Birisi

Gece Gündüz
A A

Birisi

Durup çantasından simidini çıkardı. Yürürken yarısını bitirebildi. Biraz su içti. Biraz yutkundu. Karlı sapağın kıyısından son yolu da geçti. Yolunu yarılarken arkasında bıraktı kimi düşüncelerini.

Sabah olmak üzereyken bir ağacın kenarındaki karanlığa yaslandı. Biraz da güneş doğurdu sırt çantasından çıkarttığı kağıda yazacaklarını. Ağacın yapraklarından erimiş karlar damlarken saçları ıslandı. Sonra güneşin ilk ışıklarına bakındı. Doğrulduğu yerden yavaş yavaş uzaklaştı.

Bu soğukta bir köpek etrafında dolaşmaya başladı. Cebinde kalan yarım simidi ona uzattı. Biraz kokladı köpek. Bir lokmada yutuverdi elindekini. Suyunu da avucuna döktü biraz. Yalandı ellerini köpek. Hayvan kuyruğunu sallaya sallaya takip etti onu. Günlerden sanki en soğuk olanıydı. Herkes evinde uyuyor… Birisi gidiyor… Bir hayvan onu takip ediyor…

Eski kemerin altından geçerken yukarıdan inen sarkıtlara gözü takıldı. Birine uzanıp eliyle kırdı. Ucu sipsivriydi. Derisine bastırıp test etti. Canı yandı. Hava soğuktu. Köpek havladı. Dizlerini kırıp, köpeğin başını okşadı. Köpek yaladı, eline batırdığı sarkıtın bıraktığı kırmızılığı. Son canı yandığı anı hatırladı.

Köpek kanın tadını aldı. Yol arkadaşı oldular. Ötekinin elinden üzerine bir tutam kan bulaştı. Bir damlası da yere aktı. Köpek bir ses duydu uzaklardan. Birden uzaklaştı. Arkasını dönüp köpeğin uzaklaşmasına baktı kemerin altındaki. Köpek kayboldu ağaçlıkların arasından. Yoluna devam etti öteki köpeğin ardından.

Yolun ortasındaki katılaşmış kar yığınlarının üzerinden yürüdü. İki yanında uzanan kızak izlerinin üstünü eriyik karlar kaplamıştı. Arada kaydı. Su oldu paçaları. Eli sızladı. Eğilip avucunu buza bastırdı. Kalbi geldi o ara midesine. Aklını bir şey kurcaladı. Hemen ayağa kalktı. En yakın kuru yere oturmak için temiz bir yer aradı. Çıplak kalmış bir akça ağacın dibindeki taşlığın üstünü temizleyip oturdu. Çantasından bir kalem, bir de temiz kağıt çıkardı. Midesi biraz daha hafifledi kalemi bırakınca. Üzerindeki yükü az daha arşınladı. Gün giderek canlanırken, uzakta kalan kemerin altından uğultular çoğalmaya başladı. O tarafa doğru gözlerini kısıp baktı. Önde yol arkadaşı, arkasında onun yoldaşları, dörtnala koşuşturuyordu. Ayağa kalktı. Köpek, elini bastırdığı buzu kokladı, sonra havayı. Arkadaşlarıyla beraber akça ağacın olduğu yöne koşmaya başladı. Öteki çantasını toparladı. Dizlerini kırıp bekledi yol arkadaşını.

Köpek hemen üzerine atladı. Arkasından gelen arkadaşları önce ötekinin her yanını kokladı. Sonra öteki diğerlerinin tek tek başını okşadı. Akça ağacın istikametinden hep beraber yürümeye başladılar. Güneş artık iyiden iyiye açmıştı.

Vardıkları yerde su buz tutmuştu. Önden köpekler, arkasından öteki dikkat adım yürümeye başladı. Tam ortasında buz çatladı. Ama kimse buz gibi suyun içine düşmedi. Buz hepsini karşıya geçinceye kadar adeta sırtladı. Öteki biraz daha hafifledi.

Çam ağaçları sıra sıra dizilmeye başladı daha çok gittikçe. Diz kapağına kadar kara bulandı. En önde öteki, arkada yol arkadaşı, onun arkasında diğerleri, yürürlerken art arda sıralandı. Birbirlerinin açtığı yoldan takip ettiler arkadakiler en öndekini. Ta ki ileride bir kulübe göründü, o zaman arkadakiler heyecanla geçmeye başladı en öndekini.

En geriye düştü birden en öndeki. Kulübenin çitlerinden sıçrayıp atlayan diğer köpeklerle buluştu ötekinin yol arkadaşı ve diğerleri.

Kulübeye varınca bir süre hasret giderdi hepsi. Sonra kulübeye girdi öteki. Çok üşümüştü elleri. Sobaya uzattı sızlayan avuç içini. Sobayı biraz harlamak gerekti. Son kalan birkaç çırayı attı sobanın içine. Kulübe ılındı iyiden iyiye. Sobanın üzerindeki çayı tazeledi sonra masaya çekilen sandalyeye oturmadan evvel. Çantasından çıkarttığı birkaç kağıt ve kalemi bıraktı masaya, aklındaki son kalanları dökmeden önce. Yerinden doğrulunca demli bir çay doldurdu bardağına. Pencerenin kenarından yol arkadaşı ve diğerlerine bakınarak yudumladı çayını yavaşça.

