Ve Aşktır

Gece Gündüz
A A

Ve Aşktır

Adımı söyleyişi ki beni içinde bulunduğum zamandan, mekandan alıp adımı ilk kez söylediği anda tanıştırdığı bambaşka bir zamana ve mekana götürür. Orası çocukluğumda hayal ettiğim pamuktan bulutların üstü gibidir biraz. Hani koşup bir buluttan diğer bir buluta atlamak, iki bulut arasındaki boşlukta aşağı bir göz gezdirip orada bıraktığın yeryüzünün değersizliği üzerine düşünmek ve atladığın bulutun yumuşaklığının huzurunu yaşamak gibi. Anne rahmi gibidir biraz. Güvenli, sakin, rahat; ayrıldığın anda, aslında ona uygun olarak yaratıldığın dünyadan tedirgin olacağın.

Yorgundur biraz. Gözlerinin kenarları ele verir yorgunluğunu. Hikayeler topladığı o gözüyle dokunduğu her yer ele verir işte. “Yoruldum.” deyişi kalbimin ortasını sızlatır. O an anlarım dinlenmek değildir zor olan, dinlendirmektir. Üstüne bir de ben yorarım. Sonra kendime kızarım, benim kendime kızdığım kadar o bana kızamaz.
İçinde bulunduğum hayata ve diğer her şeye anlamını verir. En çok da kendi varlığıma… Hani, Allah bizi birbirimiz için bu zamana taşımış gibi. Yoksa ben bin yıl önce de yaşayabilirdim, bin yıl sonra da, derim. Onun için bu zamandayım. Benim için bu zamanda.

Sesi sarar beni uyurken. Kırılgan, yorgun, üzgün de galiba biraz, ama umutlu ve sabırlı sesi. Kokusu burnuma gelir sonra. Burnunda tütmenin ne demek olduğunu anlarım.

Hayatın tüm o olağan akışını bozmuştur. İyi ki bozmuştur derim. Kalbimin ritmini değiştirmiş, gözlerimdeki perdeyi kaldırmıştır. Kendime odaklandığım şu dünyada benliğime karışmıştır.

İçinde bir çocuk taşır. Tanrı’ya adadığı bir çocuk. Koruyup kolladığı bir çocuk. Bazen çıkartıp yorgun gözlerindeki yorgunluğu silen kocaman bir çocuk…

Ve aşktır, aşkın ta kendisi…

Rüveyda Yılmaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...