Duvarlar

Gece Gündüz
A A

Duvarlar

Sahip olma duygusunun yaşamlarımızı yönettiği zamanlardan geçiyoruz. Çok kolay harcanabilir hâle gelen değerler içinde yüzüyoruz hepimiz. Maddi şeylerin hayatlarımızı ele geçirdiği hissiyatı, günbegün kaplıyor benliğimi. Ama çevremize ördüğümüz duvarlar ve “ben” olma, “benim” olma fanusuna attığımız her şey, kimliğimizin bir parçası hâline gelmekten de geri kalamıyor ne yazık…

Varlıkla yokluk arasında çok büyük bir fark, çok büyük bir şans varmış gibi geliyor. Çok büyük bedeller, varlık hissiyatını değerli kılıyor ya da biz öyle sanıyoruz. Büyük bedeller ödemediğimiz, büyük hayaller kurmadan yanımızda bitiveren, yanı başımızda var olan güzelliklerin, sevgimizi yeterince hak etmediği kanısına varıyoruz kendimizce. Bize belki de kolektif bilincin mirası olan, fiziksel ya da ruhsal olarak acı çekmeden elde ettiğimiz mutlulukların, ya hak edilmemiş ya da değersiz olduğu mantığı, benliğimize işlemiş durumda. Kayıp yaşamadan, yitirme duygusunun acizliğinin ruhumuza işlemesini hissetmeden, ilmik ilmik dokunmuş yalnızlığımızın karanlığına biraz daha gömülmeden son bir çırpınışta, elimizden alınan oyuncak misali, ardında gözü yaşlı ve küskün kalmadan anlamıyoruz.

Var olmak dayanılmaz bir acı mı yoksa hafiflik mi? Varlık, sadece somut şeylerle mi betimlenebilir, hissetmek yetmez mi? Çıkar sağlamanın acizliği gözümüze sokulmadan algımız açılmıyor mu? Acizliğimiz yüzümüze vurulmadan insan olmanın, canlı olmanın, hayatın önemini neden anlayamıyoruz?

Sevginin tek cevap olduğu yeterince açık değil mi? Sevmenin yaratacağı acıdan korkmak, onun vereceği mutluluğa ulaşmamızı neden bu kadar engelliyor? Yara almaktan o kadar korkuyoruz ki kendimizi, elimizde yara bandıyla kafeslere kapatıyoruz.

Ama sadece bir an, tek bir an durup etrafımıza baksak; aslında çok da bedel ödemeden hayatımızda olan güzelliklerin farkına varsak… “Yara bantlarını atalım.” demiyorum elbette; lazım olacak, yeri gelecek onların da. Yaşıyoruz ve hissediyoruz, hissedebiliyoruz en önemlisi. Etrafımıza ördüğümüz duvarların üzerine oturup piknik yapabilmemiz lazım ara sıra, güneşin tenimize değmesine, insanların ruhlarımıza dokunmasına izin vermemiz… Düşmemiz lazım ki bilelim yaşayabildiğimizi ve o zaman çıkaralım yara bantlarımızı, yapıştıralım dizimize; dilimizde keyifli bir melodi, devam edelim yolumuza…

Sevgiyle…

Selen Demir

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...