Umut

Gece Gündüz
A A

Umut nedir? Fakirin elinde kalan son para mı yoksa küçük bir çocuğun gözlerinde kalan son damla mı? Yoksa umut, Mecnun’un çöllerde aradığı Leyla mıydı? Umut bizler için bunların hiçbirisidir. Belki bizdeki umut ne Kerem’in aşkı ne de Sultan Süleyman’ın bitmeyen hırsları gibidir. Bizdeki umut, suya hasret her toprağın yeni bir gül daha çıkarmasıydı. Belki çöllere düşürmese bile ciğerin en ücra köşelerini yakan dertti bizim umutlarımız. Boğazına düğümlenmiş küçük bir su damlası, serçe parmağı defalarca masa kenarlarına vurmak gibi. Üzerlerine dize dökülen, her gece binlerce yastık ıslatılan, atlamaya çalışıp defalarca tellere takılan yüzlerce koyun gibiydi umutlarımız bizim. Belki de 8 yaşında, alnına aciz bir kurşun yiyen masum bir çocuk gibiydi. Yani bizce umut kalan son para değil, yastık altında tutulan ama tedavülden kalkan antika bir değerdi sadece.

Okyanusların taşması, depremlerin olması bir felaket değildir bizler için. Faniler bilmez felaket ne. Ruhları sonsuz olanlar bilmezler acı ne, tatmazlar en hakikisini. Olur da alırsanız umutlarını, belki gelir masum dünyalarına küçük bir kıyamet. Bin kez ölürler onlar, bin kez dikerler yaralarını, bin kez tuz kokar derileri. Her gün yağmur yağar onlara, her gün su doldururlar barajlarına. Kalın duvarlar ardından bağırırlar insanlara. Seslerini duyan olmasa da ses telleri kopana kadar, solukları tükenene kadar…

Ölmezler onlar, umutları ölümsüz olanlar. Buğulu camlar ardından güneşi görmeye çalışanlar. Sessizlikte ses, kurak topraklarına sel olanlar. Tan vaktinin soğuğu yeni bir güneş, dökülen her kar yeni bir barış. Bilekten akan her kan yeni bir ilkbahar, kanın tüm vücudu dolaşması yeni bir sonbahar habercisi. Umutlarımız kök vermiş, hayallerimiz dallanmış en derin yaramıza. Çiçek suya yeminli, yarasa gecenin en derin uykusunda. Denizler dalgalarını susturmuş, güneşe selam kesmiş hain bulutlar. Bunları izleyen her fani denize attığı her bir taşın sıçrayışlarını sayar. Uzaklardan o bin zahmetle katladığı geminin yaklaştığını görür. Dalga dinmiş, rüzgar susmuştu. Gemi, faninin ayak uçlarında sessiz, olduğundan daha kuru halde yorgun denizinde. Fani ıslak gözleri ile gemiye dokunmaya çalışır. Ellerine gelen yalnızca denizin yorgun suları… Bir fırtına kopar ciğerlerin en derin yerinden. Hırçın dalgalar hoyratça yalamaya başlar küçük kum tanelerini. Dağlar paralel olduğu denizine daha çok uzanır. Rüzgar tekrar kurar korosunu. Su ana kadar tüm yazılanları unutun. Çalıp çırpanlar dışında tüm faniler fakirdir ve ceplerinde milyonlar dahi olsa onların tek karşılığı sadece üç kuruşa umutlarıdır.

Senin yanında olacak tek ses sensin. Tıka kulaklarını sen olmayana. Konuş inatla, hayallerini keşkeye çevirmek isteyene.

Biten her solukta yeni bir soluk, duran her kalpte yeni bir can doğar. Unutma, ölüm yalnızca imkanlara imkansızlıkla bakmakla gelir.

Seher Kutlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...