Son Bir Sigara

Gece Gündüz
A A

Kalabalıkların arasından sıyrılıp kendimi zorla dışarı atmıştım. Ceketimin cebini yoklayıp paketimi bulamayınca sinirlenip söyleniyordum. O sırada usulca yaklaştın, kendimi bulup kaybetmek arasındaki o ince çizgide iken. “Bir sorun mu var?” deyip o çarpık gülümsemeni yaptın, hani şu beni her sinir ettiğinde yaptıklarından. Paketinden bir dal uzattın usulca. Sohbete başladık.

İşte o gece, saat gece yarısını geçmişken kendimi senin o çarpık gülümsemende buldum. Bir nefes dahi çekmeden ciğerimi yakan o gülümsemende. Uzanıp elimi sıktın, “Tanıştığıma çok memnun oldum.” dedin. Ben, o an yaşadığıma memnun olmuştum. Bir milat oldun hayatımda. O günden sonra tamamen sende kayboldum.

Akşamüstü, karanlık çökmek ile çökmemek arasında, gökyüzünü o güzel turunculuk kapladığında mutfak penceremize dayanıp saçların karman çorman, elinde kahve fincanı, yüzüne düşen o gölgelerle anlam kazandığın vakitler. Bu manzarayı ve beni ne kadar sevdiğinden bahsettiğin zamanlar çok uzak değiller. Hani sanki uzansam sarıp sarmalayıp kendime çekebileceğim gibiler.

Balkondaki minderlere yayılıp yıldızları izlediğimiz zamanlar gibi anılar. İçim ürperiyor ama mutluluğum bastırıyor her şeyi.

Avuç içlerimden öptüğün, her zaman en güzel olduğumu söylediğin, sımsıkı sarılıp asla bırakmadığın zamanlar…

Kahveyi bu kadar çok içmemem gerektiğini, sigarayı bırakmam gerektiğini, bunları giymemem gerektiğini söylediğin daha da yakın zamanlar.

Ardından artık bana dayanamadığını, her gün elleri portakal kokan bir kadını bana tercih edeceğini, ellerimde hep mürekkep olmasından bıktığını, küllerden gözükmeyen masamı temizlemeyi sevmediğini, içip sızdığım zamanlar beni yatağa taşımaktan bıktığını söyledin.

Ama gittiğini görmek istemiyordum. O kadar çok seviyordum ki beni sevmeni. Benim olmanı. Pijamalarınla koltuğa gömülüp pizza yemeni. Araba kullanırken sürekli dans etmeni ve o sürekli yüzünde olan çapkın gülümsemeni. Kahve fincanıyla o mutfak penceresinin önünde olmanı. Bana olan sevgini tanımlamak için her gün yeniden yazdığın paragrafları. Minderlere seninle uzanmayı. Gökyüzünün tadını kollarında almayı.

Kazağını üstüme geçirip alelacele kapının önüne oturdum. Evet, o gece çizgiyi aştım. Gitmeni istemiyordum. Valizini doldurup geldin, dikildin karşıma ama kalkamadım; sanki mıh gibi aklımda o sahne, ağzımdan tek çıkabilen “Son bir sigara?” oldu. Senin asla ciddiye almadığın. Koltuk altlarımdan tutup beni kenara bıraktın ve usulca gittin. Bilmem kaç gece telefonlar çalıp susmak bilmedi. Kapımız tekmelendi, zilimiz bozuldu ama ben kalkamadım yerimden.

Tek düşünebildiğim sıcacık kolların ve soluk film şeridi misali aklımdan akıp giden anılarımız. Tenimin her yerinde senin izin var. Dudaklarımda bir tek senin adın.

Artık daha çok çalışıyorum, daha sert içkiler içiyorum ve ciğerlerimi parçalıyorum.

Sen hayatımda bir milat olan, akşamüstleri kahve niyetine gözlerini içtiğim, hayatıma anlam getiren adam. Her daim karışık olan saçların, buğulu gözlerinden öperim.

Ölmeden hemen önce gözlerimin önünden geçecek olan, senin o çarpık gülüşün var ya; dudağının kenarının yukarıya kıvrıldığı tam oradan öperim seni.

Seni seviyorum…

Selen Demir

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...