5 Maddede Türkiye’de Şiir Neden Satmıyor?

Gece Gündüz
A A

5 Maddede Türkiye’de Şiir Neden Satmıyor?

Türkiye’de şiir neden satmıyor?

Bu öyle ayaküstü konuşulacak bir mevzu değil. Gelin isterseniz kanayan bu yaramızı madde madde konuşalım. En azından sorunu belirleyebilirsek can çekişen Türk şiirini ve gerçek Türk şairlerini kurtarma şansımız olabilir.

1) FANTASTİK ROMANLAR
İnsanlar artık şiir okumak istemiyorlar, kendilerini üstünde yaşadıkları gerçek dünyadan sıyırabilecek olan fantastik romanları okumak istiyorlar.

Edebiyat artık hızlı üretilip hızlı tüketilen bir mecra haline geldi. Neredeyse her gün yeni bir roman yazarı olağanüstü kurmaca dünyasını insanların önüne seriyor. Peki bu insanlar ne yapıyor?

İşte patronundan azar yemiş, toplu taşımada üç kere tacize uğramış, yolda yürürken ayakkabısının topuğu kırılmış olan ablamız da veriyor kendini Hayri Pıtırcık’ın gizemli dünyasına. Uçan süpürgelerle geziyor, birkaç havalı Latince kelime öğreniyor, Burunsuz Ağabey ile savaşıp yendikten sonra dalıyor uykuya.

Yani demek istediğim şiirin satmamasının en büyük sebeplerinden biri insanların kendini gerçek dünyadan soyutlama isteğidir. Güzel bir serüvene çıkmak varken kim şiir okuyup onun üstüne kafa yorsun ki? Uyuşturalım kendimizi ablacım. Ver damardan fantastiği. Ver labirentte koşan ergenleri. Ama unutma ablacım. Ne olursa olsun beşinci günün şafağında Zincirlikuyu durağında olman lazım. Yoksa ne olur? Kovulursun.

2) ŞAİRLER VE KENDİNİ ŞAİR ZANNEDENLER
Türkiye’de her iki kişiden üçünün şair olması da şiirin ülkemizde satmamasının nedenlerinden biridir. Bu kadar şair olunca ne oluyor? Halkın, işini saygıyla, özenerek ve severek yapan gerçek şairlere ulaşması zorlaşıyor. Buna kimler sebep oluyor peki? Kendini şair zanneden ukalalar.

Amcacım burada kimseyi küçük düşürmek değil. Sana kimse şiir yazma demiyor. Yaz. Hobi olarak yine yaz ama bunları bizimle paylaşmak zorunda olmadığını da bildirmek isterim. Zira anlatmak istediğim mevzuu bir alıntıyla da taçlandırmak isterim.

SENİ
“Uzunca zamandır görmeyeli seni
Bir başka kadın, bir hoş olmuşsun
Kollarıma alıp da sarmayalı seni
Beyaz peynir gibiydin, kaşar olmuşsun”

Bu şiiri yazan amcamız 46 yıldır şiir yazıyormuş. Ne yazık ki hatanın kâr edilip dönülecek bir yeri kalmamış.

İlk paragraftaki şair arkadaşlarımızı gaza getirip şiir yazmaya teşvik eden gazetelerin de bu konuda benim gözümde suçlu bulunduklarını dile getirmek isterim. Hâlbuki gazeteler böyle bir köşe çıkaracaksa gelen şiirlerin dil ve yapı bakımından kalitelerini inceleyecek daha profesyonel bir ekiple çalışması gerekir. Zira biz artık bu tip gazetelerde maniden bozma şiirleri okuyup sinir krizleri geçirmek istemiyoruz.

3) PİYASA VE AŞK ROMANLARI
Piyasa artık şiire gerektiği kadar önem vermiyor. Şiir kitapları yerine aşk romanlarını basmayı tercih ediyorlar.

Peki neden? Kimse almasa bile ergen kızlarımız illa ki raflara yapışıp kitapları vakumlar ve eve gelip üçlü koltuğun üstüne fırlatıverir. Çünkü kitaplar okunmak için değil, bir hevesle alınıp sonra üçlü koltuğun üstüne fırlatılmak için yazılır. Ne de olsa bu kızımız filmi çıkınca gidip izleyecektir ve sonra koşup diğer ergen arkadaşlarına ne kadar güzel bir kitap olduğunu anlatacaktır. (Acilen bu zihniyetten kurtulmamız lazım.)

Aşk romanı yazan piyasa kurtları da şiirin her geçen gün biraz daha ölmesine sebep olmaktadır. Ne yazık ki edebi sektör tamamen kar amacı güden bir şirket haline gelmiştir.

4) GEÇMİŞİN POPÜLERLİK KAZANMASI
Geçmiş şairlerin ve şiirlerin tekrar popülerlik kazanması da yeni şiirlere ve şairlere olan ihtiyacı azaltmıştır. Çünkü bunlar öyle şairlerdir ki her zaman bir yerlerde anlaşılmayı bekleyen sözleri durur. Bu durum “Şiir Sokakta” akımıyla iyice ciddiyet kazanmıştır.

Fakat insanlarımız bu şairlerimizin şiir kitaplarını okuyup fikir dünyalarını kavrayabilmeye çalışmak yerine, bu güzel kitapları bir bardak kahvenin yanına meze yapıp insanların gözüne sokarak Türk şiirine en büyük ihaneti yapmışlardır. Tabii ki de bu sözüm kahveyi içip kitabı okumayanlar içindir. Onlar üstüne alınabilir. Bir zahmet onu da alının yani.

5) İLETİŞİM ARAÇLARININ ÇOĞALMASI
İletişim araçlarının çoğalmasıyla birlikte insanların hasret duygusunun giderek zayıflaması ve artık eskisi gibi hasretlerin yaşanamıyor olması da Türk şiirinin artık duygusunu kaybetmesi ve bu yüzden de güzel işlerin azalması günümüzde şiirin satmamasına örnek olarak gösterilebilir.

Bu gibi durumlara bir örnek vermek istiyorum: “Nazım Hikmet aranmaktadır. Bu arada da sevgilisiyle Gülhane Parkı’nda buluşmak için sözleşir. Nazım buluşma yerine önce gelmiştir. Fakat polisin de orada olduğunu görünce civardaki bir ceviz ağacına tırmanarak ağacın tepesinde saklanır. Sevgilisi gelir fakat Nazım’ı bulamaz. Nazım Hikmet de orada ‘Ceviz Ağacı’ şiirini yazar.” Demem o ki insanlar artık günümüzde yaşanan aşklara eskisi kadar tesirli bir inanış göstermiyor. Bu da günümüz şairlerini kendine inandırma çabası içerisine itiyor. Sonuçta ne mi oluyor? Genç ve başarılı şairlerimiz istediği gibi kendini anlatamıyor ve bunun sonucunda da gözbebeğimiz, canımız ciğerimiz Türk şiiri yeni nesil pazarlama harikası olan, fakat hiçbir gerçekliği bulunmayan yazı müsveddelerine kaybetmek zorunda kalıyor.

Samet Taş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...