Şahsa Münhasır Hesaplaşma

Gece Gündüz
A A

Şahsa Münhasır Hesaplaşma

-Tamam, sus. Bu benim meselem. Bu benim hesaplaşmam. Dokunma ona.

Kalbimin atışının değiştiğini hissediyorum. Yoo yo, hızlanmadı aksine yavaşladı sanki. Kendime acıdığım zamanlarda hep böyle olur; kalp atışlarım yavaşlar da avucumun içinde toplanır sanki atışlar. Ve kalbimde bir acı, damarlarım yoluyla tüm hücrelerime dağılan bir acı… Boğazda düğüm? Olmaz, çünkü gözyaşını acizlik olarak gören ben, boğazımda düğümlere asla müsaade etmem ki kendime acıdığım vakitlerde bir de aciz hissetmeyi asla istemem. “Bu benim hesaplaşmam.” Benim kendime ait bir hesaplaşmam olmadı hiç. Hesaplaşmalarım hep umuma açıktı ve herkes fikrini söyleyebilirdi. Hesaplaşmalarımı değil de yaşamımı değersiz kıldığımı hissettim. Sonra bu histen hemen uzaklaşıp gençliğime verdim. Gözümün kenarında hiç çizgi oluşmamış olmasına, saçlarımdaki beyaz yokluğuna ve hayatta aslında kayda değer bir zaman geçirmemiş olmama… Kim bilir hayat önüme daha ne hesaplaşmalar çıkaracak?

– Bilmene gerek duymadım, çünkü bu benim kendimle hesabım. Bir başkasının beni zerre kadar bile haklı görmesini ve benim yerime neticeye varmasını, hesabımı kapatmasını istemiyorum. Bu bana ait, anlıyor musun?

Nasıl da rahat bir başkası dedi. Hayır, boğazımda bir düğüme yer yok. Hayır, hayır, hayır. Bir başkası olmak… Üstelik sen benim gözümde herkesi silip atabilecekken ben bir başkası mıyım senin gözünde?  Bunca zaman kendini benden sakınması beni üzmüştü elbette ve bir başkası olmak… Ama sahip çıktığı duygular ve anısı onu benim gözümde daha da değerli kılıyordu. Garip bir şekilde gurur duyuyordum. Evladı düşen arkadaşını yerden kaldırmış anne gururu… Oysa ben hiç anne olmadım. Oysa ben anne olabilecek kadar büyümedim de…

-Bu klasik bir hikaye, dedim kıskandığımı belli etmemeye çalışarak.

-Bu senin için sıradan olabilir ama benim için dünyada ayrılmış hayat parçası içinde, tüm bu yaşadıklarım içinde olağanüstü olan tek şeydi, dedi.

Bir insanın hayatında olağanüstü olmanın yaşattığı duyguya aşina olmayı kim istemez ki? Bir insanın hayatına girip onu yerle bir etmek ve yeniden inşa etmek… Dünyadan öylesine gelip geçen iki insan değil de dünyada yaşamış iki insan olmak… Belki mutlu bir sona erememek fakat yaşamış olmak işte yine de.  Neticede bu bir masal değil, bu bir hayat. Yaşanmış olması gereken bir hayat.

-Klişeler iyidir, dedim. Güvende hissettirir.

Rüveyda Yılmaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...