Alelade Bir Unutuş

Gece Gündüz
A A

Alelade Bir Unutuş

İlkokuldayım. Saç diplerim o kadar kaşınıyor ki kezzap döküp yakmak ya da kafamı kesip atmak istiyorum. Tuhaf bir şeyler olduğunun farkındayım ve aklımda birtakım olasılıklar dolaşıyor. Gün bitmek bilmiyor. O zamanlar mazeret bildirilip okuldan izin alarak evin yolunu tutabileceğimizin bilgisine sahip değilim henüz. Sahip olsam da fark etmez gerçi, aklımdaki olasılıklar tarafımca mazeret olarak gösterilemez.

Öğretmenimi izliyorum derslerde. Aklım saç diplerimde olduğundan ne dediğiyle pek ilgilenemesem de hareketlerine odaklanıyorum. Soru sorup yanıt beklerken bıyıklarını yiyor, gözlüklerini arada yukarıya kaydırıyor, adımlarını da dışarı doğru atıyor. Sesi o kadar gür ki yanımda konuştuğunda sesinin kendi içimde yankı yaptığını hissediyorum. Ondan biraz korkuyorum ama seviyorum da galiba.

Okul paydos zili çaldığında ne öğretmenim ne arkadaşlarım umurumda olmuyor eve belki de ilk kez koşarak gidiyorum. Zile ardı ardına basıyorum bir yandan da “Anneee, anneeee…” diye haykırıyorum. Kapının açılmasıyla benim beşinci kata çıkmam ve kendimi içeri atmam arasında saniye farkı yokmuş gibi hissediyorum. Anneme heyecanlı heyecanlı saçlarımın dibinde olan hareketlenmeyi anlattım, annem bir kahkaha patlattı ve bir şey demeden aldı başımı dizine dayadı. Teşhis tez koyuldu, korktuğum başıma gelmişti. Annem; “İlacı var bunun hallederiz.” diyor ama ben saçlarımdan kurtulmaya kararlıyım. Saçlarımdan da tiksiniyorum. Önce itiraz etse de ağlamalarıma dayanamıyor ve tamamı veriyor. Elbette ilaç destekli olarak…

Soluğu kuaförde alıyoruz. İçimi utanç duygusu kaplıyor. Sanki ayıp bir şey yapmışım gibi hissediyorum. Oysa kimse garipsemiyor durumu, ben hariç. Saçlarımı kestirip aynaya baktığımda görüntü hiç hoşuma gitmiyor. İstediğim modelin uygulanmasıyla bende ortaya çıkan sonuçtan hiç memnun değilim, çünkü tokalarım olmasa sevimli bir erkek çocuğuna benziyorum. Oysa ben sevimsiz bir kız çocuğum.

Kuaförden çıkıp anneannemlere gidiyoruz, daha doğrusu nenemlere… Anneannem, ona anneanne diye seslendiğimde üstüne alınmaz, çünkü onun için yabancı bir kelime. Babaannem ise kendisine nene diye hitap edilmesinden hiç haz etmez. Ona babaanne dememiz için ısrar ettiğini ve alıştırmak için epey çaba harcadığını hatırladığımda hala gülüyorum.

Bahçeye girdiğimizde dedemin her zamanki gibi bahçeyi süpürdüğünü görüyorum. Dedem bahçeyi süpürür, sonra süpürdüğünü unutur, tekrar süpürür ve yine unutur tekrar, tekrar, tekrar… Bazen de yorulur, yorulduğunu da unutur. Özenirim onun bu haline. Kavgasını da unutmuştur, pişmanlıklarını da, küslüklerini de, çabaladıklarını da… İçinde kalan bir ukdesi yoktur hayata dair mesela. Onun için bir saniye öncesi ya da sonrası yoktur, onun için sadece şu an vardır. Dedemin şu anları da suya yazı yazmaktan farksızdır.  Ve dedem en çok da kendini unutmuştur.

Tüm bu unutulmuş geçmiş ve unutulmaya mahkum şu an içinde unutmadığı tek kişi vardır; nenem. Neneme ilk günkü heyecanıyla bakar hep. (Mübalağaya müptela kalemimden çıkan belki de en olduğu gibi olan cümle.) “Sevdiğin kim?” dediklerinde mahcup bir gülümsemeyle nenemi gösterir. Nenemin adını çoktan unutmuştur  aslında ama içinde taşıdığı sevgiyi unutmamıştır. Bu bana hep masalsı gelmişti, hala da öyle gelir. Kendini dahi unutmak ama sevdiğin kadını unutmamak…

Dedemi kutsal emaneti olan süpürgesiyle baş başa bırakıp eve çıkıyoruz. Ben bir ara balkona dedemi kontrol etmek için çıkıyorum. Dedem beni görünce yıllar önce kaybettiği torununu bulmuş gibi seviniyor,ki onun için gayet normal bir duygu, beni çağırıyor yanına. Benim gözlerim doluyor, çünkü dedemin beni hatırladığı zamanlarda ben dedemin dedem olduğunun farkında olabileceğim çağlarımda değildim.  Hop, yanındayım.  Kolunu omzuma koyuyor. Dede torun olarak en içten olduğumuz tek ve son zaman. Ve dedem; “Büyüdün be Osman.” diyor neşeyle. Gülümsemem yüzümde donuyor, gözlerim doluyor, boğazımda şu meşhur düğümlerden… “Büyüdüm dede.” diyorum.

Osman kim bilmiyorum, dedemin de hatırladığını sanmıyorum.

Ve aslında biraz da korkuyorum.

Rüveyda Yılmaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...