Diz kapağına kadar ıslanmış pantolonunu çıkartıp astı sobanın yanına. Üzerine kan bulaşmış kazağını üstünden attı sonra. Hafifledi daha da. Kalbi yerli yerinde atmaya başlayınca, kulübenin tek göz odasına girdi usulca. Uzandı yatağa. Soğuk elini kavuşturdu sızlayan avucuna. İçine çekti yatakta toplanan ne kadar temiz hava varsa. Güneş iyiden iyiye tepeye varmaya başlamıştı uykuya daldığında.

Karanlık basmaya yakındı uyandığında. Avucunun içi terlemişti kavuşturduğu ellerini birbirinden ayırınca. Ateşi canlandırmaya gitti kulübenin tek göz odasından çıkınca. Sabahtan kalma bir bardak çay koydu bardağına. Masaya çekilen sandalyeye oturdu daha sonra. Sayfanın sonuna gelmişti kalemi elinden bıraktığında.

Yol arkadaşını beslemek için çıktı kulübeden dışarıya. Öteki kapının açıldığını duyar duymaz kulübesinden fırladı dışarı adeta. Bir nefeste yedi yol arkadaşının kapının önüne bıraktıklarını. Diğerleri geldi yemeğin kokusunu alınca. Beslendiler kapının ağzına bırakılanlardan sırasıyla.

Hava tamamen kararınca, kapısı aralandı kulübenin bir kez daha. İçeriye girdi birisi git gide uzaklaşan ulumaların arasında. İlkin saçlarını kuruladı havluyla. Paçaları ıslanmış pantolonunu astı ılınan sobanın yanına. Sonra çay doldurdu bardağına. Masaya çekilen sandalyeye oturmadan önce, bir yudum çekti içine pencerenin dibinde. Birkaç sayfa kağıt bittiğine dikkat kesti bardağındaki çayı bitirince. Kağıtlara bulaşan kırmızılıkları kokladı okumayı kesince. Kulübenin tek göz odasındaki yatağa attı kendini kalbi midesine inince.

Güneş henüz doğmamıştı yatağında kendine geldiğinde. Üzerine temiz bir kazak giyindi, kurumuş pantolonunu çekti sonra üstüne. Çantasına masanın üzerindeki kağıtları koydu çıkmadan önce.

Dışarıda köpek kulübesinin önündeki kızağı çekti kendine. Çığlık gibi bir ıslık çaldı. Dört bir yandan tok bir ses duyuldu. Bir süre sonra köpekler sardı etrafını. Sırasıyla onlara bağladı kızağı. En önde liderleri, kızakta sahipleri, dörtnala koştular bütün tepeyi. Sıra yokuş aşağı inmeye geldi. Yokuş bitince donan gölün üzerinden geçtiler yavaşça. Çatırdadı buz iyeden iyiye hepsi karşıya varınca. Sık çam ağaçlarının hizasından ilerlediler koşa koşa. Bir kemer göründü daha uzaklarda. Gözlerini kısıp gezdirdi kızaktaki bakışlarını sisli havanın içinden ta uzaklara. Belli belirsiz izler buldu eski kemere varınca. En öndeki bir koku aldı. Koşmaya başladı daha ileriye doğruca. Takip ettiler ardındakiler öndekini. O yana doğru çevirdi yönünü kızağın, sahipleri.

Kemerin altından geçerken, sarkıtlar düştü aşağıya tepelerinden. Güneş ufukta görünmeye yakın, sis de dağıldı havada. Kemer iyiden iyiye kaldı artlarında. Birden durdu sürünün en öndeki liderleri. Önce kokladı kara bulaşmış kırmızılığı. Sonra havaya dikeldi burnu. Bir çırpıda aldı kokuyu. Çıplak bir akça ağaca doğru havlamaya başladı sonra. Diğerleri de takip etti onu ulumalarıyla. Saldı ipleri sahipleri. Dörtnala koştu akça ağaca doğru hepsi. Takip etti artlarından öndekileri öteki.

Güneş hissettirmeye başladı kendini iyice. Çıplak kalmış akça ağacın temiz bir dibine oturdu ve soluklandı öteki önce. Çantasından çıkarttığı kağıtları okudu daha dikkatlice. Sonra diğerlerini takip etmeye koyuldu. Akça ağacın istikametinden yürüdü. Sıra sıra çam ağaçları dizilmeye başladı hizasında. Diz kapağına kadar kara bulandı yürüdükçe. Çok geride kaldığını anladı, köpeklerinin sesleri uzaklaşmaya başlayınca gitgide. Donmuş gölün çatırdamalarını duydu karşıya geçince. Ta ki ileride bir kulübe göründü, o zaman bir heves sıklaştırdı adımlarını.

Varmaya yakın kulübeye, kimse yoktu çitlerin ötesinde. Devam etti kulübeye doğru yürümeye. İyice soluklandı girdikten sonra içeriye. Soğuktu içerisi. Sobayı biraz harlamak gerekti. Çantasını attı önce sırtından, yarım bir simit ve birkaç kağıt çıkarttı çantasından. Koydu masanın üzerine. Sessizliğe gömülmüş gibiydi her şey içeride. Kulübenin tek göz odasına yönelmeden evvel, dizine kadar ıslanmış pantolonunu astı sobanın yanına. Üzerindeki kazağa çıkartıp attı üzerinden daha sonra. Uzandı yatağa. Alev gibi bir el kavuştu buz kesmiş olanına. Canı acıdı. Güneş iyiden iyiye en tepedeydi uykuya daldığında. Günlerden sanki en soğuk olanıydı. Herkes evinde uyuyor… Birisi gidiyor… Bir hayvan onu takip ediyor…

Emekli

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...