Bir Şehir ve İki İnsan

Gece Gündüz
A A

Bir Şehir ve İki İnsan

Güllerle dolu caddeler
Sırılsıklam kokuyorlar
Yaşlarla ağıt yakıyor yaslar
Kurumuş semailer açıyor sokaklarında
Dayanılmaz yağmurlarla vuruyor damla damla
Her damlasında kalbinden iniyor bileklerine

Damlarda bir yağmurun şiiri
Pencereye vururken nağmeleri
Bir kesik iniyor kalbine
Bir damla daha düşüyor bileklerinden yere
Acının en şiddetli halini bile bile
Usanmadan başlıyor yine yeni bir soneye
Bir Shakspeare daha süzülüyor damarlarından
Kan kaybından öldürülüyor usta bir şair daha aşkından
Nereye yağıyor oysa bu yağmurlar
Kaç İstanbul etti yaslarla dolu caddelerinde yakılan ağıtlar

Hicaz bir kalbin kızlığına sarılmış kollarından
Kırmızı renkli çiçeklerle kurtarılıyor tüm intiharlarından
Kokusu bile ıslak kalmış son ölümünde
Tasarlanmış bir aşkın kalbinden asıyor kendini
Teslim ederken okuduğu tüm şairleri sevdiği bir ölüye

Biçimsizliğin sesi duyulmadan önce
Dayarken sırtını gezilmiş bir şehrin sokaklarının sersemliğine
Küflenmiş binaların yosunlu duvarlarında
Hayranlıkla bakılan bir aşkın gölgesi büyük geliyor boyuna
Boyundan büyük anlamlarla girişilmiş bu hayranlığa kelimeler üretmeye
Tüm olağanlığıyla yetersiz kalmış adamlarca
Olağanlığıyla bir kadın sureti çizilmiş koca bir şehre
Ve sevilmemiş Kadıköy sokaklarında
Tarihi eser muamelesi görmüş bir kadın ve bir adam otel odalarında
Çırpınırlarken tahtakurusuyla kaplı yataklarda
Kendilerini birbirlerine ifade etmeye kalkışmışlar
Anlamı yetersiz kalan sözcüklerle inandırmaya

Sadece gezilmemiş bir şehir anlaşılan
Değeri bilinememiş bütünleşirken birbirleriyle bir şehir ve iki insan
Terk etmeyi düşündürmeye başlarken durmuş saatlerindeki zaman
Artık dar gelmeye başlamış bir şehrin rahmi
Kaldıramamış bunca seli caddelerinden içine akan
Çok mu geç kalınmıştı gitmeye hislerin hüsranını duyumsamadan
Duyumsanmak ister miydi bir aşk karşılıklı bir biçime sokulmadan
Islatamaz artık arda kalanları yağmurlarında boğulan
Canlandırılması güç bir ölüm içeriyordu gözlerinden sokaklara taşan

Herkesin payına düşen sapağılar var bu kaçışlardan dönülecek
İki kişilik genişliklerden kalabalıklarla ilerlenecek
Her adımda darlığından şikâyet ettirerek
Korkulardan arınıp bütün duyguları siyaha boyamaya girişecek
Son kalan mateme sadece bir kırmızılık eşlik edecek
Tüm yolları geri dönme ihtimaline karşı hazır bekleterek

Düşmüş buramlar süpürülmüş kaldırımlarından oysa
Bir kadının saçlarına yapışıp kalmış kalkan tozlarla
Kokusu salınmış düşen çiselerden tüm sokaklara
Tertemiz vaat edilmişti o yollar tüm yürüyenlere oysa
Tenhalaşıyor saçlarında büyüttüğü hayal kırıkları yayılmaya başladıkça
Yağmurları indikçe yayılıyor biriktirdiği tüm ıslak ağıtlar kaldırımlara
Bencilce sevişmelerin izleri taşınıyor nasır tutmuş topuklarda
Kalbiyle yürürken başkasının ayaklarıyla düşüyor şimdi döndüğü yollara
Gitme diyemezken kalkışıyor öpmeye taşıdığı yükleri namussuz gururlarıyla
En çok yara almış bu ayrılık gurursuz bir şairin yazdığı namussuz mısralarda
Eksik pay edilmiş helalleşilirken bırakılanlar vücutlarında
Aceleye getirilmiş bellice boğazlarından geçen son lokmada
Birikmiş mayhoş bir gecenin susuzluğu anımsatıyor damağında
Yabancı bir dilin dolaşan son tadını rahminde ve ağzında
Elleriyle gezinirken hayallerini kurduğu sıkışık mutluluklarda
Geniş bir intiharın matemine sıcak bakılıyor içinde bırakılan siyahlıklarla

Sonuna yaklaşılmış bir yolun sapağı dönülürken kararıyor ışıklar
Artık elinden tutup yol gösteriyor kör olmuş gözlerine kırmızılıklar
Yumuluyor bütün gözler kaçışırken bir şehirden tüm kalabalıklar
Olağanca gücüyle bir kadın ve bir adam daha çizmeye yelteniyor yalnızlıklar
Yanında götürdüklerine refakatlik ediyor caddelerine yağan hüzünlü yağmurlar
Eskidikçe değerleniyor yosun tutmuş evlerin gölgesine sığınan tarihi kalıntılar
Kıymeti bilinemeden öpülmeye çalışılıyor her köşe başında o dudaklar
Değerini gün geçtikçe yitiren o paha biçilmez ıslaklıklar
Hangi ölümün şarkısını çalıyor kim bilir iz bırakılanlar
Kim bilir kaç kişiyi öldürüyor bir kalbin senkronize atışına denk düşen dokunuşlar
Hatırlanmak istenir mi tekrar el ele tutuşulup kirletilen o masumluklar
Son adımda geriye bakılırken saygınlığını kaybetmiş eskiyen hayranlıklar

İlk ölümünde ayrılmıştı bu şehirden
Kendisini bıraktı caddelerine yanına sevdiği bir adamı alırken
Antlar içildi geri dönülmemeye mezarlarına güller bırakılırken
Çabuk unutuldu yeminleri yağan yağmurlar ölülerini tekrar diriltirken
Onun için yazılmış tüm şiirler bir şehrin büyüklüğünden bahsederken
Düğümler atıyordu arzularının boyunlarına şairleri şiirlerini kalbinde sallandırırken
Düşünmeye imkân vermiyordu yazılmış mısralar bedeninden kayıp giderken
Esir düşmüştü kendi tasarladığı bir aşka gezilecek yerler planlarken
Geri dönülmesi imkânsız sokaklara çıkıyordu umutları yolunu kaybederken
İsmi yazılmıştı çoktan mezar taşlarına ruhu başka intiharlarda şad olurken

Güllerle dolu caddeler
Sırılsıklam kokuyorlar
Yaşlarla ağıt yakıyor yaslar
Kurumuş semailer açıyor sokaklarında
Dayanılmaz yağmurlarla vuruyor damla damla
Her damlasında kalbinden iniyor bileklerine
Yeşeriyor tekrar engel olunamayan hunharca ölümlere.

Emekli

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...