Harmanlanmış Dünya Düzeni

Gece Gündüz
A A

Harmanlanmış Dünya Düzeni

Yaklaş.

Öncelikle yazıların biri hariç hepsini temizledim. Kendi elimle yok edebileceğim şeyleri yok etmek hoşuma gidiyor bazen. Çok az var çünkü bunlardan.

Nasıl olduğumu soracak olursan o kadar iyiyim, o kadar kötüyüm ki yaşaman lazım bu duyguyu. Mutluluk ve mutsuzluğun muhteşem bir şekilde oluşturduğu harman ve soframa sunuluşu. Oradayım. Mutluluğun da mutsuzluğun da kimsenin başaramadığı kadar en dibi, en zirvesinde.

Artık daha evrensel konuşmak lazım.

Sen şunu soruyorsun: “Hayat nedir?” Fakat o ne demek öyle “Hayat nedir?” falan? Gülüyoruz, üzülüyoruz, sürüyoruz bir arabayı asfalt yolda, ara veriyor tekrar devam ediyoruz yola. Hayat budur. Hayat bu mudur?

Değil. Anlatıyorum sana:

Dünya düzeni değişti, doğru. Fransa ihtilal yaptı, Sovyet Rusya yıkıldı, kapitalist düzen geldi dünyaya… Bunlar bildiğimiz şeyler, koyalım bir kenara. Yürüdüğün yolların biraz gerisinde deniz gidiyor seninle birlikte. Nefes alman için durmadan çalışan ağaçlar ve onların oluşturduğu ormanlar var. Birçok renk görüyorsun gün içinde. Aldığın soğuk kahvelerin pipetleri mavi oluyor mesela. Onları alıp oturduğun masalar kahverengi. Kahverengi masalar ve kahverengi deri koltuklar. Akşamları eve giderken trafikte birçok yeşil ışık görüyorsun. Renkleri olduğu yerden aldılar, yerleştirdiler senin günlük yaşantına. Senin gidemediğin yerlerden alıp getirdiler onları. İçinde bulunduğun düzen yardım etti sana. Ormana gidemedin ama ağaçlık bir yerde oturuyorsun, bahçeli bir evin var örneğin. Karşılık verdin bir şekilde senin için yapılanlara. Yürümeyi öğrendin önce, sonra okula başladın, sınıfta okumayı ilk söken kişi olamadın belki ama öğrendin sonuçta. Üniversiteye kadar bütün okullardan mezun oldun. Sonra üniversiteye başladın. Kendi sevdiğin ya da sadece daha iyi para kazanabilmek için bazı bölümler seçtin. Devlet sana maddi olarak yardımcı oldu, daha da minnettar oldun artık. Üniversiteden de mezun oldun ve iş hayatına atıldın. Vergi vermeye başladın, vergi vermeye başlarken evlendin, evliliğinin en güzel dönemlerinde çocuk doğurdun, yaşadığın hayattan öğrendiklerin kadarıyla çocuk büyütmeye başladın. Bu anlattıklarım standart bir insan hayatı, istisnalar tabii ki olabilir. Standart insan hayatına göre bir gün öleceksin sen de ve ölümüne yaklaşırken ardında maddi bir birikim ve birkaç çocuk bırakacaksın. Bunlar senin dünyada bıraktığın izler olacak.

Hiç orman görmedin sen. Bir güneyden kuzeye, bir kuzeyden güneye gidip gelmedin. Uzun, çok uzun yolculuklara çıkıp dünyanın yuvarlak olduğuna gözlerinle şahit olamadın. Çok az yerlere bastı adımların. Gözlerin dünyanın bilmem kaç bin kilometre köşesinden sadece senin çizdiğin sınırları gördü. Ayaklarına, gözlerine, yani bedenine izin vermedin sen. Vücudunu Ege’de soktun denize. Başka denizlerin imkanlarını sunmadın ona. Hatta hiç de gidemezsen nasıl olsa havuzlar yapılmıştı senin için. Yüzüyor, güneşleniyordun. Güneşin doğuşuna hiç Güney Amerika’da şahit olamadın mesela. Başka bir yakaya sürdün arabanı, tekerlekler bambaşka yollara şahit olmadı. Sürmedin, süremedin sen. Çayını çok iyi içtiğin doğru. Kahve konusunda pek iyi değildin. Yerinde içemedin çünkü. Sana ithal gibi gelen oksijeni soludun sen.

Ne rengi yerinde görmeyi seçtin, ne de oksijeni yerinde solumayı.

Kapitalist dünya düzeninin yanında kendi içinde bambaşka bir dünya daha kurabilirsen ancak o zaman hayat diyebileceksin yaşadığın şeye. Para birikimi ve birkaç çocuktan başka aklında fotoğrafladığın anlar kalacak senden geriye. Defterine düştüğün seyahat notları… Birkaç kep ve gözlük belki gittiğin yerlerden. Sırtında sürekli terleyen tişörtler, nerede kurduğunun belli olmadığı çadırlar kalacak senden geriye. Sen kalacaksın yahu! Ölmeyeceksin. Burada ölsen, gittiğin başka bir yerde yaşıyor olacaksın.

İnsan dünya üzerinde tek bir yerde, bir defa doğar. Sonradan nerelerde kaç kere doğacağı kendi elindedir.

Bir gün hayatın anlamını aramak için çıkacağım evden. Oltamı başka yerlerde atacağım, oltama takılan onlarca balıkla döneceğim geri.

Diyeceğim ki; “Buldum yahu! Hayatın ne demek olduğunu buldum!”

Seren Altay

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...