Ah, Eyvah

Gece Gündüz
A A

Ah, Eyvah

Oysa gerçekten sevilmeyi sevmek farkıyla kaçırırken bunu hiç umursamamıştı. “Bana ah etme.” demişti ona. “İnsan sevdiğine ah eder mi? Ah ederse sevmek iddiasında bulunması doğru olur mu?” dedi o da. Oysa ikisi de bilirdi insanın şu dünya üzerinde en çok sevdiğinin yaptığına canı yanardı ve insan en çok canını yakana ah ederdi.

Oysa onda sevilecek tek bir haslet bile yoktu. Sıradandı işte, en sıradan. Bundan gocunmazdı, huzur bulurdu. Olması gerektiği gibi olduğuna inanırdı. “Sadece beni gözünde büyütüyorsun.” demişti. O, cevap vermedi gülümsedi. Acı acı gülümsemenin ne olduğunu o an anlamıştı.

“Senin için mektuplar yazdım, göndermeye cesaret edemediğim mektuplar.” dedi. “Şair, şair konuşma.” demişti. “Şair olsaydım gönderecek cesaretim de olurdu.” dedi. Bu acı gülümseme sesinde dahi yer etmeye başlamıştı. Yüzünü görmese bile sadece ses tonundan acı acı gülümsediğini anlayabilirdi, tıpkı içindeki kırıklığı sesinden anlayabildiği gibi.

“Hem sana okuduğum kitap bitseydi, o zaman gönderecektim. Kitap da bitmedi. Kitap gibi bizim hikayemiz de yarım kaldı. Mutlu sonla bitmiyordu zaten. Belki de yanlış kitabı seçmişimdir. Ne dersin?” dedi. Acı acı gülümseme sırası yer değiştirmişti. “Bizim hikayemiz buraya kadar.” demişti, kırık bir kalbe ağır darbeler indirdiğini fark etmeden.

Kırık bir kalp, kalp kırdığı için korkak kalan bir kalp olarak yollarını ayırdılar. Kırık olan kalp iyileşmeye başlayacak; hatta belki bir zamanlar kırıldığını bile unutacak ve tekrar aşık bir kalp olacaktı. Olmalıydı. Hayat ona bu şansı tanımalıydı, hak ediyordu. Korkak kalp ise, bir gün aşık bir kalp olmaya meyledecek ve meylettiğiyle kalacak, kırılacaktı. Oysa “Bana ah etme.” demişti. Çünkü ah, eyvaha açılan kapıydı, bilirdi.

Rüveyda Yılmaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...