İyi Bir İnsanın Ardından

Gece Gündüz
A A

İyi Bir İnsanın Ardından

Çok “Kalemder” bir insandı kendileri
Yo yo yanlış yazmadım
Evet, çok “Kalemderdi”
İyi yazardı, iyi okurdu
Bir de laf aramızda sevdi mi de adam gibi severdi
Sağlam severdi
Bütün hücreleriyle, bütün kelimeleriyle ve harfleriyle; bir şiir gibi, bir destan gibi, bir masal gibi severdi
Gönlü bol bir insandı kendileri
Çoğu kez kedileri severken görmüşüzdür
Yaşlıların poşetlerini taşırken
Çocuklarla çocuk olurken
Gülerken koca bir ağız dolusu, kendi siyasi fikrinden olmayanlarla
Geçerken çarşının önünden, tek tek selamını işitmişizdir elbet
Kin tutmazdı kendileri
“Öfkelenmeye harcayacak vaktim yok” derdi hep
Gözleri sevgiden ışıl ışıldı
Güldüğü vakit insanın içi ısınırdı
Küfür nedir bilmezdi
O öyle bir adamdı ki bize küfretmeden sövebilmeyi öğretti
Sonra o kadar da arkadaşı yoktu
Kedileri vardı
Birkaç kuşu, bir de cam fanusta iki Japon balığı
Yani demem o ki:
Evinde küçük bir besin döngüsü besliyordu
İnsanlar da şaşmıyor değildi bu duruma
Nasıl olur da bu küçük dostlar birbirini yemezdi?
Nasıl olur da kırk yıllık dost gibi davranırlardı birbirlerine?
Gerçi ben bir teori atmıştım ortaya fakat ortamda pek de ciddiye alınmamış, hatta alay konusu olmuştu
Teorim şuydu:
Canlı sevgiyi bir kere aldıysa damarlarına, kedi köpek gibi didişmez
Canlı bir kere sevildiyse sevmeyi de öğrenir elbet
Ki sahipleri bu işi çok iyi bilirdi
Güzel severdi
Onun evinde kedilere kuşları emanet edebilirdiniz
Sokaklara çıktığında üzülürdü
Çünkü o her sokağa çıktığında hayvanlar insanlardan kaçardı
Çoğu kez elindeki salam parçasını bir sokak köpeğine fırlattığında köpeğin onu taş zannedip topallayarak kaçtığına şahit olmuştu
Hayvanların insanlardan kaçmasının sebebini şöyle yalın bir ifadeyle açıklardı hep:
“Hayvanların insanlardan kaçması, sopayla dövüşebilen hayvanlar yüzünden oluyor.”
İşte bu da onun tarzında bir küfretmeden sövme şekliydi
Çok kibar insandı
Ama çok da sinirliydi
Özellikle değerlerinden taviz vermek zorunda kaldığında
Bize belli etmemeye çalışırdı fakat kıpkırmızı kesilirdi, dudakları titrerdi ve kalbi daha hızlı çarpardı sinirlendiğinde
Sesi karizmatikti
Şiiri de çok severdi
En çok da aşk şiirlerini tabii ki
Ağır sevdalandığı bir kadın olmuş zamanında
Acayip tutulmuş
Ona hep şiirler yazarmış fakat veremezmiş korkusundan
Peşinde dolaşırmış gizliden gizliye
Sonra ilkokul bitmiş, o uzaklara gitmiş fakat bizim abi hep orada kalmış
Geçmişinden bir türlü çıkamamış
Başka kadınlara aşık olmaya çalışmış fakat olmamış
Abi anlatsana o kızı dediğimizde bize şöyle derdi:
“O benim elemim. En tatlı acım. Ona gitmek bana yazmak düştü. Ben de şimdi elemimi yazıyorum kağıtlara.”
İşte böyle de yaralı bir insandı kendileri
Dost meclislerinde sohbeti fena da değildi hani
Sarardı adamı
Ama bazen çenesi düşerdi ya neyse
İyiydi abim
Temiz yürekliydi
Sevda bu hayatta en çok onun üstünde güzel dururdu
Çok “Kalemder” bir insandı kendileri
Yanlış söylemiyorum
Çok “Kalemderdi”
Yazmayı; sevmek kadar çok severdi.

Samet Taş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...