Bir Noel Öyküsü – II

Gece Gündüz
A A

2017 yılının sonunda, harabeye dönmüş kentin yıkık dökük binaları arasından geçerken oldukça şaşırmış Noel Baba… Şaşırdığı şey, kentin genel durumu değil, gecenin o vaktinde bile birbirine ateş etmekte olan insanoğullarıymış. Geyikleri Bir Noel Öyküsü’nde vefat eden Noel Baba, bu yıl büyük bir Multikopter ile yolculuğa çıkmış ki pervanelerden üç tanesi hasar alınca aracı yere doğru hızla iniş yapmış.

Noel Baba, kendine geldiğinde etrafında yaşları 10 ile 18 arasında değişen bir grup çocuk varmış. Çocuklardan bir tanesi “Ne diye geldin buraya, yabancı?” demiş ve “Sizlere mutluluk getirmeye geldim!” cevabını alınca da Noel Baba’ya kentin yıkıntılarını işaret etmiş: “Onlar da aynısını söylemişlerdi. Bak, şimdi ne hâldeyiz?”

Buradaki bir detayı atlamak, öyküyü samimiyetsiz şekle sokabilir. Bu sokuntuyu engellemek adına; Noel Baba ile o çocuğun çay içer gibi konuşmadıklarını, diğer çocuklardan bir kısmının Noel Baba’nın ellerini ve ayaklarını tuttuklarını, diğerlerinin ise taş ve sopalarla Noel Baba’ya eziyet ve küfür ettiklerini de belirtmek isterim. Her neyse;

Noel Baba, çocuklara kendisini tanıtırken orta yaşlı ve silahlı bir kişi daha gelmiş. “Seni duymuştum ama buralarda senin bir işin yok!” demiş adam, “Hediyelerinle buradaki insanları nasıl mutlu edebilirsin ki? Bize ne verebilirsin, Noel Baba?”

Noel Baba, parmağını şıklatmış ve çantasından ışıklı, bükülebilen ve aynı zamanda müzik çalan çubuklar dökülmüş. “Hah!” demiş adam, “Tam da dilediğimiz şey buydu!” Noel Baba, adamın kinayeli haykırışını anlamış ve “Siz ne isterdiniz?” demiş. Adam, evinde bebeğini uyutmaya çalışırken vefat eden karısını ve çocuğunu geri istemiş. Noel Baba, bunu yapamayacağını söylemiş. Savaşı bitirmesi istenmiş. Noel Baba, üstüne basa basa “Benden soyut değil, somut nesneler dilemeni tavsiye ederim.” demiş. Adam da öfkelenmiş ve bir tanksavar dilemiş. Noel Baba, parmağını şıklatmış ve tanksavar gelmiş. Bazuka, uçak savar, taramalı tüfek, ışın kılıcı, muşta, el bombası, sis bombası, ses bombası, napalm bombası… Her dileğe bir parmak şıklatmasıyla ulaşan adam, savaş bitmiş kadar sevinmiş. Mühimmatı cephaneliğe taşıtırken Noel Baba’yı da örgüt lideriyle tanıştırmaya karar vermiş.

Noel Baba, tüm dilekleri yerine getirmeye çalışırken bir ara uyuyakalmış. Zaman hızlı ilerlemiş ve uyandığında çok yakın yerlerde patlamalar gerçekleştiğini fark etmiş. Örgüt lideri, Noel Baba’nın bulunduğu odaya hızlıca girmiş ve içerideki adamlara, hayatları pahasına Noel Baba’yı korumayı emretmiş. Silah sesleri yaklaşırken birkaç aracın çalışma ve uzaklaşma sesi işitilmiş. Anlaşılan o ki beş adam ve Noel Baba, orada yalnız bırakılmış fakat yalnızlıkları pek de uzun sürmemiş. Askerler binayı, beş örgüt üyesini ve Noel Baba’yı ele geçirmiş.

Noel Baba, sorgu odasında sağlam bir dayak yedikten sonra içeri Komutan girmiş. “Kimin için çalışıyorsun!” diye sormuş, “Sizin için çalışıyorum.” demiş. “Madem bizim için çalışıyorsun, neden onlara yardım ediyorsun!” diye sormuş; “Dedim ya, sizler için çalışıyorum.” demiş Noel Baba ve bir kez daha dayağı yemiş. Sonrasında güçlükle kendisinin Noel Baba olduğuna onları ikna etmiş.

Noel Baba’nın huyu değilmiş ama o gün şakalaşmak istemiş. “Eğer uslu biriysen senin de dileklerini yerine getirebilirim.” demiş. Bu şakayı ciddiye alan Komutan sesli düşünmüş: “Bak, Noel Baba. Burada birçok kişinin hayatına son vermiş olabilirim ve hatta dün patlattığımız binada sivillerin yaşadığının da farkındayım. Ama ben de emir kuluyum. Bilirsin, bizlere ne iş verilirse onu yaparız. İş olarak yaparız, suç değildir bu. Kaldı ki bu emri veren amirim de çok iyi biridir. Çok güzel şarkı söyler, o da mı suçlu? Eminim ki o da bunu, ona yapılmasını belirttikleri için bana bu yönlendirmeyi yapmıştır. Teknik olarak evet, ben uslu birisiyim ve tüm emirleri yerine getirdim!”

“Ho, ho, öhö, öhaeö, öhö!” tepkisini vermiş Noel Baba çünkü Komutan’ın anlattıklarından bir şey anlamamış. “O adamlara neler verdiğinin tam listesini istiyorum!” demiş Komutan; parmak şıklatılmış ve mühimmat listesi çantadan düşüvermiş. Listeyi inceleyen Komutan’ın da tansiyonu düşüvermiş. Acil durum alarmını vermek için derhal amirine koşan Komutan odadan ayrılmış.

Komutan sorgu odasından çıktıktan sonra Noel Baba, parmağını şıklatmaya başlamış. Her şıklattığında bir tane ışıklı, bükülebilen ve müzik çalan çubuk çantadan düşmekteymiş. Askerlerden biri neden böyle yaptığını sorunca “Gerçek sanatçı böyledir… Şıklatmadan duramaz!” demiş.

O esnada, bulundukları bina içerisinde bir patlama gerçekleşmiş. Kesik kesik taramalı tüfek sesleri de işitiliyormuş. Komutanlarını korumak için diğer askerler de silahlarına sarılıp odayı terk etmişler.

Çatışma sonrasında yaşları 10 ile 18 arasında değişen çocuk grubu ile sorgu odasına gelmişler. Yerde yüzlerce ışıklı, bükülebilen ve müzik çalan çubuklardan varmış ama Noel Baba ortalıkta gözükmüyormuş.

Uzun lafın kısası, Noel Baba’yı mı dövmek istiyoruz yoksa kendi türümüz olan diğer insanlara hükmetmek mi belli değil ama insan, yaşıyor işte…

Nice mutlu yıllara!

Serkan Üstündağ

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...