Hizan Abi ve Sevdiği Hicran

Gece Gündüz
A A

Hizan Abi ve Sevdiği Hicran

Gecenin bilmem kaçıncı yarısı
Henüz on dokuzunda Hizan Abim
Son paketinden çıkarttı sigarasını
Çekiyor da içine çekiyor
Gençliği içler acısı mı?
Odasının tavanına üflüyor dumanını
İçinden geçiriyor her çekişinde
Hicran’ının küllenen hatırasını

Mahallenin hafif sıklet delikanlısı
Hizan Abim o benim
Her geçişinde kahvehanenin önünden
Parmakla gösterirler onun yarasını
“Aha işte geliyor Hicran’dan yaralı”
İşte o benim Hizan Abim

Oturur taş kaldırımlara
Kurduğumuz zaman yola taştan kaleleri
Koştururuz topun ardından
İzler durur bir avuç sabiyi
Bazen top gelir ayağına
Ben ise hep kaleci
Abanır gibi yapar iyice gerilir
Ama kıyamaz her defasında
Vurur topu kucağıma
İşte o benim Hizan Abim

Günlerden ne zaman bilmiyorum
Böyle düşünceli bir anında
Denk geldik bizim çaycıda
“Ah Hizan Abim ah” dedim
“Bari sen yapma”
Duymuyor beni yine dalgın
Çayımızı yudumlamıştık karşılıklı
Kelimeler ardı sıra döküldü
O upuzun geçen birkaç dakikada
“Hayırlı işler Sadık Usta”
Ağzından çıkan tek kelime oldu kalkınca
Sonra çıkıp gitti Hizan Abim
Cebindeki bozukluğu masaya bırakınca
İşte o benim Hizan Abim

Herkesin dilindeydi Hicran
Ama ondan kimse bahsetmezdi
Ya dedim kim bu Hicran?
Bilmezdim benim aklım ermezdi
Sormaya çekindim ilk başta
Ama topladım cesaretimi
Çaldım bir gün odanın kapısını
Hiç ses gelmedi
“Hizan abi?”
İçeride miydi?
Uyumuş olabilir mi?
Oysa mümkün değildi bu saatte
Açtım kapıyı girdim içeri
Hizan Abim tabii yine her zamanki hali
Ateşledi bir tane sigara daha
Geçtim yine karşısına
Ya dedim kim bu Hicran?
Hizan Abim hiç ses etmedi
Ben daha küçücük sabi
Bilmezdim benim aklım ermezdi
Sustuk da sustuk ama çok konuştuk
Sabaha karşı beş gibiydi
Güneş doğunca ben masada o yatağında
Çayların en koyularını devirdik
Gözlerim kapanmış benim çoktan
İşte o benim Hizan Abim

Günler geçtikçe geçti
Ben hala oldum olası o eski sabi
Mahallemizin hafif sıklet delikanlısıydı
Oldu zamanla ağır abisi
Saçlarındaki aklar hep karış karış
El ele dost oldular sakallarıyla
Ama o gülümsemesi kaldı hep baki
Atamadığı üzerinden tek kamburu
Taşıdıkça sırtında büküldü hep beli
Dert sahibi olmak böyle miydi?
Uzun uzun terk etti mahallemizi
Geçip gitti bir hafif sıklet daha
İşte o benim Hizan Abim

Bakmayın siz onun ağır takıldığına
Ben tanıdım tanıyalı o hep on dokuzunda
Muhitinde yürür namı eskidendir
Hicran’ından yaralı derler suskunluğuna
Anlayana tüm konuştukları
Mıh gibi saklar kelimeleri ağzında
Sırdaşı olmuş derin bakışları
Pamuk gibi yüreği vardır aslında
Yakınından geçerseniz anlarsınız
İçine açmış konuşkanlığını
Alır durur duvarları karşısına
Bazen odasında bazen bizim çaycıda
Ben susarım o anlatır
İşte o benim Hizan Abim

Emekli

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...