ulaşamayacağını düşündüğüm bir mağaranın giriş kısmına saklanmışımdır.

TEYZE 2 – Savaş kargaşası bitmemiş; kazanan ile kaybeden henüz belli olmamış…

BEN – Sen ne ara geldin buraya? Beş dakikada bir bu cümleyi kurmak için gelip gidecek misiniz?

TEYZE 2 – Gaddar ol, cesur ol, kararlı ol! İnsanoğlunun gücünü kahkahalarınla küçümse!

BEN – Zaten öyleyim… Öyle yapıyorum da… Yine nereye kayboldu bu teyze?

Hava kararmıştır ve artık dağın zirvesinden ne alev topu ne de çığlık sesleri gelmektedir. Bacaklarım acıdığı için dağın eteklerine doğru inmeye çalışarak yolculuğuma devam etmekteyimdir. Uykuya yenik düşmüşümdür ve uyandığımda karşımda kocaman bıyıkları olan bir adam gülümseyerek elini bana doğru uzatmış bir vaziyettedir.

F. W. NIETZSCHE – Tanrı öldü!

 

-devam edecek-

Çizim: Umut NADERİ

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...